Kaçak inşaat yapana da, tacizciye de aynı ceza adil mi?

Aslında herkes artık lafa, söze, didişmeye doydu.
Aslında herkes artık lafa, söze, didişmeye doydu.
Kimse aynı şeyleri konuşmak, tartışmak, duymak bile istemiyor.
Gerçekten yorulduk, kısır çekişmeler, icraatsız, anlamsız, sonuçsuz gündemler, bıktırdı.
Güzel tarafı çok seslilik, konuşmak, tartışarak üretmek.
Fakat olmuyor, ortada duran bir olay, hemen keskin çizgiler çiziliyor.
Derinleştiriliyor, siyasallaştırılıyor, kutuplaştırılıyor.
O yüzden sadece konuşuyor, gündemler tüketiyor, sonuçsuz kalınıyor.
Su konusu ikiye böldü, olduğu gibi isteyenler, olsun ama böyle olsun diyenler.
Hemen olay Türkiye karşıtlığına çekildi, her türlüsüne razıyız diyenler, ekmek kapısı buldu.
Popülizm yaptı, hala yapıyor.
En başından bu olayın çözüleceği ve bu hükümet bozulmadan çözüleceği yönünde görüşümü savundum.
Bu olayı hükümet bitirmedi, bu olayı CTP bitirdi.
“Ne olursa olsun tamamdır” diyen UBP biraz üretseydi, kafa yorsaydı, belki daha farklı olurdu, üstelik en baştan.
Şimdi, kimse “koalisyon hükümeti işi çözdü” demesin.
Ekonomi Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun, “UBP’nin tavrı bu metnin aynen imzalanması yönündedir. Aksi takdirde hükümet manasını yitirir” demişti.
Neden? Bu hükümetin kuruluş amacı sadece su metnini imzalamak mıydı?
Bu nasıl ülke yönetmek, bu ülkenin kaynakları tüm toplumu ilgilendirir.
En iyisini bulmak göreviniz olmalıyken, işi sadece popülizme devretmek ne kazandırdı?
Yazık, gerçekten üzücü, bir anlaşma dünya kadar sıkıntı içinde ilk sıraya kondu.
Ne yaptı bu hükümet veya ne yapıyor? Kocaman bir hiç.
Bundan sonra ne krizler yaratılacak göreceğiz.
Aslında bugün için konum bunlar değildi, ama bunları söylemek istedim, buradan hareketle birkaç gündür gündemde olan ve hatırı sayılır dönüş aldığım bir başka konuya bağlantı kurarak geçeceğim.
Bugünlük böyle olsun, yazının genelinde popülizm denen illetin iliklerimize kadar işlediğini, devlet yönetmenin sadece popülizm olduğunu göreceğiz.
“Dipkarpaz’da Altınkumsal sahilinde özel sit alanında bulunan izinsiz yapılarla ilgili yargı süreci tamamlandı.
Altın Kumsal’da Bungalov işletmecileri Burhan Kalın ile Tekin Erdoğan hakkındaki dava sonuçlandı.
Mahkeme “İzinsiz inşaat yapma” ve “Doğaya zarar verme” suçundan işletmecileri 3’er yıl hapse mahkûm ederken bungalovların yıkımına emir verdi. Yıkım 1 ay içerisinde gerçekleştirilecek.”
Yargı kararını, mahkemenin iradesini sorgulayacak değilim.
Hukuk ve kararları karşısında boynumuz kıldan ince.
Hele yazının başından buyana anlatmaya çalıştığım “popülizmi” yapmaya hiç niyetim yok.
İzinsiz ve özel alanlara yapılmış kaçak yapılar var, buralara büfe izni verilmiş, yapılaşma başlayınca, olayın seyri değişmiş.
Bir, iki derken hem yapılar, hem de yapanların sayısı artmış, siyasiler önce mühürletmiş, sonra seçim arifelerinde buraları yeniden açmış.
Yasal sınırlar içine bu yapılar çekilmeye çalışılmış, devlet başka yer vermeyi taahhüt etmiş, Bakanlar sözler vermiş, yapılmamış.
Yani en başından, en sonuna kadar popülizm başrollerde.
Şimdi sonuç ortada, anlayamadığım, düşünceme, fikrime, vicdanıma sığdıramadığım şu;
Neden 3 yıl hapis? Mutlaka yasal bir dayanağı vardır.
Fakat 5 yaşında bir çocuğu taciz edenle, trafikte 4 insanın hayatını kaybetmesine sebep olanla, kaçak yapı yapmak aynı kefeye konabilir mi?
Sorguladığım nokta bu, hukukçu değilim, belki olayla ilgili tüm detayları bilmiyorum, ama bu cezayı aklım almadı.
Buralardan vergi alanlar, belge verenler, sırt sıvazlayanlar bu suça ortak değil mi?
Nasıl başladık, nasıl bitirdik?
Yazının sonucunda, benim geldiğim nokta, popülizmin egemenliği.
Bu haber 468 defa okunmuştur

:

:

:

: