Hayatın renklerinde buluşmak

Hayat, her yönüyle bir renktir aslında…
Hayat, her yönüyle bir renktir aslında… Sevinçler için sarılar, pembeler, morlar, yeşiller; sıkıntılı zamanlar içinse: kan kırmızılar, kahverengiler, karalar, griler…

Hayatı olduğu gibi kabul ettikçe daha az yoruluruz, daha az üzülürüz gibi geliyor bana… Gün içinde karşılaştığımız olayları olabildiğince doğal karşılamak ve çözümler üretmek. Yaşam okulunda sınıfta kalmamak için yapabileceğimiz en doğru yol sanki…

KUCAKLAYIŞ

saçların samanyolu
gözlerinde şafaklar...

kucağın ebemkuşağı
yıldıza kesmiş gökyüzü...

sen beni kucaklarken...

Ayşe TURAL

ERKEKLER NASIL SEVER?

Inanın ben de pek bilmiyorum çünkü ben kadınım...

Erkekler genelde duygularını saklar... Kendilerini anlatmazlar...

Biz onların davranışlarına bakarak çıkarsamalarda bulunuruz...

Yaşadıkları fırtınaları bilemeyiz... Aklımıza geleni hemen söylerken biz; onlar susar... Susmalarından, bakışlarından bir şeyler çıkarmaya çalışırız hepsi o kadar...

Sahi erkekler aşkı nasıl yaşar?
Bizim gibi duygusal anlar, inişler ve çıkışlar olur mu?

Elbette olur da işte o medcezirleri nasıl yaşarlar?
Romanlardaki, filmlerdekini ben de biliyorum elbette...

BİR
sevgiyle birim
inançla bir...
bir ışığım
zamanın içinden kopup gelen
yine zaman giden...

ZAMAN benim aslında
bir sonsuzum...
zamanı ben yarattım
beni yaratansa
IŞIKLAR Prensi...

Ayşe TURAL

Gani MÜJDE'den...

ERKEK YALANLARI...
Ben zeki kadınlardan hoşlanırım.
Erkek adamın erkek evladı olur.
Biliyor musun ben askerde hiç dayak yemedim.
O mu? Karımın akrabası...
Rakip takımın futbolcularına canı gönülden başarılar dilerim..
Şu kadınlar çok şanslı! Keşke kadın olsaydım diyorum...
Kadınlara dayak atılmasına karşıyım...
Bu gece mesaiye kalacağım karıcığım...

NE FARKEDER

Tuz gölünde
Belki ipince bir yontu
Yahut Karadeniz’de hayalet bir tekne
Gökyüzü kadar durgun
Okyanus kadar öfkeli
Çalı dibinde bir serçe işte
Ne fark eder ki…

Dağlardan iniverse
Yağmur bulutları
Sen sabahı kovalasan
Denize karışsa nehirler
Koca çınarların koyu gölgesi yahut
Ne fark eder ki…

Uzakları hedeflesin gözlerin
Sevgi ışıkları yaysın evrene
Ellerin uzansın da yıldızlara
Bir güvercin uçuşu güzelliğinde…
Bak işte o zaman
Neler neler fark eder…

AYŞE TURAL

Her tanışıklık size bir şeyler getirir, hayatınıza ışık olur. Ne kadar etkilenirseniz o kadar da derin izler bırakır.
Ayşe Tural
BAHAR

önce
kokun geliyor
SEN geliyorsun...

kapıda bahar
o da seninle
dalıveriyor içeri...

Ayşe Tural

' Yüreği ile konuşmayalı insanlar, onu çoktan unutmuşlar. '


LİSE YILLARIM...

Ortaokulu yeni bitirmişim. O yıllarda İstanbul dışında başka yer bilmiyorum... İstanbul ile ilgili belleğimdeki izler... Neredeyse bir gün süren gemi yolculuğu... Sisler arasından seçilen minareleriyle İstanbul silueti... Galata Köprüsü... Dolmabahçe Sarayı... Güvercin dolu Sultanahmet Meydanı... Sahilde yenen balık ekmeğin kokusu.... Üsküdar'da oturan dedemin kardeşinin evi... Bağlarbaşı o yıllarda sadece ucu bucağı görünmeyen, gerçekten kocaman bağ idi...

Yatılı sınavları kazanınca liseyi Edirne’de Öğretmen Okulunda okuyorum... Evden, aileden uzakta geçen üç yıl... Kendinize yetmeyi öğreniyorsunuz... Yorganın altında iç çekerek ağlamalarımız... Arkadaşlarımı avutma derdinden ağlamaktan vaz geçişim...

Meriç Nehrini neredeyse kuşbakışı gören pencereleri olan bir okul... Uzun masalarda belki de 20 kişi ile yenen yemekler... Ortaya konan karavanalar... Evlerimizde yemediğimiz bol çeşitli yemekler...

Bakımlı bahçesi, çam ağaçları altında arkadaş sohbetleri... Dallarda ötüşen serçeler... Başımı kaldırıp onları seyre dalardım... Her birimiz tıpkı onlar gibi bir kuştuk, yuvasından uzakta yaşayan...

Ballıbabalar, mülver ağaçları, sarmaşıklar... Güneşin başka hiçbir yerde bu kadar güzel battığını görmedim ben... Bir pencere pervazına dayayıp başımı şarkılar mırıldanırdım ya da yazılmamış dizeler...

Akşamla birlikte Ağlayan Çeşmenin ve havuzun ışıkları yanardı... Çevresinde otururduk.... Ahmet Haşim'in AKŞAM şiirini o zaman çok sevmiştim ben... Havuzun suyuna yansıyan morcivertlenen akşam renkleri... Yeniyetme yüreklerimizle neler neler paylaştık kimbilir...

Hayata tutunmayı öğrenmek... Birlikte elele vererek uzlaşmaya çalışmak... Bizi şekillendiren öğretmenlerimiz... Arkadaşlığın değeri... Paylaşmanın önemi... Aileden uzakta geçen aylar... Dönüşte özlemle kucaklaşan yürekler...

Her şeyi öğrenme tutkum... Folklor, spor etkinlikleri, özellikle halata tırmanma, masa tenisi... Kurslar, çevre gezileri... Staj için köylerde grupça kalınan aylar... Başarıları yakaladıkça daha çok çalışma... Liderlik denemeleri, yazılar, özel gecelerde okunan şiirler, söylenen şarkılar...

Daha çok okunan kitaplar... Tiyatro, bale, konferans... Örnek öğrenci olma çabaları... Küçücük yaşta girilen kapıdan donanımlı bir genç kız, bir ilkokul öğretmeni olarak çıkış... Mutlu ama yine de gözyaşları içinde okula veda.... Otobüsüm okulun önünden geçerken, okul kaybolana kadar arkaya dönüp bakışım....
Bu haber 218 defa okunmuştur

:

:

:

: