Önce belediyelerin bekleyen sorunlarını çöz, daha sonra!………

Hükümet edenler ve fikir öne sürenler sadece konuşmakla bu işlerin olmadığını maalesef anlamış değiller.
Hükümet edenler ve fikir öne sürenler sadece konuşmakla bu işlerin olmadığını maalesef anlamış değiller. Yani hükümette yıllarca bulunacaksınız ve suyun geleceğini sağır sultan bile duyacak ama siz konuşmaktan başka birşey yapmmayacaksınız. Yani, sizin su yönetimi ile ilgi net bir projeniz olmayacak, suyu sizin yönetmeniz için gerekli idari, mali, kurumsal ve denetimsel yapıyı oluşturmak için kılınızı kıpırdatmayacaksınız ama sanki de ABD devlet yapısına sahipmiş gibi parti meclislerinde cesurluk ve bir nevi poporozluk yapacaksınız.
Geçtiğimiz hafta belediyelerin mali olarak batak halde olduklarını rakamsal olarak ortaya koymuştuk. Bugün ise idari, yasal, ve denetimsel açılardan da belediyelerin içinde bulunduğu acizliğin altını çizmeye çalışacam.
KKTC’de yerel yönetimlerin idari, yasal, mali ve denetimsel açıdan reforme edilmesi gerektiğini ortaya koyan olgular özellikle bilimsel çalışmalar, istatistikler, ekonomik raporlar, Sayıştay raporları ve basında yer alan haberler tarafından ortaya konmaktadır. Bu olgulara aşağıda kısaca değinilmektedir.

• Geçtiğimiz günlerde yayınlanan 11 Ocak, 2016 tarihli KKTC Sayıştay Başkanlığı’nın “Gazimağusa Belediyesi Tarafından 1.1.2011 - 25.03.2015 Tarihlerini Kapsayan Dönemde Mağusa Gençlik Merkezi Derneğine (MAGEM) ve Mağusa Gelişim Akademisi Kulübüne (MGA) Yapılan Maddi Katkılar İle Gazimağusa Belediyesinin 1.1.2011 - 31.3.2015 Tarihleri Arasında Temizlik İşleri için Özel Firmalardan (Taşeron) Gerçekleştirmiş Olduğu Hizmet Alımlarına İlişkin Denetim Raporu” hem mevcut hem de bir önceki Başkan zamanındaki usulsüzlükleri içermektedir.

• 27 Temmuz 2012 Tarihli “Girne Belediyesi 2009–2010 Mali Yılları KesinHesap Denetimi” ve 11 Haziran 2015 tarihli “Lefkoşa Türk Belediyesi 2008-2011 Mali Yılların Kesin Hesap denetimi” Sayıştay Raporları birçok sorunu açığa çıkarmıştır. Öncelikle bu raporların geç çıkması kurumların veri sunma açısından gerekli şeffaflığa sahip olmadığı göstermektedir. Raporların geç çıkması ise denetimin esas amaçlarından biri olan kuruma rehberlik yapma ve önleyici misyon üstlenme özelliğini zayıflatmaktadır. Buna ilaveten raporlarda şu tespitler yapılmaktır: 

İhale Tüzüğü’ne aykırı olarak mal ve hizmet alımları gerçekleştirilmiştir. 

3.1.2 36/2005 Sayılı Birikmiş Kamu Alacaklarının Tahsili (Geçici Kurallar) Yasası ile 92/2009 sayılı Kamu Alacaklarının İndirimli Tahsili İle İlgili Mali Düzenlemeye İlişkin Yasa hilafına Gerçekleştirilen Uygulamalar bulunmaktadır. 

Belediyelerde yapılan bazı sözleşmelerde 19/1963 sayılı Pul Yasası’na aykırı davranılmıştır. 

Bazı belediye meclis üyelerine yasaya aykırı ödeme yapılmıştır. 

Yapılmadığı tespit edilen bazı işler için ödeme yapıldığı tespit edilmiştir .

Tahsil edilip vezneye yatırılmayan meblağlar tespit edilmiştir . 

Özellikle spor kulüplerine yapılan yardımlarda ödemeyi kanıtlayan belgeler
bulunmamıştır. 

Bazı alımlarda gider makbuzu düzenlenmemiştir. 

İhale Tüzüğü’nde yetki limitleri ve alım yöntemleri belirlenmişolmasına rağmen, uygulamada zaman zaman bu kurallara uyulmamış ve aynı amaç veyaniteliğe sahip alımlar faturalara bölünmek suretiyle gerçekleştirilmiştir. 

Borçlanma limitleri aşılmış, bazı borçlanmalarda Belediye meclis kararı alınmamış, bazı borçlanmalar yasaya aykırı yapılmış ve alınan bazı krediler amacına uygun kullanılmamıştır . 

Popülizm olarak adlandırılabilecek şekilde belediye sınırları içinde bulunmayan spor kulüplerine yardım yapılmış ve bazı kaçak yapılara göz yumulmuştur . 

LTB’de Sayıştay Başkanlığının fazla personel uyarısına rağmen, belirlenen sayıdan daha fazla istihdam yapabilmek için fazla istihdamları paravan bir şirkete kaydedip bu şirkete 2009-2010 yılları arasında yaklaşık 2 milyon TL kaynak aktarılmıştır . 

Belediyelere yönelik hazırlanan Sayıştay raporları hazırlık süreci, içeriği ve sonrası bazı yapısal sorunları net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bunlar sırasıyla yerel yönetimlerde iç denetimin nerede ise hiç olmadığı, profesyonel yönetimin yetersizliği, belediye başkanlarının yetkilerini aşmaya ve meclisi etkisizleştirmeye uygun bir yapının olduğu, belediye başkanlığı ile meclis üyeleri arasında potansiyel çıkar çatışması olasılığının yüksek olması, belediyelerde yapılan usulsüzlük ve yolsuzluklar için yeterli cezai müeyyidelerin olmaması ve Sayıştay raporlarının bağımsız yargıya ulaşmasını akamete uğrayan bir yapının mevcut olduğudur.

• Belediyelerde iş analizine (iş gereği ve iş tanımı) göre belirlenen norm kadro ve istihdam politikası yerine popülizme açık ve belediyelerin mali kapasitesi ile örtüşmeyen çağdışı mevzuata uygun istihdamlar yapılmıştır. Buna ilaveten KKTC’de Belediyeler tarafından yapılan yatırım ve işlerde çağdaş bir şeffaflık ve hesap verebilirlik bulunmamaktadır .

• Belediyelere yapılan devlet katkısı için bölgenin gelişmişlik düzeyi (turistik olması gibi), başta emlak olmak üzere gelir yaratma kapasitesi, hizmet verdiği coğrafik alan, nüfus miktarı ve demografik yapısı gibi unsurları dikkate alanbilimsel ve rasyonel bir formül esas alınmamaktadır .

• Yaklaşık 300 Bin kişilik nüfuslu KKTC’de 28 belediye bulunması özellikle kırsal belediyelerin yeterli uzman kadro, fiziki altyapı ve araç gerece sahip olmamalarına ve dolayısı ile etkin ve verimli işlememelerine neden olmaktadır (Şafaklı ve Güryay, 2005). Teorik açıdan bakıldığında belediyelerin ölçek ve kapsam ekonomisinden yararlanarak etkin ve verimli olmaları için sayılarının azaltılması Devlet Planlama Örgütü 2016-18 Orta Vadeli Program Taslağında gündeme gelmiştir. Ancak, profesyonel yönetim anlayışı ile verimliliği esas almayan ve performans bütçe ve performans denetimi gibi anlayışlarının benimsenmediği ve kurumsallaşmadığı durumlarda ölçek ile verimlilik/etkinlik arasında korelasyona rastlanmamaktadır (Şafaklı ve Ertanın, 2013).

• Belediyelerin yatırım bütçesi için yasal bir minimum oran belirlenmiş olmasına rağmen, söz konusu tutarın yatırıma fiilen aktarılıp aktarılmadığı bütçe disiplini açısından denetlenmemektedir. Dolayısıyla bazı belediyeler herhangi bir denetim mekanizması ve buna bağlı yaptırımların olmamasından dolayı, elde edilen gelirleri farklı kaynaklara aktarabilmektedir (TC Yardım Heyeti, 2015: 77).

• Belediyelerin sosyal güvenlik yatırımlarının yapılmaması ve/veya yapılamaması sosyal yaşamı ve kaliteyi olumsuz etkilediği gibi sosyal güvenlik kurumlarının aktüeryal dengesini de bozmaktadır.

YEREL YÖNETİMLER İÇİN HALEN DAHA KAPSAMLI BİR REFORM HAZIRLIĞI OLMAYAN VE SU YÖNETİMİ İÇİN DÜZENLEME VE DENETLEME GÖREVİ YAPACAK SU KURULU GİBİ OLUŞUMLARI DAHİ GÜNDEME GETİRMEYEN VEYA EN AZINDAN BUGÜNE KADAR KAYITSIZ KALAN BİR İDARENİN VEYA SİYASİ OLUŞUMUN BUGÜN “SUYU BEN YÖNETECEĞİM” İDDİASI SİZCE NASIL KARŞILANMALIDIR?????????????????????????
Bu haber 696 defa okunmuştur

:

:

:

: