“TRT World” mucizesi

Kaç kişi farkında, kaç kişi izliyor bilemiyorum.
Yusuf KANLI

Kaç kişi farkında, kaç kişi izliyor bilemiyorum. Son günlerde “TRT World” diye bir vaha keşfettim, fırsat buldukça izliyorum. Tabii ki ne bir BBC ne de ITV veya Sky, HB değil ama TRT’den beklenmeyecek, hele de bu günkü siyasi egemen kültürden hiç umulmayacak kadar başarılı ve cezp edici bir proje.

Doğru dürüst hazırlanmış belgeseller, seviyeli yayın çizgisi, takdir edilecek mülakat ve detaylarla işlenmiş haber programları. Ne siyasi propaganda ne de hamasi egemen kültür pompalanması çabası görünüyor kanalın yayınlarında. Yıllardır TRT’nin İngilizce kanalı için hazırlık yapılıyor bir türlü hayata geçmiyordu. Çok iyi bir sonuç alınmış, emeği geçen herkese gönülden teşekkürler. Umarım böyle devam eder.

Çok televizyon izleyebilen birisi değilim. Dizi furyası hele de pehlivan tefrikasına dönüşüp sakız gibi uzayıp giden saçma sapan şeylerle vakit harcamayı sevmem, o kadar da vakit bulamam zaten. Türk halkının bu rezalet diziler ve hele de “survivor” gibi ne olduğu belli olmayan kepazelikler ve çöp çatan mı kadın pazarlama programı mı belli olmayan rezaletlerle uyuşturulması tabii ki bilinçli ve programlı bir uygulama. Vakit bulduğumda genelde yabancı televizyonları izlemeyi tercih ederim. Bu nedenle de evin tavanında dört kocaman çanak anten, olabildiğince iyi kaliteli uydu alıcıları ile boş zamanlarımda izleyebileceğim kaliteli kanallara ulaşmaya çalışıyorum. IP-TV denilen platformlar da doğrusu çok iyi imkânlar sunuyor.

Geçen gün, radyoda arka planda Leonard Cohen’den “A thousand kisses deep” eşliğinde bir şeyler okurken gözüm TRT’World’de Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın mülakatına takıldı. Sunuş şekli, detaylara dikkat, kuru, sıkıcı TRT klasik yaklaşımından farklı ve gerçekten konu odaklı bir mülakat… Takdir ettim. Öyle iş olsun diye yapılmamış, Anglo-Sakson gazetecilik tarzının güzel bir örneği verilerek, konunun arka planı yeterli bir şekilde izleyiciye sunulmuş, daha önce Kıbrıs sorunuyla hiç ilgilenmemiş birisini bile detaylara boğmadan o kısa mülakat süresinde her açıdan bilgilendirmeye çalışılmış. Gerçekten gıpta ettim, demek ki isteyince oluyormuş.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın iyi niyetli ve her ne demekse “çözüm odaklı” olduğundan hiç şüphe yok. TRT World ile mülakatında yılların siyasi birikimi, Cumhurbaşkanlığı’nda kısa zamanda yaşanılan olgunlaşma adeta ekrana yansıyordu. Hem durumu fazla yan yollara, gizlemeye çalışmadan olabildiğince çıplaklıkla anlatmak, hem de “Türk tarafı oyun bozanlık yaptı, görüşmeleri zora soktu” dedirtmemek gerçekten çok zor iş. Benim sırtımda yumurta küfesi yok, düşündüğümü, kanımı arzu ettiğim kelimelerle hiç de çekinmeden yazabilirim, ama Akıncı’da öyle bir imkân yok maalesef.

Ama yılların tecrübesiyle bizler de satır arasını okumayı o satır aralarından kanı oluşturmayı öğrenmedik değil hani…

“Bu son şansımız olabilir. En azından hiç şüphesiz, bizim neslin son şansı,” diyor Akıncı. Uyarı mı? Elbette. “Bir federasyonun kurulması için de son bir deneme. Birbirilerini tanımadan büyüyen genç nesil, gelecekte başka türde bir çözüm arayışında olabilirler. Eğer biz bir anlaşmaya varamazsak, bizden sonra ne geleceğini garanti edemem. Şimdiki görüşmeler sonucu iki toplum için yine bir hayal kırıklığı olursa, görüşmeler tekrar başlayana kadar 10 sene daha geçecek. Tıpkı 12 sene önce olduğu gibi. Bize verilen bu olanakları doğru biçimde kullanıp, realist bir şekilde düşünüp, sadece Kıbrıs Rumları ve Türkleri arasında değil de, İsrail, Türkiye ve Yunanistan da dâhil olarak ada ile ilgisi olan tüm ülkelerle olumlu bir işbirliği ortamı yaratırsak, tüm taraflar kazançlı çıkabilecek. … Türkiye çok önemli bir ülkedir. Sadece Kıbrıs Türkleri için değil de, aynı bölgedeki tüm ülkeler için ve bizim de müzakere masasındaki problemleri çözmek için onların yardımına ihtiyacımız var. … Türkiye bizim müzakere masasında ne yaptığımızdan haberdar ve yaptıklarımızı da destekliyor. Çok açık konuşacağım, şimdiye dek, daha hiç müzakere masasında negatif bir etkiye rastlamadık.'

Ne demek oluyor bu dedikleri Akıncı’nın?

1- “Eğer başarısız olursak bir sonraki deneme 10-12 yıl gerektirebilir ve o denemede federasyon görüşüleceğini kimse garanti edemez. Birbiriyle ilişkisi kalmamış “yeni nesil” belki de iki ayrı devlete odaklanır, haberiniz ola!” der gibi geliyor mu size?

2- “Adada varılacak anlaşma sadece iki Kıbrıslı halkı değil, tüm bölgeyi ilgilendirir. Dahası adada anlaşma sonrasında Rum ve Yunan işadamlarına açılacak Türk pazarı da teşvik olmalı Rum tarafı için bazı acı adımları atmada” diye bir cümle siz de okumadınız mı Akıncı’nın mülakatının satır aralarında?

3- Akıncı’nın “Adada çözüm ve bölgesel refah için Türkiye’nin katkısı artı değerdir, çeşitli takıntılarla heba edilmemeli, paranoyalara kurban edilmemelidir. Rumlar gelişmeleri sadece ada eksenli değil, bölgesel ve global bakışla da değerlendirmeleri ve Türkiye fobisinden vazgeçmeleri gerekir” dediğini doğrusu ben duydum adeta.

4- Ve son olarak, Akıncı’nın “Türkiye köstek değil destek oldu Kıbrıs Türklerine ve görüşmeci heyete. Şimdiye kadar hiç bizi sınırlamadı. İkide bir bizi baypas ederek Ankara ile görüşme talebinden vazgeçin, Ankara her şarta bizim desteğimizde zaten” dediğini duymadınız mı?

Doğrusu son zamanlarda Akıncı her platformda hem nala hem de mıha buruyor. Bir taraftan çözüm umutlarını harlamak için çaba sarf ediyor, diğer yandan da Rumlara uyarı ardına uyarı gönderiyor. Nitekim “Bu son çabadır” lafı “Bir yeni çaba on yıllar alacak” ve “hedef başka olabilir” uyarıları “Aman tren kaçmasın bu kez de” çırpınmasından başka bir şey değil.

Peki, çözüm umudu var mı? Akıncı da gayet iyi biliyor, konuşulan konuların hepsinde “evet” denilse bile, Rumların tüm istediği tavizler ve hatta Akıncı’nın da nasıl olmuşsa son günlerde “olmaz” dediği Güzelyurt’un verilmesi bile kabul edilse, siyasi eşitlik şartı sürdüğü sürece Rumlar anlaşmayı kabul etmeyeceklerdir. Efendim ne imiş? Güzelyurt’a üniversite açılması barış görüşmelerini sekteye uğratırmış. Ya yeni petrol-gaz arama izinleri? Rum tarafındaki “Biz Kıbrıs Cumhuriyetiyiz, egemeniz ne istersek yaparız, Türk tarafı azınlık ve devletsiz, egemenlik kullanamaz” anlayışı sürdükçe, ne anlaşma olur, ne de çözüm.

Adada çözüm için Akıncı’nın sihirbazlığı da yetmeyecek, görünen o…
Bu haber 310 defa okunmuştur

:

:

:

: