Memnun olmayan AİHM’e gidecek

Kıbrıs sorunu müzakere süreci biraz gündem dışında.
Kıbrıs sorunu müzakere süreci biraz gündem dışında.
Süreç, özellikle güneydeki seçimlere doğru yavaşlama eğiliminde olacak.
Elbette normal bir durum.
Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönündeki çabalara hedef koymak, zaman vermek önemli zararlar veriyor.
En büyük zarar beklentileri yükselterek, beklentilerin karşılanmaması durumunda hayal kırıklığı yaşanması.
Bu durum motivasyonu ve inancı erozyona uğratıyor.
BM genel Sekreterinin Kıbrıs özel Danışmanı Eide, müzakere sürecinde mülkiyet konusunun %90 çözüldüğünü söylemişti.
Çok gitmedi, Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis konuyla ilgili olarak “saçmalık” karşılığını verdi.
“Türkiye bugüne kadar Kıbrıslı Türklere verdiği kredileri bağışlamazsa Kıbrıs sorunu çözülemez. Belki bir daha bugünkünden daha iyi bir fırsatımız olmayacak. Geri dönüşü olmayan bir aşamada değiliz. Daha önce hiç olmadığı kadar iyiyiz, ama çözüm planından da uzağız. Çözüm vatandaşların haklarına saygılı olmalı ve korku sendromları taşımamalı. Ancak işgal ve kolonizasyon son bulmalı.”
Bunları seslendiren Mavroyannis çok önemli bir konuyu daha gündeme getirdi;
“Bağımsız bir mülkiyet komitesi olacak, tazminattan memnun olmayan birisi olursa, mahkemeye başvurabilecek yine memnun kalmazsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gidebilecek. Kıbrıs sorununun çözümüyle bir Avrupai toplum olacak.”
Yani mülkiyet sorunu, 1974 öncesi mal sahibini tatmin edecek şekilde sonuçlanmazsa, isteyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidebilecek.
Bu olasılık Kıbrıs Türkler için önemli sorunlar yaratacak.
Mülkiyetle ilgili onca sıkıntı yanında böyle bir çözüm modeli insanları ürkütecek.
Yılların yanlışları, Kıbrıslı Türklere mi ödettirilecek?
Konuyla ilgili daha önceki zamanlara ait bir açıklamayı anımsamıyorum.
Bu önemli bir nokta, “Türkiye Kıbrıslı Türklere verdiği kredileri silmezse çözüm olmaz, çözümden uzağız ve bugünden daha iyi bir fırsatımız olmayabilir” de diyor Mavroyannis.
Almanya ve Çin, Ortadoğu’dan söz sahibi olmayı beklerken uzaklaştırıldı.
Bu iki ülke, özellikle de Almanya, AB konusunda Türkiye’ye destek veriyor.
Aynı zamanda Çin’de Türkiye ile yakınlaşmaya başladı, diğer taraftan İsrail ile de ilişkiler normalleşme yolunda.
Bunlar Kıbrıs’a da yansıyacak gelişmelerdir.
Hepsi harmanlanınca önemli adımlar gelebilir.
Türkiye, Kıbrıs sorununda olmazsa olmaz konumda, bulunacak bir çözüm Türkiye’siz olmayacak.
Bu bir gerçek, bulunduğu coğrafyada etkin söz sahibi olmak için her türlü mücadeleyi veren Türkiye, Kıbrıs sorununda kendi önceliklerinden ödün vermez.
Bu durumda olan Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs'taki çözüm süreciyle ilgili olarak önemli bir beklentiyi seslendirdi;
“Haziran gibi Kıbrıs'ta kalıcı, adil bir çözüm olacağından umutluyum”.
Türk diplomasisi, Dışişleri Bakanlığı gibi önemli bir merkez, kullanılan her cümleye, kırk defa düşünerek, ölçerek, tartarak hayat verir.
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs özel danışmanı Eide ve Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, müzakere süreci ile ilgili olumlu bir tavır sergiliyor.
Tabi ki önemlidir, olumlu, yapıcı olmak, fakat en başta söylediğim gibi tersi durumlar, özellikle tarih telaffuz edilmesi, beklentilerle örtüşmeyince daha bir sorun yaratıyor.
Maalesef Kıbrıs’la ilgili çok söz sahibi var, herkes kendi açısından önceliğini ortaya koyuyor.
İlgili tüm kesimler aynı şeyleri söylediği zaman sorun çözülecek.
Bu haber 666 defa okunmuştur
  • HAZIR OLUN OSMAN   - 24.02.2016 YAHU NE BICIM BARIS OLACAK.GELECEK COK BELIRSIZLIKLERLE DOLU.
  • ince  NY - 24.02.2016 Ilahi diyelim. Geri kalani suzgeci gecemiyor zaten.
  • sezgin kader   - 24.02.2016 Barış çözüm istiyoruz ama umarım mahkemelerde sürünmeyiz.

:

:

:

: