Cezaevinde terfi konusu

Bu yıl kuzey Kıbrıs için belki de dönüm yılı olacak.
Bu yıl kuzey Kıbrıs için belki de dönüm yılı olacak.
Kıbrıs sorunu bir şekilde sonlanmaya aday, önemli olan bundan sonrası, artık günlük değil, ileriyi düşünerek bir yaşam kalitesi belirlemek.
Bu amaca yönelik özellikle siyasi istikrar çok önemli ve herkesin sorumluluk alarak hareket etmesi gerek.
Devlet yönetiminde partisel, zümresel, kişiye özel değil, artık işe göre, göreve göre adam mantığıyla devlet kadroları oluşturulmalı.
İyi yönetemeyeni yönetirler, kendi kendine saygısı olmayana kimse saygı göstermez.
Her alanda, her konuda eksiklikler var.
Çünkü ilerleyen, gelişen, büyüyen, kontrolsüz ve denetimsiz artan kamusal ihtiyaçlara, devlet otoritesi karşılık veremiyor.
Devlet bütçesi, altyapı, mecburi hizmetler ve alınan vergilerin karşılığını vatandaşına veremiyor.
Toplanan vergiler ancak kamu çalışanlarına ve hükümetlerin israf harcamalarına gidiyor.
Böyle olunca vatandaş hizmet alamıyor, ödediği verginin karşılığı nereye gidiyor bilmiyor.
Şeffaflık yok, hesap soran, hesap veren yok, olması gereken kamusal hizmetlerden, personel eksikliğine, yatırımlardan, eksikleri gidermeye kadar tüm ihtiyaçlara kaynak yok.
Devlette tasarruf, denetim yerine israf had safhada.
Vergi veren hep aynı isimler, vergi kaçıran, ödemeyen affediliyor, böyle bir adaletsizlik.
Bazı kamu kurumlarında personel açığı, bazılarında ise personel fazlası var.
Personel eksikliği yaşanan yerlerden biri de merkezi cezaevi.
Gözlerden uzak, herkesin kötü bir olay olduğunda hatırladığı, fiziki binadan, personel ve mahkûmlara kadar birçok sorunun yaşandığı bir yer.
Cezaevinde görevli bir çalışandan şu mesaj geldi;
“Uzun zamandır teşkilat yasası üzerinde çalışılıyor. 20 yıldır çalışan adam var. Geri görevde çalıştırılabilir. Psikolojik sorunlar yaşıyor bu çalışanlar. Çok yıprandılar. Başka konular öncelikler varken, sadece terfi yasasını geçirdiler. Çünkü diğer sendikalardan olanlar da var. Sınav açılacak, 17 çavuş, birkaç subay olacak, başka personel alınmayacak çünkü bütçede yok. Personel alınmadan bu terfiler yapılırsa personel eksilecek. 380 tutukla var, onlara bakacak çalışan sayısı azalacak. 225 personel, 5 vardiya ve mesai çalışanlar var. Personel alınmadan bu terfiler verilirse izne bile çıkamayacağız”.
Cezaevi elbette önemli, yıpranmaması gerek, alınacak kararlar, atılacak adımlar on defa düşünülerek yapılmalı.
Konuyla ilgili sendikacı arkadaşlardan bilgi aldım.
Söylenenlerin özeti şu oldu;
“17 yeni çavuş olacak. Er sayısının azalması yenilerinin alınmasına engel değil. Kadroda eksik olan erlerin alınmasını da isteyeceğiz. Er personel sayısında azalma kısa süreli olacak. Personel alımını da gündeme getireceğiz. İki olayın beraber yürümesini sağlamaya çalışıyoruz.”
Cezaevi sıradan bir devlet dairesi değil.
Her adım defalarca düşünülerek atılmalı.
Birbirini tamamlayacak girişimler, beraber yürütülürse fayda sağlar ve en üst düzeyde verim alınır.
Bir taraf eksik ilerlerken, bir başka taraf, eksikliği plansızlıktan büyütürse bunun bedeli ağır olur ve bu bedeli herkes öder.
Cezaevi için önceliğin ne olduğunu burada çalışanlar daha iyi bilir.
Ortak bir noktada buluşmak şart, yoksa söylediğim gibi bir başarısızlığın bedelini en başta çalışanlar ödeyecek.
Bu haber 636 defa okunmuştur
  • gondersenize vatandas osman   - 06.01.2016 suc isleyenleri geri memleketlerine gonderirseniz,hic sorunlariniz kalmaz.Memleket dingonun ahirina ,teksasa dondu,ipini koparan burada.BUYO
  •    - 06.01.2016 Kaniii yok birbirimizden farkımız neler döner bilirsiniz aptal yerine koymayın bizi.
  • Hüseyin Kani   - 06.01.2016 Peki o ``eski``, ``20 yıllık``, ``yıpranmış``, ``psikolojik sorunları olan`` personel cezaevinin bu durumda olduğunu savunup neden ``terfi almak için`` mahkemeye gitti? Bu konuda da birşeyler söylensin, o gazeteciyi arayan eski personel neden bunu söylemiyor? Mesele sadece ``terfiyi biz alalım siz almayın meselesi``, kimse kimseyi kandırmasın..

:

:

:

: