“Devlet yükümlülüklerini kasten yerine getiremiyor”

İnsan odaklı olmayan bu ülkede, engelli insanlar için her şey çok daha zor.
İnsan odaklı olmayan bu ülkede, engelli insanlar için her şey çok daha zor.
Onlar her sorunun iki katını yaşıyor.
Engelli olmaları bir yana, önlerine koyulan engellerin aşılması daha imkânsız.
Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı, engelli insanları ilgilendiren bir açıklama yaptı.
Herkesin bildiği ama söylemediklerini seslendirdi, hem uyardı, hem de hatırlattı.
Omdusman Emine Dizdarlı özetle şunları söyledi;
“Pozitif Yükümlülük sahibi Bakanlıklar ki bu Bakanlıklar esasen İçişleri, Çalışma, Sağlık, Eğitim, Maliye ve Ulaştırma Bakanlıklarıdır. Bu yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina eylemektedirler. Netice olarak, bahsi geçen Bakanlıkların, mevcut yasalardaki pozitif yükümlülükleri yerine getirerek, engelli vatandaşlarımızın engelsiz bir hayat yaşamasına katkı koymaları gerekmektedir. Bu bağlamda, İçişleri, Çalışma, Sağlık, Eğitim, Maliye ve Ulaştırma Bakanlıklarını yasalardaki görevlerini yerine getirmeleri hususunda uyarırım. Birçok ülkede insan hakları ve özellikle engelli hakları söz konusu olduğunda, devletlerin kati ve kesin sorumlulukları ve pozitif yükümlülükleri mevcuttur. Devletin sadece kişilere hak sağlaması değil, sağladığı hakların korunmasını, uygulanmasını ve bu hakların ihlal edilmesi halinde ihlal eden kişi, kurum veya kuruluşlara yaptırım uygulaması gerekmektedir. Yasalar mevcut olmasına rağmen, devlet engellilerle ilgili bu yasalardaki pozitif yükümlülüklerini kasten yerine getirmemektedir”.
Devlet engellilerle ilgili ve yasalara rağmen yükümlülüklerini kasten yerine getirmiyor.
Bu altı çizilecek bir cümledir.
Belki yaptırım gücü yok, ama bunların söylenmesi, birilerinin hatırlatması, farkında olması, uyandırması ve uyandırırken uyarması önemlidir.
Bir ülkeyi, bir devleti, anlamlandıran, değer katan, insanıdır.
İnsanın sahip çıkması ile devlet yücelir, karşılığında, devlet de insanına sahip çıkar.
Herkes, yasalar, kanunlar, kamusal hizmetler karşısında eşit olmalıdır.
Peki, kuzey Kıbrıs’ta böyle midir?
Böyle olsaydı, bu yazı yazılmaz, bu köşede yayınlanamaz ve sizlerde bu yazıyı okumazdınız.
Lefkoşa Devlet Hastanesine yolum düştü, park yeri uzak, bir anne, sırtında engelli çocuğu, yürümeye çalışıyor.
Ve kendi kendine mırıldanıyor, “bunu bile düşünemediler”.
En önemli sorunlardan biri ulaşım.
Birçok engelli çocuk ulaşım sorunu nedeniyle eğitim alamıyor.
Özel ve devamlılık isteyen bir ulaşım sistemi şart.
Sosyal devlet olduğu yazılı yasalarda kalan KKTC, engelli vatandaşlar konusunda da sınıfta kaldı.
Yöneticilerin böyle bir sorunu hiç olmadı, şovdan öteye geçilemedi.
Acıyarak ve günlük düşünerek bu insanların topluma kazandırılması, rehabilite edilmesi, sıradan insanlar gibi yaşaması sağlanamadı.
Çok mu zor düşünmek, empati yapmak, önceliğe insanı koymak.
İnsanla paylaşmadıktan, barışmadıktan sonra neyin değeri var?
Bu haber 632 defa okunmuştur

:

:

:

: