Köprülerin altından çok sular aktı

Son, Meclis Başkanı’nın, Ankara ziyareti ile, Sn. Erdoğan’ın, Güzelyurt’la ilgili yaptığı açıklama, “Güzelyurt’u vermeyiniz” aslında, bu cümlenin altında yatan gerçek, “Sana söylerim kızım. Sen anla gelinim.”
Son, Meclis Başkanı’nın, Ankara ziyareti ile, Sn. Erdoğan’ın, Güzelyurt’la ilgili yaptığı açıklama, “Güzelyurt’u vermeyiniz” aslında, bu cümlenin altında yatan gerçek, “Sana söylerim kızım. Sen anla gelinim.”
Güzelyurt’a yapılan yatırımlar karşısında, “Güzelyurt verilmezse barış olmaz” söylemine karşı, güneyin gösterdiği tepki Sn . Akıncı’nın tepkisi ve verdiği yanıt :
“Kimse bizden KKTC‘de yaşamı durdurmamızı beklemesin.
Güzelyurt ve başka bir konuda, suçlu arayacaklarsa, dönüp aynaya baksınlar. 2004 referandumunu hatırlasınlar.”
Kıbrıs Türk halkının da, güvenliğini , Türkiye’de bulduğunu açık ve seçik olarak, başka bir etkinlikte dile getiren Akıncı .
Bazı kavramların da, hiçbir şeye karşılık değiştirilemeyeceğini, dile getirerek, bunların; özgürlük , eşitlik ve güvenliğin olduğunun, üzerine basa basa durdu.
Ayrıca Kıbrıs Türk halkının, eşitlik konusunda hem bireysel olarak, hem de, toplumsal olarak eşitlikten yana olduğunu, bunun aksinin kabul edilemez olduğunu da, ima etmiştir.
Güvenliğin, sadece, yaşamda söz konusu olmayacağını.
Can güvenliğinin yanında, mal güvenliğinin de, garanti altına alınacak bir sistemin, oluşması ile mümkün olacağını, çok açık bir
dille açıklamıştır.
Bakalım, bu açıklamalarından sonra, Sn. Akıncı, güneyden, hangi salvolara karşı, hedef olacak.
Tabii Sn . Akıncı’nın, güneydekilere çok yerinde , sürekli olarak yaptığı bir ikaz var.
“Bu görüşmeler, son şans.
Gelin bu işi bitirelim. “
Güneydekiler, “Nato kafa. Nato Mermer .”
Biraz geriye gidelim.
Harekattan sonra , Cenevre’de yapılan Konferansa, 5 Kantonal Federasyon önerilmişti.
Yunanistan ve Güney, anında bunu reddettiler.
Akabinde, Viyana’da BM‘nin de imzaladığı “Göç anlaşması”
Tüm güneydeki Türklerin, kuzeye gelmesi.
Yani adanın, iki etnik halk olarak , bölünmesi.
77 – 79 . Doruk Anlaşmaları ile, Kıbrıs’ın , coğrafya olarak ikiye bölünmesi.
Artık, görüşmelerde , iki bölgelilik esas.
1989‘da, rahmetli Ecevit Londra’da, Kıbrıs ve dünya gündemi ile ilgili, konferans vermeye davet edildi.
Davet, Mustafa Gençsoy’dan gelmişti.
Ben aracı oldum.
Daveti, Ecevit’e ilettim.
Dönem, yasaklı dönem.
Türkiye’de, konuşmak, yazmak, yasak.
Konferansa katılmasına, birlikte karar verdik .
KTHY’nın İstanbul bağlantılı uçağı ile, Atatürk Hava Alanı’nda bir araya geldik.
Londra’ya da, birlikte uçtuk.
Konferansın , yapılacağı salona, sabotaj yapılacağı ihbarına rağmen, konferansı yapmaya karar verdi .
Konferans salonunun yarısı, yabancı diplomat ve basın mensubu ile dolu idi.
Haddinden fazla da.
Yunanlı ve Rum gazeteciler vardı.
Bir Kıbrıslı gazetecin sorusu, şu olmuştu:
“Siz, yasaklı bir kişisiniz . Faraza, şu anda Türkiye’de Başbakan olsa idiniz. Cenevre’de Başbakanlık döneminizde, önerdiğiniz 5 Kantonal Federasyonu, yine önerir miydiniz ?”
Bu soruya, gülerek, şu yanıtı verdi.
“Köprülerin altından çok sular aktı. Sizin politikacılarınız , Hugo Gobi’nin önerilerini de reddetti. Bir müddet sonra da bunları isteyeceksiniz . Fakat , bunlar için de, köprülerin altından çok sular akacak .”
Sn. Akıncı’nın ikazı, beni 1984‘de, Londra’daki konferansa götürdü.


Bu haber 190 defa okunmuştur

:

:

:

: