Hükümetin bozulma lüksü yok

Su konusu öyle bir noktaya geldi ki, ülkenin de önüne geçti. Amaç ne, bu tartışma ortamı neden yaşanıyor, kimse tam olarak anlamadı. Olayın özünden geçildi, iş siyasallaştırıldı.
Su konusu öyle bir noktaya geldi ki, ülkenin de önüne geçti.
Amaç ne, bu tartışma ortamı neden yaşanıyor, kimse tam olarak anlamadı.
Olayın özünden geçildi, iş siyasallaştırıldı.
Türkiye karşıtlığı gibi bir politik anlayışa, tüm farklı görüşler kurban edilmeye başlandı.
Amaç tabi ki popülizm, kırk yıllık alışkanlıkla, fikir bile üretmeden, devlet yönettiğini zannetmeye devam etmek.
Durduğum yer aynı, bir ülkenin su kaynakları özel bir şirkete bırakılamaz.
Bugünün “reform hükümetini” desteklemiştim, siyasi anlamda yakalanacak istikrar ortamının, hem ülkenin çıkarları, hem halkın sıkıntıları, hem de Kıbrıs sorunu müzakere sürecinde sağlam bir yapının avantaj sağlayacağını savunmuştum.
Bu hükümet modelinin gündeme geldiği günlerde, bir yazımda şunları söylemiştim;
“Artık bu ülkeye siyasi istikrar gelmeli, çağ dışı kalmış, hantal kamu kurumlarının, ağır bürokrasinin, başıboş özel sektörün, sağlıktan, eğitime, yollarından, dağlarına kadar talan edilmiş bu memleket, sen, ben, o, onlar kavgasına daha fazla direnemez.
CTP ile UBP koalisyon ortağı olacak, olabilir, ne var ki bunda?
İdeolojiler uymuyormuş, biri ak biri karaymış, aslında birbirlerinin aynısıymış, bugüne kadar denendi mi?
Hayır, peki nasıl olacağı nereden biliniyor?
Ya da başka seçenek var mı veya başka bir alternatif?
CTP-DP mi, son iki yıldır hangi iktidar var, memnun muyuz, o da yok.
UBP-DP sayısal olarak yeterli mi, TDP destekler mi, o da yok.
Ne o zaman, başka bir alternatif, erken seçim mi, bu toplum bir erken seçimi kaldıracak durumda değil.
CTP-UBP hükümetinin toplamda 39 sandalyesi olacak.
Bu çok önemli bir sayı, önemli bir avantaj ve hizmet etme niyeti varsa pek çok karar için yeterli.
Anayasa değişikliği, ekonomi, sağlık, eğitim, kamusal hizmetler, sistemli bir çalışma hayatına geçmiş özel sektör, insan hakları, azınlık hakları ve pek çok konuda bekleyen yığınla iş var.
Ve elbette Kıbrıs konusu, referandum noktasına gelmiş bir “Kıbrıs çözümü” ortaya çıkacak, kabul edilebilir bilir metinde, hem CTP, hem de UBP’nin olumlu tavrına ihtiyaç olunacak.”

Bu düşüncelerim bugün için hala yerini koruyor.
Bu hükümet önemli sözlerle, iddialı bir programla onay aldı.
Bu hükümet yerine bir başka hükümetin istikrar yakalama şansı yok.
Bunun düşüncesi bile tamamen macera aramak.
39 milletvekiliyle nisap sorunu yaşayan bir hükümet modeli bile istenileni veremiyorsa, hangi hükümet modeli halka umut verecek.
Evet, su konusu uzadı, uzatıldı, ama hiç olmazsa tartışılıyor.
Bir şekilde bir sonuca varılacak.
Bu konu tek başına ne CTP, ne de UBP’nin konusudur.
Hükümet bozulur mu, ya da bozulmalı mı?
Hayır, bozulmamalı, oyun oynanmıyor, herkes sorumluluğunu alsın ve gerekeni yapsın.
Ülkenin her yerinde ciddi sorunlar var, hükümet kurulmadan öncede vardı, kurulduktan sonra da devam ediyor.
Kimse sizin kapris ve önceliklerinize göre bir hayat şekillendiremez.
Devlet yönetmek sorumluluk almak, o ağırlıkla öncelikle halkın geleceğini düşünmektir.
Günlük değil, yıllar sonrasını, bu ülkenin geleceğini, Kıbrıs Türk insanının olması gereken noktayı düşünerek öncelik yapın.
Kolaycılığı, duygusallığı, siyasi kazanç elde etme güdüsünü, CTP’yi dövme, UBP’yi yerme politikasını bırakın.
Hükümet makamı, Bakanlar Kurulu, miting meydanı değil, nutuk sallamıyorsunuz.
İcranın başındasınız, sorumluluğunuz öncelikle tüm ülkeye karşı.
Her şeyi yapabilirsiniz, fakat ilk yapmanız gereken, ortak akılla ülkenin tüm kesimlerinin kabul edeceği noktada irade sahibi olmak.
Bu haber 708 defa okunmuştur
  • İbrahim Çakırdağ   - 17.02.2016 Yapılması gereken çok iş var. Fakat siyasilerin öncelikleri çok farklı. Sistem değişse bile bu anlayış bu toplumsal bencillik hiçbirşey değiştirmez.
  • Sistemsizlik. Hasan Mehmet  Lefke - 17.02.2016 Devletçi politika savunucusu CTP ile Liberal politika savunucusu UBP iktidarının zorlama koalisyonu, ancak buraya kadar. Yorgancıoğlu geldi, istifa etti, Talat, cumhurbaşkanı oldu ama parti başkanlığına razı oldu. Kalyoncuoğlu``nu tayin etti. Bakanlar geldi, gitti. Netice olarak koalisyon hükümeti bir arpa boyu yol kat edemedi. Su konusunda da duvara tosladı. Oysa önlerinde yapılması gereken yığınla iş var. Artık KKTC``deki siyasi sistem ile bir yere varılamaz. Bir an önce ``İki turlu dar bölge seçim sistemi ve Başkanlık Sistemi``ne geçilmeli. Kuvvetler ayrılığı sağlanmalı. Devlet küçültülmeli, yabancı yatırımcının önü açılmalı. Ada vergi cenneti yapılmalı ama her kişinin vergi bilinci geliştirilmeli. Köhne, günümüz şartlarına ve AB kurallarına uymayan vatandaşın vergileri ile oluşmuş devlet hazinesinden yaşamaya son verilmeli. Biz ancak o zaman düzlüğe çıkarız.

:

:

:

: