“Bu nasıl Müslümanlık?”

Bülent Ölçer, Kıbrıs kökenli bir gazeteci.
Bülent Ölçer, Kıbrıs kökenli bir gazeteci.
Son yedi yıldır ekibiyle beraber savaş muhabiri olarak Suriye de görev yapıyor, her gün gazetelerde, haber servislerinde tanık olduğumuz Suriye savaşını yerinde yaşıyor.
Gazeteciliğin en zor alanı “savaş gazeteciliği”.
Taraf olmadığınız savaşa tanık olmak, insanlara, kamuoyuna savaşı anlatmak, haberleri, resimleri aktarmak, tarihe tanıklık etmek.
Zor, çok zor, bu iş laylaylom değil.
Bu iş birilerini kollamak, birilerini sırf görüşlerinden dolayı yerden yere vurmak, farklı kesimlerle, farklı ilişkiler içine girmek hiç değil.
Adı üstünde tarihe, savaşa tanıklık etmek, gerçek anlamda gazetecilik yapmak.
Savaşı görmek, acımasızlığı, kalleşliği, ahlaksızlığı, kazanmak için nelerin yapıldığını, insanın, insanlığın, vicdanın, manevi değerlerin yerle bir edilmesini insan değil de, görevli gözüyle görmek.
Suriye, türlü çıkarlar için talan edilmiş bir ülke.
İnsanlar, yaşlı, genç, çoluk çocuk demeden yaşamak için kaçıyorlar.
Onlar üzerinden pazarlıklar yapılıyor.
Onlar üzerinden kazanımlar hesaplanıyor, onlar koz olarak kullanılıyor.
Aslında onların kendi ülkelerinden başka yerde yaşamamaları gerek.
Onların yeri, kendi ülkeleri, toprakları, şehirleri, mahalleleri, sokakları, evleri.
Esas sorun, bu insanları evlerinden kaçıran nedir, kim ve kimlerdir?
Bu savaş kimin savaşı?
“İnsan gibi yaşamıyorum. Uyku bile uyuyamıyorum. Olaylara göre nerede, ne kadar kalacağımız belli değil. Her gün aynı olayları yaşıyoruz. İnsanlar ölüyor, çocuklar ölüyor, bunlar bizim için haber.
Daha önce çok etkileniyorduk. Mesela; bir kız çocuğu, daha yedi yaşında. Elinde bebeği sokakta oyun oynuyor. Birden gözüm ona kaydı. İnşallah bir şey olmaz dedim. Bir anda çocuğu silahla taradılar. Bu nasıl bir vahşet? Dizlerimin üzerine çöktüm kaldım.
Çocuğu ambulansla alıp götürmek istediler. Korktum, çünkü ambulanslar anında geliyor ama başka amaçlar için. Yaralıları alıp götürüyorlar, yolda, hastaneye gitmeden, organlarını alıyorlar, içlerini boşaltıyorlar, özellikle böbrek organı, İsrail’e ticareti yapılıyor. Sokaklarda sağlı, sollu yatan insanlar var. Tüm organları alınmış. Suriye de organ mafyaları türedi. Tam bir vahşet yaşanıyor. Bu nasıl bir anlayış, nasıl Müslümanlık?
Suriye ve Beşer Esad kendi kurtuluş savaşını veriyor. Su, elektrik bedava, lüks bir yaşam var. Meclisi elli kişi, on beşi alevi diğerleri Sünni. Esad diktatör değil.
KKTC’ye de Suriyeli gönderilecek, Türkiye Cumhurbaşkanı gönderin derse burada kim karşı çıkabilecek? Göreceksiniz bunlar yaşanacak.
Kız çocuklarına tecavüz ediliyor. On dört, on beş yaşlarında, daha sonra öldürüyorlar. Güya mahkeme kuruluyor. Kadın kendine tecavüz ettirmemeli diye? Ve asıyorlar. Bu mu insanlık, bu mu Müslümanlık?”.
Suriye de savaşın tanığı gazeteci Bülent Ölçer özetle bunları anlattı.
İnsanın kanı donuyor, uykuları kaçıyor, kendini oradaki insanların yerine koyuyor, oradaki çocukları, kendi çocukları gibi düşünüyor.
Nerede, kiminle, kimin için yaşanırsa yaşansın “savaşa hayır”.
Barışın, huzurun, paylaşmanın, önemini anlamak için illaki savaşların yaşanması mı gerek?
Elbette boşuna söylenmedi;
“Savaşın iyisi, barışın kötüsü olmaz”.
Bu haber 544 defa okunmuştur
  • Yapma Bülent, Din Kardeşiyiz Ziya  Lefkoşa - 01.04.2016 Bülent: Suriye ve Beşer Esad kendi kurtuluş savaşını veriyor. Suriye Meclisinde 50 kişi, 15 alevi diğerleri Sünni. Esad diktatör değil. Elcevap: Senin annen Hitler de bir melekti yavrum. Suriyede öldürülen 400 000 insanın niye hemen hemen hepsi Sünni o zaman? Yüzde 10 Alevi, Yüzde 10 Hristiyan, Yüzde 80 Sünni olan bir ülkede, Alevi Diktatörlüğü yü-rü-tü-le-mez. Yürümedi de. Suriye ve Esedin her ikisinin de kurtuluş savaşı verdiği doğru: Suriye, Esedden kurtulmak için savaşıyor!

:

:

:

: