Yıllarca sadece kandırıldık

14 Mart “Tıp bayramı” kutlandı ve bitti. Yine törenler, konuşmalar yapıldı, açıklamalar, temenniler, beklentiler seslendirildi.
14 Mart “Tıp bayramı” kutlandı ve bitti.
Yine törenler, konuşmalar yapıldı, açıklamalar, temenniler, beklentiler seslendirildi.
Mesela;
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Tıp alanında en başta gelen vicdandır, gerisi ondan sonra gelir. Hiçbir doktorun da cüzdanını vicdanının önüne çıkarmaması gerekir'.
Başbakan Ömer Kalyoncu, “İnsanların sağlıklı yaşaması ve yaşatılması sosyal devletin görevidir”.
Meclis Başkanı Sibel Siber, “Sağlık Devlet politikası olmalı, kimsenin yapboz tahtası değil”.
Sağlık Bakanı Salih İzbul, “Genel sağlık sigortası en yakın zamanda mecliste olacak”.
Günün anlam ve önemini anlatan sözler, her yıldönümünde tekrarlanan nakaratlar, sonrası kaldığımız yerden devam.
Söylemek güzel de gerçekte ne var, yani icraatta, toplumsal yaşamda, sağlıklı bir sağlık sisteminin oluşturulmamasının sorumluluğu kimde?
Yıllar içerisinde temenniden öteye gitmeyen, yazıldığı yerde kalan, söylene söylene klasikleşen vaatlerde neler var?
Özetle ve kısaca bakacak olursak;
1983 Kurucu Meclis hükümet programında, “Temel sağlık hizmetlerinin herkese eşit olarak, yeterli bir düzeyde ve etkin şekilde verilmesi için sağlık merkezlerinin ihtiyaca en uygun şekilde cevap vermesi sağlanacaktır”.
1985 UBP-TKP hükümeti, “Bütün yurttaşların genel ve zorunlu sağlık sigortası kapsamına alınarak, yoksulların sigorta primlerini devletin karşılaması, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında sigortalıların bakımına olanak tanınarak, hastanın hekimini bizzat kendisinin seçmesi sağlanacaktır”.
1988 UBP-Bağımsızlar hükümet programı, “Sağlık merkezlerinin kapasite durumları yeniden gözden geçirilecek, bu arada bu merkezlerde daha yeterli sağlık hizmeti verilmesi için tahlil laboratuarları ile takviye edilmeleri yönünde çalışmalar yapılacaktır”.
1990 UBP hükümet programı, “Temel sağlık hizmetleriyle ilgili olarak kentsel sağlık kurulacak, kırsal kesimde mevcut olan sağlık merkezlerinin sayısı artırılıp hizmetler etkinleştirilecek ve ilk basamak hekimlik hizmetleri yurttaşların ayağına eşit şekilde götürülecektir”.
1994 1. DP-CTP, 1995 2. DP-CTP ve 1995 3. DP-CTP hükümet programı, “Sağlık hizmetlerinin etkili ve yeterli bir şekilde verilebilmesi ve yurttaşlarımızın layık olduğu çağdaş normlara uygun bir hizmetten yararlanabilmesi için bütçe payı artırılacaktır”.
1996 UBP-DP hükümet programı, “Hasta psikolojisine gereken önem verilecek. Hastanın doktor seçme özgürlüğü daha da artırılacak bir sağlık sistemi geliştirilecektir. Bu sistemde bütün yurttaşlarımız genel ve zorunlu sağlık sigortası kapsamına alınacak, yoksulların sigorta primleri devlet tarafından karşılanacaktır”.
1999 UBP-TKP hükümet programı, “Sağlığa ayrılan pay artırılacak. Genel sağlık sigorta yasası çıkartılarak ülkede yaşayan tüm bireyler yasa kapsamına alınacak. Kamu ve özel sektördeki sağlık kurumlarından yararlanma hakkı sağlanacak”.
2001 UBP- CTP hükümet programı, “Genel sağlık sigortası yasası hazırlanacak tüm çalışanların yasa kapsamına girmesi sağlanacak”.
Burada hükümet programlarını kesiyorum ve gerçeğe yansıyanlara geliyorum.
Görüldüğü gibi hemen hemen her siyasi partinin yer aldığı hükümet programlarında aynı konular işlenmiş, aynı icraatların sözleri verilmiş ve aynı icraatlar hep sözde kalmış.
Genel Sağlık Sigortası, kamu ve özel sektör sağlık hizmetlerinden yararlanama, yoksulların sağlık hizmetlerinin karşılanması.
Bunlar bugünde söyleniyor ve esas sorun ortaya çıkıyor.
Aynı sorunlar yıllardır var, yıllarca sadece kandırıldık.
Esas sorun, sadece söylenmesi, sözlerle geçen yıllar.
Evet, 15 Mart itibarı ile hepsi unutuldu ve yine aynı çaresizlik kaldığı yerden devam ediyor.
Bu haber 608 defa okunmuştur

:

:

:

: