Hepsi Serdar Denktaş’a komplo mu?

Kuzey Kıbrıs’ta siyaset yapmak, artık sıradan işleri takip etmek anlamında.
Kuzey Kıbrıs’ta siyaset yapmak, artık sıradan işleri takip etmek anlamında.
Günlük işler dışında, yürütülen, üstüne ekleme yapılan bir gelişme yok.
Düşünün, ne zaman bir açıklama yapıldı ve halkı rahatlatacak, plan, program müjdesi verildi?
Hedefler anlatıldı, yılları kapsayan kalkınma planları, arzulanan icraat planlaması yapıldı.
İktidar olmak, sadece partililerin bir kısmını memnun etmekten öte gidemiyor.
Toplumun geneline daha iyi bir hizmet ortamı, kamusal hizmetlerden daha faza ve daha geniş yararlanma imkânı yaratamıyor.
Ülkeyi yönetenler, yönetilenler kadar çaresiz ve dertli.
Sorun çözme mekanizmasını, iradesini, ortaya koyamıyorlar.
Mevcut bürokrat kadroları işin içinden gelen, işin bilen insanlar tarafından değil, partilere olan yakınlıklarından seçiliyorlar.
Siyasetin de bir amacı var, bu amaç sadece iktidar olmak değil, iktidar olunca halkın geneline hizmet etmek ve en iyisini vermekle eş değerli.
Daha önce iktidar olan siyasi partiler büyürdü, güçlenirdi, yenilenirdi.
Artık iktidar olan siyasi partiler yıpranıyor, küçülüyor, tepkisel bir son yaşıyor.
Temmuz 2013 seçimleri öncesi iktidarda olan Ulusal Birlik Partisi, onca tepkiye ve eleştiriye rağmen kendi içindeki kavgadan kurtulamadı.
Dönemin Genel Başkanı İrsen Küçük kurultay kavgalarına Türkiye hükümetini de dâhil etti, ERCAN ve su gibi özelleştirme konularına imza attı.
Uzun yıllar unutulmayacak, etkileri sürecek kararlar.
Ardından yapılan seçimlerde siyaset tarihimize geçecek sonuçlara tanıklık ettik, tarihi gelişmeler yaşadık.
Seçim öncesi UBP’ de kopmalar oldu, UBP’den ayrılan isimler Demokrat Partiye geçti, seçime burada girdi, başarılı da oldular.
Ama bu parti ve tabanı sindiremediler, bir yerde mantık beraberliği yapıldı.
İlk günden ne zaman partiden ayrılacaklar yaklaşımına taraf oldular, ne onlar bu partiyi sahiplendi, ne de parti onları sahiplendi.
Makamlar gidince, DP hükümetten ayrılınca ortaklık bitti.
UBP ve DP aynı anlayışla şekillenen iki siyasi parti, birbirinin içinde ama dışında.
CTP-UBP hükümeti bu ülke için önemli bir adımdı.
Güçlü iki siyasi akım ve onların oluşturacağı ortak akıl birçok sorunu, yapılması gereken fakat yapılmayan icraatları daha çabuk, daha cesur hayata geçirebilirdi.
Ama bu hükümetin kurulma veya kurdurulma amacı olan su anlaşması ve ekonomik protokol gibi adımların ötesine henüz geçilemedi.
Kıbrıs konusunda yakalanan çözüm beklentisi ve olası bir referandum sonucu da, kuzey Kıbrıs’ta bu iki partinin iktidarda olmasını gerektiriyor.
Hakan Dinçyürek, DP-UG Mağusa Milletvekili olarak Meclise girdi.
Geçtiğimiz günlerde partisinden istifa etti.
Bu istifa siyasetteki manevralara da bir darbe indirdi, bir UBP-DP hükümeti artık mümkün değil.
Hakan Dinçyürek bir açıklama yapmadı, partinin kurumsallaşma yönüne gitmemesi, Serdar Denktaş’ı partinin önünde olması, tek adam görüntüsü vermesi ve bunların yarattığı olumsuzlukları hep seslendirdi.
DP-UG küçülüyor, ilk seçimde baraj sorunu yaşayabileceği bile tartışılıyor.
Hakan beyin esas istifa sebebi bu mu? Bunları seçmenine, siyasi ahlak adına açıklamalı.
Partiden istifa eden Milletvekilleri ve partililer, hepsi suçlu, hepsi kötü mü, hepsi Serdar Denktaş’a kurulan bir komplo mu?
Serdar bey iyi düşünmeli, bildiği gerçeklerden kaçmadan, az olsun benim olsun anlayışından uzaklaşarak partinin önünü açmalı.
Kurumsallaşan bir parti, isimlerden daha önemlidir, isimler gider, kurumlar kalır, günün getirdikleri bunlar.
Bu haber 562 defa okunmuştur

:

:

:

: