“Piyangolar rüşvetin açık kapılarıdır”

Devlet bütçesinden siyasi partilere çok ciddi miktarda maddi yardımlar yapılıyor.
Devlet bütçesinden siyasi partilere çok ciddi miktarda maddi yardımlar yapılıyor.
Ülkede birçok alana kaynak aktarılamazken, birçok altyapı yatırımı para yok diye yapılmazken, yollara, okullara, hastanelere, kaynak bulunmazken, siyasi partiler kendilerine aktarılan kaynaktan vazgeçmiyor.
Vazgeçmenin yanında, yeni bir düzenlemeyle, daha ekonomik, daha kabul edilebilir bir yapıya kavuşturmaya bile yanaşmıyorlar.
Hastanelerde doktorlar istifa ediyor, onkolog yok, hemşire yok, polis yok, ama siyasete para var.
Geçtiğimiz yıl, KKTC devleti, siyasi partilere 5 milyondan fazla yardım yaptı.
En büyük katkıyı vekil sayısına göre CTP ve UBP alıyor.
Devlet katkısının mantığı, siyasi partilerin şirketlere, işadamlarına, olan veya olması mümkün bağı koparmak, bu anlamdaki ilişkileri, bu ilişkilerden doğacak yakınlaşmaları önlemek.
Siyasi partileri her türlü menfaat ilişkisinden arındırarak, maddi anlamda güçlü olmalarını sağlamak.
“Bu kamusal mali destek, siyasetin devletçe finanse edilmesi işi, siyasi partilerin, egemen güçlerin denetimine girmesini önlemek amacıyla, siyaset etiğini sağlam temeller üzerine kurmak ve siyasi faaliyetlerin özgürleştirilmesi mantığı güdülerek yapılıyor.
Bu mantıkla bakıldığında, hazine yardımı almaya hak kazanamayan siyasi partileri, doğrudan o endişe duyulan çıkar odaklı sermaye gruplarının kucağına oturtmuş da olmuyor mu devlet?
Oluyor, yardımı kasasına koyan partiler bile suyun basındaki güçlerin güdümüne girebiliyor zamanla.”
Gerçekten de öyle mi, hem devlet yardımı, hem işadamı, şirket katkısı, hem de devlet olanakları, siyasi partilerin hanesine gelir olarak ekleniyor mu?
Bunların görünenleri var, görülmeyenleri var.
Devletten katkı alma, devlet olanaklarını sadece kendi destekçilerine, devlet kadrolarını kendi sempatizanlarına, ülke kaynaklarını sadece istedikleri zümrelere aktararak yarattıkları bir düzen, bu düzenden de kazanan sadece onlar.
İşin bir başka tarafı daha var ki, son zamanlarda tartışılan bir konu;
Devlet katkısının, Meclis dışındaki partileri de kapsaması, yeni siyasi partiler yasasında var olan bir düzenleme.
Siyasi partilerin, rekabet edebilme, adil şartlarda yarışma ortamının sağlanabilmesi için, Meclis dışındaki partilerin sermaye güçleriyle ilişkilerini önlemek için.
Bu mantığın sil baştan, yeniden, düzenlenmesi, amacına uygun hale getirilmesi şart, adına reform mu denir, ihtiyaç mı denir bilemem.
Her dernek, kulüp, siyasi parti piyango düzenleyebilir, bunun belli bir amacı, belli bir mantığı, belli ve şeffaf, denetlenebilir bilir mekanizması olur.
Bu ilişkiler nasıldır, boyutu nedir, nereye kadar uzanır, cevapsız birçok soru var.
Son günlerde gündeme gelen;
CTP, AKSA’ya piyango bileti verdi mi, ödül olarak verilecek üç araçtan ikisi AKSA’ya mı çıktı, ülkeye akaryakıt gelişinde son defa diye verilen iznin bu konuyla ilgisi var mı?
Açıklanmalı, yanlış bilinen, dedikodu yapılan, konuşulan ve dilden dile artarak anlatılan ne varsa tüm içeriğiyle ortaya çıkmalı.
Ekonomist Göksel Saydam “Piyangolar rüşvetin açık kapılarıdır” diyor ve devam ediyor;
“Devlet açık fikir ve cesaretle oturarak, gereksiz harcamalarını tartışmalıdır. Piyangolar siyasi partilere yasaklanmalıdır. Rüşvetin açık kapısıdır. Piyango biletinin makbuzu da yoktur. Piyangolar hesabına düşer. Vatandaşın vergileri siyasilerin hesabına düşer.”
Bu ülke bir şeyleri düzeltmek için, bir yerlerden başlamalı.
Bunun içinde yol göstericiler, öncelikle kendilerinden başlamalı.
Bu haber 699 defa okunmuştur
  • İBRAHİM ÇAKIRDAĞ   - 18.01.2016 Erçin bey memleketin çivisi çıktı. Her taraf dökülüyor. Bu işin sonu nereye varacak?

:

:

:

: