ERCAN için ek sözleşme neden yapıldı?

Önce bir Omdusman raporu açıklandı.
Önce bir Omdusman raporu açıklandı.
Ülke gündemine bomba gibi düşen bir rapor.
Raporla ERCAN havaalanının, yeni inşa alanıyla ilgili her anlamda, hukuki, fiziki durumunun kontrol edilmesi için ihaleye çıkılmadan, elden teklif vererek, 11 milyon 250 bin ABD doları karşılığında, Türkiye den özel bir şirkete görev verildiği ortaya çıktı.
Daha sonra, Ulaştırma Bakanı Tahsin Eruğruloğlu, konuyla ilgili Omdusmanı suçlayıcı açıklamalar yaptı.
İhaleye çıkılmamasını Maliye bakanı Birikim Özgür’le görüşerek, kontrol karşılığında ödenecek paranın KKTC tarafından ödenmeyeceği için gerek duyulmadığını söyledi, bu konuyla ilgili yetkiyi Bakanlar Kurulundan aldığını anlattı.
KKTC’nin tek kuruş ödemeyeceğini, ERCAN ihalesi ile ilgili şartnamede kontrolörlük ücretini ihaleyi alan şirketin ödeyeceğinin belirtildiğini söyledi.
Sonra kontrolörlük hizmetini alan şirketin temsilcisinin defalarca KKTC’ye geldiği, Ulaştırma Bakanlığından yetkililerce havaalanından alındığı, bu iş için maddi kaynağın önce Türkiye Büyük Elçiliğinden istendiği ve başka detaylar da ortaya çıkmaya başladı.
Şartnamede;
Paranın kimin tarafından ödeneceği söylenmiyor, “idare isterse kontrolörlüğü kendisi yapabileceği gibi özel şirketlerden de hizmet alabilir” diyor.
Tahsin Ertuğruloğlu şartnamedeki bir maddeye sığınarak, ilgili hizmetleri ihaleyi alan şirket karşılar diyor, bunu az öncede söylemiştim.
Dönemin Enerji Bakanı Sunat Atun ve Ulaştırma Bakanı Hamza Ersan Saner’in imzası olan ana sözleşmede ise;
22. madde denetimle ilgili “Bütün denetimle ilgili aynen şartnamede olduğu gibi özel şirket kaldırılarak idarenin iradesi önemlidir” deniyor.
Şimdi ortaya bir de ek sözleşme çıktı.
İhale yapıldı, sonuçlandı, sonrasında ek bir sözleşme daha yapıldı, bu ne kadar doğru, ne kadar yanlış tartışmalı.
Ek sözleşmede imzası olanlar, yine dönemin Enerji Bakanı Sunat Atun ve Ulaştırma Bakanı Hamza Ersan Saner.
Ek sözleşme ile esas sözleşmede bir madde tadil ediliyor, bir cümle ekleniyor.
Değiştirilen madde ve eklenen cümle ile özetle “projeyle ilgili idarenin kendi personeliyle veya yaptıracağı kontrolörlük hizmeti ile ilgili personelin her türlü gideri idareye aittir” deniyor.
İdare denen KKTC devletidir.
Bu ek sözleşme ile devlete, kontrolörlük hizmetini yapma konusunda bir bağlayıcılık yaratıldı.
İlgili şirket mahkemeyi kazanırsa bu parayı, yaklaşık 35 milyon TL’yi KKTC ödeyecek.
Bunları Tahsin bey, Meclis’teki komite de anlattı ve “benim ek sözleşmeden haberim yoktu, bana bunu söylemediler” dedi.
Bir başka konu, en başından bu parayı özel şirket ödeyecekse Türkiye elçiliğinden neden bu para istendi?
Elçiliğin cevabı;
“ Ücretsiz yapılabilecek bir hizmet için bizden istenen maddi kaynağı ödememiz uygun değildir. Bu parayı ödeyen şirket bunu gider gösterecektir.”
Yani devletin bu ay almaya başlayacağı kar payı düşecek demek isteniyor.
Bu para giderlere yansıyacak, giderler de halkın cebine.
Ve esas mesele;
Tahsin Ertuğruloğlu komitede, ek sözleşme yapılırken devletle, ilgili şirketin pazarlık yaptığını duyduğunu söylüyor.
Bu varsa, neyin pazarlığı yapıldı?
İmzalanan ek sözleşme ile devlete ne kazandırıldı, devlet kazanmadıysa, kim ne kazandı, bunun bir bedeli yok mu?
ERCAN özelleştirilmelerde örnek gösterilen bir modeldi, tam bir rezalete dönüştü.
Konuyla ilgili, imza atanlar nerede, sorumlulukları yok mu, görev bitti, olay kapandı mı?
Ek sözleşme neden, hangi amaçla ve niye ihaleden sonra yapıldı?
Komiteler, araştırma kurulları ile bu işler çözülmez, çözülmeyecek.
Hukuk nerede, yargı nerede, şebeke var deniyor, kimdir bu şebeke?
ERCAN özelleştirildi, sonuç ortada şimdi de su ve elektrikten söz ediliyor.
Özelleştirme yararlı olabilir, ama bunu, bu ülkede kim garanti edebilir.
Yapılanlar, yapılacak olanların teminatı değil midir?
Bu haber 607 defa okunmuştur

:

:

:

: