Hrisostomos’un tarihi yalanı

Kıbrıs sorununda çözüm için iyimser olmak elbette gerekli.
Kıbrıs sorununda çözüm için iyimser olmak elbette gerekli.
Çözümsüzlüğün bedelini ödemek, buna karşı çıkmak, ama çözüme emek ve fırsat vermemek anlaşılmaz bir çelişki.
Yeri gelmişken bir kez daha altını çizmeliyim;
Benim için çözüm, Kıbrıslı Türklerin bilinmezlikten kurtulduğu formülün adıdır.
Bunun için her yol, her adım, her girişim benim çözümümdür.
Çözümün anahtarı niyet, istek ve iradeden geçer.
Kıbrıs’la ilgili çok yanlış, eksik, istismar ve yalan vardır.
Bunlar geçmiş tarihte Kıbrıs’a, güzelliklerle yaşanacak bu ülkeye ağır bedeller ödetti.
Kıbrıslı Rumlar iki önemli hata yaptılar ve bu hatalar hala daha sürdürülüyor.
Birincisi, yakın tarihte Kıbrıs için ENOSİS hedefini koyarken, Kıbrıslı Türklerin düşüncelerine önem vermediler, nüfus olarak fazla olmayı, söz hakkı gördüler.
İkincisi, Kıbrıs sorununu 1974 sonrası başlamış gibi kabullendiler, en başta kendi vatandaşlarını ve tüm dünyayı buna inandırdılar.
Dini inanışları, dini liderleri, Kilise, her daim önde oldu, öncelikli söz sahibi kabul edildi.
Siyasetin, halkın iradesinin üstünde bir güç.
Zaman zaman gündeme geliyor, Başpiskopos II. Hrisostomos’un ara ara yaptığı açıklamalar.
Herkes aynı konuyu düşünüp aynı görüşte elbette olmayacak.
Herkesin Kıbrıs’la ilgili farklı düşünce ve beklentileri olabilir.
Bu Kıbrıs’ın her iki tarafı ve üçüncü ülkeler için normal bir durum.
Ama Kıbrıs sorunu gibi tarihe mal olmuş bir sorunun çözümü için özeleştiri ve gerçekçilik, yalan ve yanlış, doğru ve gerçekle çözülebilir.
Bu adada beraber yaşamayı, ortak bir devlet kurup, beraber yönetmeyi konuşuyorsak, müzakere masasında tartışılan, çözüm aranan zemin bunları taşıyan bir süreçse, buna göre hareket etmek ilk yapılacak olandır.
Birbirimizle mücadele ve rekabet edeceksek bunun yeri müzakere masası değil, kimin daha haklı olduğunu kanıtlamaya çalışacağı ve bunun için her türlü girişimi mubah sayacağı arenalardır.
Başpiskopos bir açıklamasında, “Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, daha ilerlemiş Türk uzlaşmazlığı nedeniyle, çözüm planını referanduma getirmeyi başaramayacağını söylüyor.”
Yabancıların Kıbrıs sorununu bilmediklerini de iddia ediyor ve şunları anlatıyor;
“Yabancılar Kıbrıs sorununu bilmiyor, çünkü onlara hiçbir zaman sorundan bahsetmedik. Uluslararası unsur, Kıbrıs sorununun toplumlararası olduğunu sanıyor, bunun aksine sorun ulusal bir meseledir.
Bunlar halkımızın, Müslümanların ve Hıristiyanların, kavga edip ayrıldıklarını sanıyorlar aslında durum böyle değil. Türk saldırıları vardı, bizim söylediğimiz, toplumlararası çarpışmaların yanlış olduğudur, Türkler bize saldırınca kendimizi savunmak için tepki gösterdik. Başka ne yapmamız gerekirdi? Bu acı bir gerçek.”
Külliyen yalan, “Türkler saldırdı bizde kendimizi savunduk, ne yapabilirdik?”
Bu nasıl bir anlayış, nasıl barışçı bir dil, kim ciddiye alır, kim inanır, bilemem.
Fakat Kıbrıs tarihine karşı işlenen bu suç, yalan, çarpıtma, bu ülkeyi bu hale getiren mantığın açığa çıkmasıdır.
Başpiskopos her istediğini, istediği gibi söyleyebilir, saygı duyarım.
Ama tarihi çarpıtmak, en başta kendi insanına hakaret, bu düşünceler müzakerelerle ilgili beklentileri olan insanlara da ihanet ediyor.
En kötüsü kimsenin tek kelime etmemesi, özellikle güneyde konuyla ilgili bir açıklama olmaması samimiyeti sorgulatıyor.
Çözüme inanmak en başta sürece sahip çıkarak, koruyarak gerçekleşir.
Her isteyenin istediğini söylediği, her kafadan bir ses çıktığı ortamda ancak karışıklık kazanır, gelişir, büyür.
Konuyla ilgili özellikle Anastasiades’e görev düşüyor, niyet varsa öncelikle Hrisostomos’u sürece zarar verecek açılamalar yapmaktan engellesin.
Bununla beraber çözüm yolunda önemli bir engel aşılmış olur.
Bu haber 581 defa okunmuştur

:

:

:

: