38. Uluslararası KIBATEK Şöleni – 3-

7 Aralık pazartesi… Bugün oldukça yoğun bir programımız var.
7 Aralık pazartesi… Bugün oldukça yoğun bir programımız var.
Güzel bir güne uyanmak… Hele de İzmir’deyseniz… Kordon’da kaldığınız otelin en üst katında denizi ve martıları seyrederek kahvaltı ediyorsanız…
Önce günlerdir bizimle olan Bosna Hersek Fahri Başkonsolosumuz Kemal Baysak’ı makamında ziyaret edeceğiz. İzmir’de yapılan her etkinliğimizde bu bir gelenek haline gelmiştir. Bence konsolosluk görevinin layıkıyla nasıl yapıldığını görmek isterseniz bu muhteşem zatla tanışmalısınız. İşini bu kadar severek ve özveriyle yapan birine daha rastlamak o kadar kolay değildir çünkü…
Sabah 11.00 de Sayın Kemal Baysak’ın makamındayız. Özenle hazırlanmış kocaman salonda yerlerimizi alıyoruz. Kendileri çok zeki, aramıza katılanların ülkesini, adını çabucak öğreniyor. Eskiden bildiklerine de inanılmaz sorular sorarak bizi şaşırtıyor…Ne hafıza!
Ona Kıbrıs işlemeli tepsimi ve son kitabımı sunuyorum… Hepimizle ayrı ayrı ilgileniyor. İkram sonrası müze ve sergi salonu haline getirilmiş galeriyi ziyaret ediyoruz. Kendisine takdim edilen her obje, her bayrak özenle ilgili bölümde saklı… Her birinin bir hikayesi var…
Ardından yemek yiyip hemen Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesine geçiyoruz. Önce Dekan Prof. Dr Süleyman Başlar’ı ziyaret ediyoruz… Bizi son derece sıcak ve sevgiyle karşılıyor. Tek tek ilgileniyor, sorular soruyor.
Ona da bakır bir Kıbrıs tepsisi sunuyorum. Elbette kitabımı da… Ardından öğrenci ve öğretim görevlilerinin bizi beklediği salona geçiyoruz… Salon sığmamış, öğrenciler duvar kenarında beşli bir kuyruk oluşturmuş… Yüzler pırıl pırıl heyecan dolu…
Bugün bildirimi sunacağım, şiirler okuyacağız. Oturum başlıyor. Önce Bosna Hersek’te Türkçe, Trük Edebiyatı ve Türkoloji konulu bildirisini sunuyor Mirza Basiç… Ardından Makvala Gürcistan’da Türkçe, Türk Edebiyatı ve Türkoloji isimli bildirisiyle karşımızda… Ondan sonra Irak Türkmen Edebiyatı ile sevgili Şemsettin Küzeci yer alıyor…
İşte şimdi sıra bende… Kıbrıs Türk Edebiyatında Neriman Cahit ve şiir anlayışı… Heyecanla, çabuk çabuk anlatıyorum. Hazırlığım sayfalar dolusu ama özet yapmak gerekiyor. Nasılsa dosyanın tamamı bölüm başkanlığına teslim edilecek. İsteyen öğrenciler yararlanabilsinler diye…
Sıra Şiir Şöleninde… “ Aşk Sobelesin Bizi “ diyorum. Gençler bayılıyor… Alkışlar alkışlar… Herkes şiirini bitirince program da sona eriyor. Öğrencilerin sıcacık iltifatları, ben de soru sorayım, konuşayım diye çırpınışları, röportaj yapanlar… Birbirimizden zor ayrılıyoruz…
Yemek öncesi Sevgili Makvala’nın önceden hazırlık yaptığı özel SES Stüdyosunda… Erhan Doğan tarafından sıcacık karşılanıyoruz. Şarap ikram ediyor. Ses kaydımıza göre müzikleri kendi hazırlıyor… Görüntülerimiz de alınıyor. Harika bir sürpriz elbette… İzmir şiirleri okuyorum…
İzmir Akşamlarında
Hey, koca şehir
sen büyüdükçe
ben küçülüyorum yanında
ayak seslerin çoğaldıkça
azalan yalnızlığım oluyor...

seni anlamak gerek
'denizi kız, kızı deniz ' mi kokarsın?
sana gelenler
bir sevdaya tututlur derler...
doğru mu vefasızlığı güzellerinin
yüreğimin yarısını getirdim sana
öte yarısı şafakların arkasında...

yıldızlarından bir kucak ver
buğulu akşamlarında yükselen ıtırdan da
bir o kadar kat içine
başdöndüren cazibeni de karıştırırsan
' Aşk iksirim' olursun unutma...

ıslak kaldırımlarında
hüzünleri koluma takıp yürümek
bilsen ne kadar güzel!

sonbahar yapraklarında
ekim yazıyor
solgun bahçelerde aşk kolkola
başımın üstündeki çınardan
akşam güneşini içiyorum...

bütün sokakların
denize inermiş gerçekten
büyülü güzelliğine
aşık olmak işten bile değil...

iyi ki
yüreğimin yarısını bırakıp gelmişim
yoksa sen
bu fettanlığınla
beni bile baştan çıkarırdın...

Ayşe Tural



İzmir'im
İzmir!
sisli bir sabah
hüzünlerini geceye dök
eteklerinden...
sıyrıl bulutlardan
parlasın yüzün
güneşler misali
aydınlat yürekleri...

yeni baştan
'Kurtuluş'un İzmir'i' ol
yürek yürek, damar damar...

yorgun sokaklarınla duy beni
mor akşamlarında sevda kokusu var
martılar zamanın telaşında...

sıyrıl karanlığından
kokuşmuşluk yaramaz sana
tren düdüklerinde
binbir hasret çağrılı...

Ayşe Tural



Son gece yemeğimiz Kemal Baysak’tan… Ona ne kadar teşekkür etsek az… Beş yıldızlı bir otelin önce barında çay kahve ikramı var. Ardından yemek salonuna geçiliyor. Duygusal konuşmalar yapılıyor, teşekkürler ediliyor. Fotoğraflar çekiliyor… Bir başka zaman diliminde görüşmek üzere vedalaşılıyor…
Ertesi sabah yolculuk…
Sabah iyice uykumu alıp odamı boşaltıyorum. İzmir’e yakın bir ilçede yaşayan çok sevdiğim arkadaşım Fatma, kızı Merve’yle otele geliyor. Konak’a gidip kahve içiyoruz. Kemeraltı’nda geziyoruz. Güvercinlere yem atıyoruz… Güneşin altında sahilde yürüyoruz. İzmir burası… Karşıyaka pırıl pırıl… Deniz gri- mavi…
Burada işim henüz bitmedi. Sky Televizyonunda Şiir Saati’ni hazırlayıp sunan Osman Akbaşak ile öğleyin buluşacağız. Beni gelip otelden alıyor. Sky Tv’de canlı yayına katılacağım. Oradan da beni havaalanına bırakacak Uçağa ucu ucuna yetişeceğim.
Program iki bölüm… Birinci bölümünde ben ve Neriman Cahit konuşacağız. İkinci bölümde KIBATEK ve etkinliğe katılan şairlerin şiirlerini okuyoruz… Zaman su gibi akıyor… Ardından havaalanı… Dolu dolu geçen dört gün… Başdöndüren ama çok mutlu geçen dört gün… Hoşça kal İzmir… Seni çok seviyorum…
KIBATEK aileme, Feyyaz Sağlam’a Mevlüt Kaplan’a Leyla IŞIK’a, Güzin Oralkan’a ve emek veren katkı koyan herkese teşekkür ediyorum…
Bu haber 183 defa okunmuştur

:

:

:

: