Kendi halkını “karanlıkta bırakmamak” bahanesiyle son kez zehirleme kararı alan anlayışa da bakın!.........

Günümüz gündemini meşgul eden en önemli sorun bildiğiniz gibi “Türkiye’den Gelen Suyun” kimin tarafından yönetileceğidir. Bu konuda dahi dünyada örneği olmayan şekilde hükümet onay verirken birden bire bazı dizilerde yeni karakter oyuncuları ortaya çıkar gibi “CTP PARTİ” meclisi başrol oynamak istedi.
Günümüz gündemini meşgul eden en önemli sorun bildiğiniz gibi “Türkiye’den Gelen Suyun” kimin tarafından yönetileceğidir. Bu konuda dahi dünyada örneği olmayan şekilde hükümet onay verirken birden bire bazı dizilerde yeni karakter oyuncuları ortaya çıkar gibi “CTP PARTİ” meclisi başrol oynamak istedi. Filmin yönetmenliğine de devrim yapar gibi Mehmet Ali Talat geçti. Üstüne üstlük filmin senaryosu da değiştirilmeye çalışıldı. Tek taraflı ısrar edilen yeni senaryoya göre suyu biz yöneteceğiz. Suyu da Belediyelerin oluşturduğu “BESKİ” yönetecekmiş….Güya….
Nerede ise ölü doğmuş BESKİ’ye Türkiye yetkililerinin güvenmesini ve itibar etmesini bekliyoruz. Ne idari Ne kurumsal ne profesyonel ne de mali kapasiteye sahip olan BESKİ’ye suyu yönetimi ve/veya işletmesini devredebilecek TEK ANLAYIŞ herhalde salt ideolojik davranan CTP parti meclisinden başkası olamaz.
Bir de su yönetimi için düzenleme , denetleme ve gözetleme yapmak için “SU KURUMU VE/VEYA KURULU” oluşturacakmışız. Hade ordan..
Sanki de mevcut denetleme müessesesi olan Sayıştay’ı etkisizleştirmemiş, Ombudsmanı şamar oğlanına dönüştürmemiş ve Rekabet Kurulu’nu laf ola kurmamışız gibi………
Son olarak toplumla alay edercesine alınan bir karardan sonra suyu biz (BESKİ) yöneteceğiz safsatasına sanırım kargalar bile gülmektedir. Şöyle ki, devlet adına karar veren organların devlet üzerindeki güçlere gerek maddi gerek siyasi gerekse duygusal nedenlerle yasaları uygulayamadığı, denetleyemediği ve yaptırım gücünden aciz olduğu bir kez daha tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır.


Sevgili Ülker Fahri’nin facebook sayfasında belirttiği gibi; “Hükümet, elektrik santrallarında %1'in üzerinde kükürt içeren yakıt kullanımını 1 Ocak 2016'dan itibaren yasakladığını 6 ay önceden açıklamasına rağmen, AKSA %3.5 kükürt içeren kötü kalite yakıtı 13 Ocak'ta ülkeye getiriyor, ilgili Bakan 'yakıtın ülkeye girişini yasaklıyor' ancak 24 saat geçmeden, hükümet yakıtın ülkeye girişine izin veriyor.”
Devlet otoritesi gerek devlet gerekse özel elektrik santrallerini filtre-baca gibi yaptırıma zorlayamadığı için kaçış yolu olarak düşük kükürtlü yakıt kararı almıştır. Ancak onu dahi uygulamakta aciz kalmıştır. Bunu bile bile kükürt getiren şirketin ısrarına nedendir bilinmez dayanamamış ve şirketin kârının devamı için “TOPLUMU BİR KEZ DAHA ZEHİRLEYEBİLİR VE KANSER OLMASINA NEDEN OLABİLİRSİNİZ” kararını almıştır.
Kükürt yasağına ilişkin çok önemli bir hususu HATIRLATMAK İSTERİM. Düşük kükürtlü yakıt kullanma kararı ilk olarak büyük sükse yapmış ve kendisini cumhurbaşkanı adaylığına kadar taşımız Sibel Siber hükümeti tarafından alınmıştır. Şöyle ki; Hasan Hastürer’in 14 Ocak 2014 tarihli yazısında şu ifade geçmektedir: “Geçiş hükümetinin başbakanı Sibel Siber, bacalara filtre takılmasının pratikte çözüm getirmeyeceğini söyleyip, “Düşük kükürtlü yakıl çözümdür, gerekli talimat verildi” demişti”. BUGÜNLERDE SON KURTARICILARDAN BİRİ OLARAK LANSE EDİLEN SAYIN DR. SİBEL SİBER’İN DE TOPLUMA BİR AÇIKLAMA YAPMASINDA YARAR GÖRÜYORUM.
Peki, biz gerçek anlamda bir hukuk devleti olmuş olsak ne yapardık. Öncelikle sözde Avrupa Birliği müktesebatına uyum için değiştirilmiş ve uymadığımız yasa maddelerine göz atalım…
Halen yürürlükte olan(olması gereken) 18/2012 Sayılı Çevre Yasası ile ilgili temel hükümler aşağıdaki gibidir:
Amaç ve
Kapsam
3. Bu Yasanın amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması; insan sağlığını olumsuz etkileyen, su, toprak, hava kirliliğinin ve gürültünün önlenmesi ve ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerinin korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlık, kültür ve yaşam düzeylerinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak düzenlemeleri ve alınacak önlemleri, ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerini, çevrenin korunmasına ilişkin temel ilkeler çerçevesinde düzenlemektir.

Çevreyi Kirleten Faaliyetlerin Durdurulması ve Diğer Ek 80. (1) (A) Bu Yasa ve bu Yasa uyarınca çıkarılması öngörülen tüzüklerdeki yasaklara uymayan gerçek veya tüzel kişilerin sahip olduğu tesis ve işletmeler Çevre Koruma Dairesi tarafından, üç güne kadar kısmen veya tamamen faaliyetten men edilir.
Yaptırımlar (B) Yukarıdaki (A) bendinde öngörülen süre sonunda, yasaklara uymama durumunun devamı halinde, tesis ve işletmeler on beş güne kadar kısmen veya tamamen faaliyetten men edilir.
(C) Yukarıdaki (B) bendinde öngörülen süre sonunda, yasaklara uymama durumunun devamı halinde ise tesis ve işletmeler kısmen veya tamamen, süresiz olarak faaliyetten men edilir.
(2) Bu Yasa ve bu Yasa uyarınca çıkarılması öngörülen tüzüklerdeki yükümlülükleri yerine getirmeyen gerçek veya tüzel kişilere Çevre Koruma Dairesi tarafından, yükümlülüklerini yerine getirmeleri için yapılan faaliyetlerin kapsamı da dikkate alınarak otuz güne kadar süre verilir. Verilen süre sonunda yükümlülüğünü yerine getirmeyen gerçek veya tüzel kişilerin tesis ve işletmeleri süreli veya süresiz olarak, kısmen veya tamamen faaliyetten men edilir.
(3) Çevre Koruma Dairesi ayrıca verilmiş olan izin, onay veya lisansın ilgili koşullarında değişiklik yapabilir ve/veya iptal edebilir.
Mahkemenin Ek Yaptırım Yetkisi 81. Mahkeme, ilgili gerçek veya tüzel kişilerin mahkumiyetleri halinde, bu Yasanın 79’uncu maddesinde belirtilen cezalara ek olarak aşağıdaki cezaları da verebilir:
(1) Suç işlerken kullanılan ve ilgili gerçek veya tüzel kişiye ait alet veya araçların müsadere edilmesi.
(2) Çevreye verilen zararın iyileştirilmesi ve yapıların kaldırılması da dahil olmak üzere alanın faaliyet başlamadan önceki durumuna getirilmesi.
(3) İhlalden elde edilen tüm ekonomik gelirlere el konulması.
(4) Ekonomik faaliyetlerin askıya alınması veya tesisin kapatılması.
(5) Haklardan mahrum etme veya hakların askıya alınması.

SON SÖZ: ÇAĞDAŞ VE MODERN HUKUK DEVLETİNDEN UZAKLAŞMAK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPAN DEVLET YÖNETİCİLERİNE RAĞMEN KKTC’Yİ GÜNEY KIBRIS YÖNETİMİ KARŞISINDA SİYASİ EŞİT VE KENDİ DEVLETİNDE MUTLAK EGEMEN YAPMA UĞRAŞI VEREN CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN MUSTAFA AKINCI’YA ALLAH KOLAYLIK VERSİN.
Bu haber 508 defa okunmuştur

:

:

:

: