Belediyeler, kaş yapayım derken göz çıkarılmasın

Adil ve hakkaniyete dayalı bir yapı kurulmadı.
Adil ve hakkaniyete dayalı bir yapı kurulmadı.
Yanlış yapandan hesabı sorulmadı, tam tersi yapanın yanına kaldı.
Hukukun üstünlüğü sadece söz de uygulandı, devlet çarklarını çalıştıracak her türlü mekanizma siyasete göbekten bağlandı.
Devlet yönetimi, bürokrasi, atamalar sadece partisel yakınlıklarla belirlendi.
Yasalar, uygulamalar kişisel çıkarlarla şekillendirildi.
Aslında adalet yoksa, hukuk yoksa devlet yoktur.
Devlet, yol yapamıyor, hastaneye ilaç alamıyor, okullarını tamir edemiyor, vergi toplayamıyor, vatandaşlarına eşit davranamıyor, fırsat eşitliği sağlamıyor, insanını koruyamıyor.
Durum böyle olunca, her türlü inanç yerini sadece nemalanmaya ve inançsızlığa bırakıyor.
Gerçekten anlamakta zorlanıyorum;
Bu durumdan memnun olan var mı, bu gidişatı daha kaç yıl devam ettireceğiz?
Daha öncede yazmıştım, bu ülkede her şeyin yolundaymış gibi davranılmasından rahatsızım.
Günden güne dışa ve üretimsizliğe bağımlılığı artan bu ülke daha ne kadar bu şekilde yıllarını harcayacak?
Herkesin bir köşe tuttuğu ve bırakmak istemediği, her şey değişsin ama bana kimse dokunmasın mantığı ile nereye varılacak?
“Biz kendi kendimize yeteriz” veya “Türkiye her ihtiyacımızı karşılar” düşüncesi nereye kadar?
Elbette bir yere kadar, kendi olan, üreten, uygulayan, hatasının da, başarısının da karşılığını kabullenen bir ülke ve halk olmaktan başka çare yok.
Bunun için tabi ki çalışmak, direnmek, vazgeçmemek, sabır, azim ve en başta istemek gelir.
Kıbrıs sorununun çözümüyle, belirsizliğin, kuralsızlığın, adaletsizliğin ve yasal kimlik isteğimizin peşindeyiz ki bu aynı zaman da hakkımızdır.
Aksi bu yaşamı sürdürmek ve tükenmekle eşdeğerdir.
Bugün geride bırakılan mücadele dolu yılların en önemli sonucu koca bir hayal kırıklığıdır.
Bu devlet yapısı sadece kurum ve makamlardan ibaret, gerisi illüzyon.
Devlet çarkları bu durumda, peki, kurumların durumu ne?
Çok da farklı değil, elde avuçta kalanlar da batak durumda, aynı zihniyetin esir aldığı yönetim hataları, değerlerimizi, hepimizin alın terini, vergilerimizin karşılığını siyasi çıkarlar uğruna heba etti.
Yerinden yönetimler, daraltılmış hizmet modelleri, onlar da çok farklı değil.
Yılların hataları belediyeleri de çıkmaza getirdi.
Şimdi yeni gündem belediyelerin sayısını azaltmak.
28 belediye sayısı gerçekten fazla, ama kaş yapayım derken göz çıkarılabilir.
İçişleri Bakanı Asım Akansoy “ Şu an toplamda 28 belediyemiz var. Geliri giderine yetmeyen hizmet kalitesi düşük ve iş yapabilme yeteneği son derece kısıtlı olan belediyeler oluşmuştur.
Gelişen zaman içerisinde ekonomik zorlukların getirdiği kaynakların optimum kullanma zorunluluğu, hizmetlerin yürütülmesi için ayrılan kaynakların giderek azalması, 2018 Haziran ayında yapılması planlanan yerel seçimler hedefiyle, yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması kaçınılmaz olmuştur.
Bu görüşümüzden yola çıkarak birbirlerine coğrafik sınırı bulunan küçük belediyelerin birleştirilerek, o bölgenin coğrafik özelliklerinden yola çıkarak yeni bir isim altında, sürdürülebilir yapı ve modernizasyona sahip belediye yaratılması ve belediyelerin sayısı optimum düzeye çekilmesi kaçınılmaz olmuştur”.
Düşünce doğru, fakat 2018 yılında yapılacak yerel seçimlere iki yıldan biraz fazla bir zaman var.
Bu değişiklik yetişir mi, bana göre zor.
Tüm belediyelerin önemli ekonomik sorunları, borçları var.
Borcu büyük olan küçük belediyeleri, başka belediyelere bağlayarak mevcut borç ve şartlar zorlaştırılmayacak mı?
Bu iş damdan düşer gibi yapılırsa büyük bir yıkım yaratılmış olur.
Zamana yayarak, mevcut şartları en iyi noktaya getirerek, yapmayı değil, faydayı hedef alarak düzenlenecek bir sistem en iyi sonucu getirecektir.
Bu haber 646 defa okunmuştur

:

:

:

: