Kaçarken veya giderken ölmek

Yazımı yazmak için bilgisayarın başına oturmuşken düşündüm.

Yazımı yazmak için bilgisayarın başına oturmuşken düşündüm.
Yazmaya değer konu çok.
Bir harmanlama ve sıralama yaparken, gün içinde içimi parçalayan iki olaya ister istemez odaklandım.
İki olay bir kez daha insanın önemini hatırlattı, hem de acı şekilde.
Elbette önce insanım, fakat en yüce duyguyla bir babayım.
İki oğlum var, dünyaya beraber gelmişler, ikiz kardeşler.
Birini diğerinden ayırmak mümkün değil.
Dünya çocuklar için çok acımasız, çocuk olmak, coğrafya, savaş, ekmek, emek, istismar gibi kavramlarda denge ve adaleti sağlamıyor.
Çocuklar, yani geleceğin dünyası, umudu, yarınların sahibi.
Çocuklar gittikçe, gelecek de gidiyor bir yerlerde.
Ege’den yine bir tekne faciası haberi geldi.
Uzun zamandır bitmeyen facia haberlerine bir yenisi daha eklendi.
Ölüyor insanlar, ölüyor çocuklar, şaka gibi, bir cümle gibi başlayıp, bir cümle gibi bitiyor.
“Aydın’ın Didim ilçesi açıklarında Suriyeli sığınmacıları taşıyan teknenin batması sonucu 13’ü çocuk 25 kişi hayatını kaybetti. 15 kişinin kurtarıldığı olayda kayıp 2 kişi için arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Mavişehir mevkisi açıklarında “Komutan 2” isimli ahşap teknenin battığı bölgede, 3 bot ve 1 helikopter ile kayıp 2 kişiyi arıyor.”
Ne kadar kolay söyleniyor, bir çırpıda, “sığınmacılar”.
Savaştan, korkudan, ülkelerinden, topraklarından, daha iyi, daha yaşanası, ölüm korkusunun olmadığı bir hayat umuduyla çıkılan yolculuklar.
En büyük mezarlık olmuş Akdeniz, insanın kanını donduran, insan olduğunu, baba olduğunu hatırlatan o masum çocuk bedenleri, günahsız çocuk yüzleri.
Gerçekten ne kolay söyleniyor “sığınmacılar” veya “Suriyeliler” diye onlar üzerinden planlar, pazarlıklar yapılıyor.
Kimdir bu insanlar?
Kendi ülkelerinden isteyerek mi kaçtılar, nereye, nasıl bir hayata, ya da ölüme gittiklerini biliyorlar mı?
Peki, umut, yarınlara dair beklenti, hasret, “her şey güzel olacak” diye mırıldanılan cümle.
Ya çocuklar, artık yüzlerde neşe, gözlerde parıltı yok.
Çocuklar oyun oynamaları, okula gitmeleri gerekirken ölüyor.
Onları hayattan götüren, onların dışında yaşanan savaş, başkalarının savaşı, bu savaş onların boyundan, hayatlarından, hayallerinden, çocukluklarından büyük.
Çok kötü bir olayda bu ülkede yaşandı.
Yine trafik kazası, yine ölüm, yine çocuk, üstelik iki buçuk yaşında, ikiz kardeşlerden biri.
Bizim savaşımızın adı da “trafik”.
Kim, kime karşı başlattı, kimse bilmiyor.
Hayatı tanıyamadan veda etmek, bu tarifsiz acıyla geride kalan yürekleri ateş gibi yakmak, bunun adı yok.
Bizim coğrafyanın kanayın yarası trafik, zamansız vedalar yaşatıyor çocuk yaşlarda.
Büyüklerin yanlışlarını, çocuklar canlarıyla ödüyor.
Başka coğrafyalarda bir yerden bir yere kaçarken, bizde ise bir yerden bir yere giderken ölüyor çocuklar.
Zaman, mekan farklı, fakat sonuç aynı.

 

 

 

 

 

 

Bu haber 570 defa okunmuştur

:

:

:

: