Maktu ücretle başkalarının elektrik borcu da ödeniyor

Oteller yapılıyor, sanayiciler var, böyle devasa bir kurumu yönetiyorsanız mutlaka birileri ile karşı karşıya geliyorsunuz.
“Oteller yapılıyor, sanayiciler var, böyle devasa bir kurumu yönetiyorsanız mutlaka birileri ile karşı karşıya geliyorsunuz. Mutlaka birilerinin çıkarına dokunuyorsunuz. Bu kurumu iyi yönetmek, borçlarını azaltmak, tek kuruşu heba etmemek, kurumun çıkarlarını ön planda tutmak diktatörlükse, ben diktatörüm.

Çıkar çevreleri her alanda var. Bu çıkar çevreleri ile her gün karşılaşıyoruz. Borcunu ödemeyenler, Belediyeler ve yüz civarında vatandaştır. Belediyelerin çok borcu var, aldıkları elektrik parasını da ödemiyorlar. Belediyelerin elektriği kamu menfaati için kesilmiyor. Ama genel tablo düşünülmüyor. 14 Belediyenin ara emri var, borç ödenmiyor, elektrik veriliyor, elektrikleri kesilemiyor. Bu borç günden güne artıyor.

İçinde bulunduğumuz Mart ayının 15’den sonra Belediyelerin elektrikleri kesilecek. Belediyeler ödemezse kurum ne yapacak? Bunun bir maliyeti var. Ben kurumu zarar ettiremem. Bu parayı vatandaş ödeyecek. Batmamak için, ayakta durmak için ben bu maliyeti yansıtmak zorundayım.

Devlet sanayiciye ucuz üretim yapsın diye elektrik ücretini daha düşük veriyor. Biz 45 kuruşa mal ediyoruz, sanayiciye 29 kuruşa veriyoruz. Devlet on kuruşu ben size ödeyeceğim dedi. Ama ödemedi. Biz bunu maktu ücrete yansıtıyoruz. Devletin vermediği sübvanseye ücretini vatandaş, asgari ücretle geçinen insanlar ödüyor. Maliyetin altında verilen her kuruşu birilerinin cebinden alıyoruz. Ürettiğimiz elektriğin %47.83 maliyetinin altında satılıyor. Ben bunu almak zorundayım, kurumu zarara uğratamam.”

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim, ADA TV de konuğumdu.

Bilindiği gibi KKTC ile Türkiye arasında su anlaşması imzalandıktan sonra ekonomik protokol konusunda da belli bir aşamaya gelindi.

KKTC hükümeti kendi hazırladığı çalışmayı Türkiye hükümetine gönderdi.

Telefon, limanlar özel şirketlerin işletmesine verilmeye hazır, sebep bu alanlara yapılacak yatırımlar için devletin parası olmaması.

Yetkililer şunları söylüyor;

“Elektrik konusunda sıkıntı yok, kurum kendi ayakları üzerinde durmaya, yatırım yapmaya, borçlarını azaltmaya, tahsilâtlarını en üst noktaya getirmeye, yakıtını peşin almaya başladı.”

Elbette hepimizin istediği bu, en ucuz maliyetle, en iyi hizmeti vatandaşın alması.

Sürdürülebilir kurumlar yaratmak ve yaşatmak.

Yazımın girişinde İsmet Akim’in sözlerini paylaştım.

Kurum iyi duruma gelmiş, ama yine vatandaşın cebinden alarak.

Yine devlet kendi yapması gerekeni yapmamış, sanayiciye, turizmciye, tarımcıya, sütçüye ucuz üretim için, ucuz elektrik veriyor, fakat maliyette oluşan farkı vatandaşın cebinden alıyor.

Devlet memuru, özel sektör çalışanı, yoksul maaşıyla geçinenler, asgari ücretliler, elektriği kesilmesin diye günü gününe ödeyenler, ucuz elektrik alanlar içinde ödeme yapıyor.

Peki, suçlu kim?

Ürettiği elektriğin karşılığını almak isteyen kurum mu, sektörlere şirin görünmek isteyen devlet mi, ucuz elektrik alan üretim sektörleri mi, yoksa haberi olmadan başkalarının elektrik parasını da ödeyen vatandaş mı?

“Kamu menfaati için” diyerek herkes kendi açısından hakkını arıyor, zarar edemem diyor.

Olanlarsa yine vatandaşa oluyor, bu çile öde öde bitmiyor.

En kötüsü normalleştirmek, kimsenin böyle bir derdi yok.

Oysa bunun bir adaleti olmalı.
Bu haber 491 defa okunmuştur
  • İbrahim Çakırdağ   - 07.03.2016 Bu memlekette ne bedeller ödedik biz. Elektrik ücret su parası vergi bunların hangisini öder özel sektör. Hepsi vatandaşın cebinden çıkar.

:

:

:

: