Sevgi saygı hoşgörü...

Sevgi, insanın evrende var oluşundan bu yana, hem de asırlarca ' Ben varım...' diyen duygu...
Sevgi, insanın evrende var oluşundan bu yana, hem de asırlarca ' Ben varım...' diyen duygu... İçimizde, yüreğimizde hissettiğimiz bir kıpırtı hem de...
Üstelik ne şiirlere, ne kitaplara ne de sözcüklere sığıyor... Anlatılası bir şey değil hani... Hepimiz çevremizde sıcacık, sevecen bakışlı,herkese yürekleri açık insanlar isteriz. Hatta onları yana yana ararız... Ararız da... O arananlar neden biz değiliz ?
İnsan yaşamı boyunca mutlu ve başarılı olmayı hedefler. Aslında bu amaca ulaşmak o kadar da zor değildir. Toplum içindeki tüm ilişkilerimizde, çalışmalarımızda ve başarılarımızda temel harç, birleştirici ve itici güç sevgidir.
Sevgi beraberinde hoşgörü ve güler yüz de bulunursa, işte o zaman sevgi sihirli bir anahtara dönüşür.
La Bruyer:' İyi bir hareket kadar, kanımıza serinlik veren bir şey yoktur.' der.
Geçen haftalarda bir grup konuğum gelmişti Türkiye'den... Aralarından birisinin, tatilini yarıda kesip acilen geri dönmesi gerekmişti. Bizde böyle konular hep kocaman problemler halinde önümüze dikilir. Aslında ben de sorunun pek kolay çözülmeyeceğini düşünüyordum. Bir rastlantı olmalı ki olumsuz olumluya dönüşebilsin... (Bu konularda zaman zaman gerçekten şanslı olduğuma inanırım.)
Konuyla ilgili olan KTHY'a ulaşmam pek de kolay olmadı. Yoğunlukları nedeniyle olmalı; meşgul veren hatlar nedeniyle oradan oraya bağlandım. En sonunda KTHY Basın ve Halkla ilişkiler görevlisine bağladılar. Bayan, son derece tatlı bir ses tonu ile bize elinden gelen yardımı yapacağına söz verdi. Araştırıp bize geri döneceğini söylemesine karşın pek de umutlu değildim açıkçası... Hep böyle denir ama sonra unutulup gidilirdiniz.
Yarım saat kadar sonra, arayıp merak etmememizi ve büyük ihtimalle, arkadaşımı ertesi gün uçurabileceğini söyledi. Gerçekten de dediği gibi oldu... Arkadaşım o kadar mutlu oldu ki, aynı gün benimle Lefkoşa'ya gelerek bize yardım eden görevliyi tanımak istedi. Çalıştığı kurum için güleryüz, özveri ve sevgiyle didinen genç kızımız Burcu Dolmacı'ydı. Fazla söze hacet yoktur sanırım. Ben yürekten inanıyorum ki, her kurumda Burcu gibiler sayıca artarsa toplumlar bir yere varacaktır. Görevler, kuru davranışlarla değil, yürekten gelen içtenliklerle ödüllenirler.
Tanımadığımız kişilerin bize gösterdiği ilgi ve sevgi daha değerlidir.
Dünyamız başarıdan başarıya koşulan sonsuz bir maraton çağını yaşıyor. Alabildiğine yarışların yaşandığı kulvarlarda tutunmak, hiç de kolay değil...
Hele hele durmadan kafamıza tokmakla vura vura ' Kriz var... Kriz var...' hatırlatmasına çok kızıyorum. Varsa var kardeşim, ne yani, biz bilmiyor muyuz? İkide bir temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp niye önümüze koyuyorsunuz ki! Moral bozmakta üstünüze yok...
Siz bize KRİZi hatırlatacağınıza, çözüm önerin. Kişisel ve toplumsal psikolojimizi bozmadan bu işin üstesinden nasıl geleceğimizi anlatın biraz zahmet olmazsa... Zaten bu kriz bence pekçoğunun işine yaradı. Adamlar krizi bahane edip beş yerine on kişiyi birden kapı önüne koyuyor, sonra da geriye kalanlara aynı işi yine yaptırıyor. Buna ' İnsaf da dinin yarısıdır' denir ama...
Avrupa ülkelerinde insanları paldır küldür işten atamazsınız. İşi yavaşlatabilirsiniz ya da ücret indirimine gidersiniz ama atmazsınız...Atsanız bile geleceklerini garantiye almışsınızdır. Aslında İkinci Dünya Savaşında Almanlar, bu konuda nasıl çalışılması gerektiğinin çok güzel örneklerini verdiler.
Sevgi, saygı oldu mu, üstüne bir de hoşgörüyü eklersek yaşam hepimiz için daha keyifli hale gelir, diye düşünüyorum. Saygılarımla efendim...
Bu haber 126 defa okunmuştur

:

:

:

: