Su anlaşması tamam mı?

Su konusu uzlaşıya doğru gidiyor.
Su konusu uzlaşıya doğru gidiyor.
Belki de konu daha yeni başlıyor, bu konunun neler getireceğini zaman içinde göreceğiz.
Uzun sayılacak bir sürecin sonunda, ortaya bir metin çıktı.
Metnin bir tarafında KKTC hükümeti, diğer tarafında Türkiye hükümeti var.
Metin CTP’nin olarak görüldü, çünkü bir öncekine itiraz vardı.
İtirazlarda eksiltme ve değişiklikler yapıldı.
Ama esasta, hükümetin her iki ortağının uzlaşısı var.
Yani KKTC hükümetinin ortak metni oluştu ve Türkiye hükümetine sunuldu.
Türkiye hükümeti bu metni onaylar mı, ben bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyorum.
Zaten bu saatten sonra anlamı da yok.
Protokol en geç bir hafta içinde taraflarca imzalanacak.
KKTC de bir ihale açılacak, ihaleye yabancı şirketler, Türkiye veya KKTC’den şirketler, ortaklıklar katılabilecek.
KKTC su işleri veya kurulma çalışmaları devam eden su kurumu, işletme ile ilgili organizasyonu oluşturacak.
Türkiye’den gelen su, Geçitköy’den sonra özel şirket tarafından dağıtılacak, hanelere ise belediyeler tarafından götürülecek.
İşletmeyi alacak şirkete, konuyla ilgili donanıma, iş tecrübesine sahip, belediyelerin su ve kanalizasyon şubesi çalışanları aktarılacak.
Metinde böyle bir madde var, bu ne kadar mümkün, belediyeler, çalışanlar, sendikalar bu maddeye ne kadar sahip çıkar, bu konu en zor konu.
Bir tartışma ve anlaşmazlık noktası da bu madde de olacak, konuyla ilgili hareketli günler yakın.
Bu madde ile amaç edinilen, hem ilgili şirkete şuan bu işleri yapan tecrübeli çalışanları aktarmak, hem de belediyelerde bu iş kollarında boşa çıkacak personel olmasını engellemek.
Söylediğim gibi, bu konu çok da kolay değil, elbette bunların altı doldurulacak, daha da detaylanacak, çalışanların özlük haklarının, mevcut kazanımlarının kaybedilmemesi sağlanacak, ya da sağlanmaya çalışılacak.
Ve su konusunda süreci uzatan esas mesele;
Belediyelerin su yönetiminde söz sahibi olması, belediyeler birliğinden en az bir temsilci söz konusu şirkette yer alacak.
Suyun fiyatı, tabi ki henüz belli değil, ama fiyat suyun ulaştığı her yerde aynı olacak.
Devlet fiyat üzerinde belirleyici gücü sahip olacak, taban fiyatı belirleyecek.
19 Temmuz 2010 tarihinde imzalanan ve İrsen Küçük ile Cemil Çiçek’in imza koyduğu 8 maddelik anlaşmada;
Örneğin ikinci madde;
“Projenin kara ve deniz yapılarının inşası Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılacaktır. Bu yapıların mülkiyet hakkı Türkiye Cumhuriyetine aittir.
Üçüncü ülkelere su satışı konusunda Türkiye Cumhuriyetinin hakları saklıdır.
Yani projenin geçtiği alanların mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetindedir ve üçüncü ülkelere dağıtımda söz sahibidir.
Üçüncü madde de;
Suyun satış fiyatı, yatırımın finansmanı, işletme yenileme maliyetleri, makul bir kar oranı ile belirlenecek.
Yani, yatırımın maliyeti suyun fiyatını belirleyecek.
Dördüncü madde;
Proje sahaları ile ilgili istimlak ve irtifak hakkı işlemlerinin gerektirdiği masrafları söz konusu ülke yapar.
Bu tesislerin yapımında çalışacak ve çalışan iş gücü ön izinlerden muaf tutulacak.
Yani, KKTC istimlak ve benzeri masrafları karşılayacak, çalışanlar her türlü vergiden muaf olacak.
Beşinci madde de;
Yatırım inşası için kullanılacak her türlü malzeme, tüm vergilerden muaf tutulacak.
Yani, her türlü malzeme için KKTC kasasına bir girdi olmayacak.
Anlaşma iyidir, kötüdür demiyorum, bu ayrı bir konu.
Bu, su ile ilgili duygusal değil, ticari bir anlaşmadır.
KKTC hükümetinin hazırladığı metinde bu konuların cevabı veya değişikliği var mı?
Bunca tantana esas sözleşme ile ilgili değil miydi?
Her şey tamamsa bunca tartışma ve kriz neden yaşatıldı?
Bu haber 605 defa okunmuştur

:

:

:

: