Tribünlere oynamak

Bir yılın daha sonuna geldik, 2015 yılının son günlerindeyiz.
Bir yılın daha sonuna geldik, 2015 yılının son günlerindeyiz.
Zamanı sınırlamak ve sanki her şey bir an da değişecekmiş gibi yapmak doğru değil.
Yine bildik anlar bildik konularla geçiştirilecek, yaşanacak olan sadece bu.
İnsanlar biraz mola verecek, yeni beklenti, umut ve düşünceler oluşacak o kadar.
Yine erteleyeceğiz hayatımıza yön veren sorunları, “bu yıl inşallah” diyeceğiz yine.
Her yılın, her Aralık ayının bildik tartışması yine gündemde.
13. maaşlar ödenecek mi? Ne zaman ödenecek, Türkiye istediği olmayınca parayı mı kesti?
Bu nasıl bir düzen, nasıl devlet olduğunu iddia etmek, sonsuza kadar yaşatma yemini tutmak, bu şekilde mi?
Bu ülkede sadece kamu çalışanları mı yaşıyor, ülkenin tüm ekonomisi bir maaşın ödenmesine mi kaldı?
Bu tartışma, özel sektörde, asgari ücretle çalışan insanlara karşı en büyük ayıptır.
Bunun adı ayırımcılıktır, ülkenin önemli bir kesimini, özel sektör çalışanını dışlamaktır.
Elbette bu kamu çalışanlarının bir hakkıdır, bu yasal bir kazanımdır ve tarihi de eskidir.
İngiliz döneminden ve haftalık çalışma saatlerine göre hesaplandığı da söyleniyor, 1974 sonrası yönetimin muhalefeti bastırma taktiği olarak başlatıldığı da söyleniyor.
Bu ülkenin tek sorunu bu mu, ya da bir hükümetin bu maaşı ödemesi başarılı, ödememesi başarısızlığını mı gösteriyor?
Bu nasıl bir kriterdir? 13. Maaş ödememekle eleştirilen bir hükümet ve muhalefetliği bu olay üzerinden yapan bir muhalefet.
Tüm bunların bir sonu olacak, bu gidişat bu şekilde yıllarca sürmeyecek.
Yeni adı ne olursa olsun, bu düzen değişmeye başladığında bunların acısı çıkacak.
Olmayan bir parayı, olmayan bir refahı yıllarca paylaştık.
Hem devlet olacağım, hem kendi kendimi yöneteceğim, hem param yok, tasarrufum yok, parama göre yaşama niyetim yok, hem de kimse bana karışmayacak.
Böyle bir dünya yok, devlete, halka, iradeye saygı istiyorsak, bunları başarmadan olmaz.
Bunlar kendiliğinden, geceden sabaha olmaz, olmayacak, en başında istemek, göze almak ve gereklerini yerine getirmek var.
Elbette bunlarla bitmeyecek, önce adalet sağlanacak.
Devletin en önemli gelirleri, adaletli ve ayrıcalıklı bir kesim yaratılmadan eşit, az kazanandan az, çok kazanandan çok olacak şekilde düzenlenmeli.
Bakkal hesabı gibi, bir birini tutmayan, adama göre değişen bir sistem değil, herkese kazancı oranında eşit olacak bir vergi sistemi korkmadan hayata geçirilmeli.
Devlet önce kendinden başlayarak tasarruf tedbirlerini almalı, kurumlarda, bağlı dairelerde, israf önlenmeli.
Bunları birinin söylemesine ya da zorla yaptırmasına gerek yok.
Her türlü altyapıyı, insanlara sağlanması gereken hizmeti sınırlayacaksınız, fakat kendi harcamalarınızdan azaltma yapmayacaksınız.
Reform diye veya ideolojik düşüncelerle sınırlar koymak güzeldir.
Ama bunu sadece Türkiye’ye karşı koymak, kendi içinde ne reform ihtiyacına, ne de ideolojik felsefeye uymamak sadece tribünlere oynamaktır.
Bu haber 799 defa okunmuştur
  • Siyaset dibe vurdu. Hasan Mehmet  Lefke - 29.12.2015 Kimse siyasilere inanmıyor. Partilere güvenmiyor. Hükümet, en yüksek baremden maaş ve emeklilikleri garantileme yeri. Partizanlık hat safhada. En hakiki mürşit mamma. Bir de tutturmuşlar. Bölgecilik kötüdür, düzenimiz sekteye uğramasın, tek bölge seçim sistemi olsun, diye. Yani mammaya devam. Oysa demokrasi demek kişilerin seçtiği temsilcilerin onları mecliste gerçekten temsil etmesidir. Vatandaş bir kişi seçmeli ve ondan hesap sormalı. kendisi için çalışıyorsa amenna. Yoksa bir daha seçmemeli. Bu da Dar Bölge, İki Turlu Seçim ve Başkanlık sistemi ile mümkündür. Bizde Parlamenter sistem olmaz. Olmadığı da görüldü zaten. KKTC 50 seçim bölgesine ayrılıp, her bölge kendi milletvekilini seçmeli. Demokrasi budur. Başkan kabinesini işin ehlinden kurmalı. Hukuk bağımsız olmalı. Güven oyu kaldırılmalı, parti disiplini yasaklanmalı. Yoksa köhnemiş KKTC ile bir yere varılması mümkün değil.
  • İbrahim Çakırdağ   - 29.12.2015 Bravo Orundalı bu kadar güzel özetleyebilirdin. Artık uyanalım kendimize gelelim kişisel çıkarlar için geleceğimizi karartmayalım.
  • KKTC sonsuza kadar yaşayacak İbrahim Orundalı  Lefkoşa - 29.12.2015 Esasında bundan murat edilen KKTC``nin yaşatılması değil bu düzenin devamıdır. Bu düzen böyle devam etmeli ki belli kesimler vurgununu yapıp cebini doldursun. Daireler de `` İsterse odun olsun ama benden olsun`` zihniyetiyle Pekri Mustafalarla dolduruldu. Böyle olmasa beceriksiz, dünya görüşü olamayan politika üretemeyen, iş çevrelerinde kapıcı bile olamayacak kişiler nasıl oy toplayacak ve o koltukta oturup da hava atabilecek? KKTC``nin yaşatılması için kim ne yaptı bugüne kadar? Ya milliyetçi cephe bu ülke soyguncu politikacılar tarafından soyulurken ne yaptı? ``Durun bakalım biz milli mücadeleyi sizin bu memleketi soymanız için vermedik`` dedi mi bugüne kadar? İddia ediyorum ki bugüne kadar hiç kimse ne KKTC``ye inandı ne de yaşatılamasına. Genelin inancı bu düzenden cebimi nasıl doldurabilirim. Hangi partiyi desteklersem bana ihale verecek, çocuğumu işe alacak? Gerisi laf. Sanyi Holding``i kimler batırdı? KTHY``i kimler batırdı? Bankalardaki halkın parasını kimler hortumladı?

:

:

:

: