Komşular, krizimiz var...

Sanki varmış gibi, şimdi yok… Yoktu da, sanki var gibiydi, ama şimdi yok…
Ne zaman hükümet vardı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde? 2013’den bu yana hep “Sanki hükümet var gibi” değil miydi?
Hâlbuki sağ-sol koalisyonlar umut hükümetleri, zor işlerin yönetimleri, ulusal uzlaşı idareleri değil miydi? Hep öyle demedik mi?
Alın size sol-sağ koalisyonu? Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile Ulusal Birlik Partisi (UBP) koalisyonu yürümedi, yürüyemedi işte...
Tamam, işte, sorun orda, sağ-sol iyi olabilirdi de, sol-sağ olunca işler bozuldu. Daha önceki sol-yavru sağ koalisyonu başarılı mı idi? Hayır. Ondan bir önceki? Hangisi, şu kazık atılıp, içten adam ayartılıp, ortak parti bölünüp “öp beni” şenlik kumpanyası kurulup yıkılan mı? İşte tam da o… Sen elin uzun boylusunun küçücük adamlarına inanıp ortağına nanik atarsan, değil on sene, dünya durduğu sürece sana hep “Güvenilmez adam, kankasına nanik attı, arkasından iş tuttu” derler.
Demek ki sol-sağ olmaz. Olduğu zaman da dikiş tutmaz.
Önce sudan meselelerdi. Sudan mesele deyince önemsiz falan sanmayın. Hayati bir konu su ve yönetimi öyle birkaç belediye başkanının siyasi istikbalinin uğruna zaten çalışmayan, yozlaşmış ve siyasi arpalık durumuna getirilmiş bir kuruma bırakılamazdı, nitekim bırakılmadı.
Aylarca uğraştı bazı aklı evveller. Yok efendim Türkiye niye karışıyormuş, alsınmış suyun parasını otursunmuş kendi yerinde. Sonra baklayı ağızlarından çıkardılar, çözüm olunca içinde özel sektörün de katkısı olan özel su işletmesi anlaşması uluslararası geçerliliği olacağından federal hükümeti de bağlayıcı olacakmış, bu haksızlıkmış…
Bu adamlar ya çok akıllı, ya da çok Gerekofil… Aman Rumlara bir şey olmasın, çıkarları zedelenmesin de ne isterse olsun. Hep empati hep empati. Kardeş, unuttun mu sana yapılanları? Çoktaaan. Yahu sen değil miydin Köçklüçiftlik’te havan komutanı 1974’de? Hani Rumlar saldırmıştı da neredeyse göğüs göğse savaşmıştınız kahramanca? Hatırlamadın mı? Ama şimdi hep dostuz değil mi?
Hikâye kardeşim. Bak Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın gözünün içine bakarak ne diyor Nikos Anastasiades amca: “Hidrokarbon kaynaklarının ihalesi konusu seni ilgilendirmez, Kıbrıs Cumhuriyet olarak bizim egemenlik haklarımız bunlar. İlerde federasyon olursa tabii sizlerle de paylaşırız çıkan imkânı…”
Akıncı ne diyor? “Buraya kadar Niko dostum, ne bu lololo? Ya ortağız, ya da değil? Bu durum görüşmelerin ruhuna uygun değil. Ya son ver, ya ben bir daha gelmem görüşmeye” diyebiliyor mu? Yooo… “İleride sorun olur” diye uyarıyor. Ne zaman sorun olur? Olur ya gaz falan bulunur ve parası da Rumlara akmaya başlarsa.
Arkadaşım Akıncı, uyan artık. Kavak ağacında balık avlanmaz. Bu adamlar sana nanik çekiyor. Görüşür gibi yapıp senden ödün üstüne ödün koparıyor, hiçbir şey de vermiyor.
Uyanacak mı?
Bu sol-sağ garabet hükümeti varken mümkün değildi. En azından kimse “Ey Cumhurbaşkanı, bu yol nereye gidiyor, bir doğru dürüst anlatsana” demediği için, arzu edildiği gibi türkü söylenebiliyordu.
Şimdi sağ-sol garabet çöktü. DNA uyuşması var dedi giden başbakan. Haklı, ciddi DNA uyumsuzluğu var.
Mesele bütçe açığı, maaş ödenememe durumu değil. Daha köklü bir sorun var: Yönetim beceriksizliği. O kadar ideolojik sapkınlık içerisinde ki birileri “Türkiye’den ne gelirse gelsin kötü, Rum’dan ne gelirse gelsin iyi” gibi bir takıntı içerisindeler.
Bu durum devam ettirilebilir değildi. UBP bu iktidara mahkûm gibi görünüyordu, yanılmışız, değilmiş. Düşündüğümüzün aksine UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün arada bir de ciddi kararlar alıp, riske giriyormuş. Şimdi bakalım lider olmayı becerebilecek, umut olabilecek mi?
Görüldüğü kadarıyla en iyi ihtimal UBP ile Demokrat Parti – Ulusal Güçler (DP-UG) koalisyonu. Zar zor 26 ile kurulacak hükümetin uzun süreli bir hizmet yönetimi olabilmesi mümkün değil. O zaman yapılacak iş ciddi bir koalisyon hükümeti protokolü yapıp, öncelikli konuları belirleyip CTP-UBP dönemi enkazını ve hatta bir önceki CTP ve DP-UG koalisyonu enkazını kaldırıp Nisan 2017 gibi belki daha da önce seçime gitmek. Restorasyon hükümetine bir yıl yeter.
Secimde de UBP ile DP-UG ciddi bir seçim koalisyonu ve önümüzdeki dönem birlikte hükümet kurma protokolüyle işe ciddi sarılırlarsa herhalde çok zor günler geçireceğimiz aşikâr olan bu yılın geriye kalan döneminde ve önümüzdeki yılda hem ulusal davaya sahip olabilecek hem de umut verebilecek bir iktidarı oluşturmak mümkün olacaktır.
Özgürgün ve DP-UG lideri Serdar Denktaş bu görevin üstesinden gelebilirler mi? Zor iş ama çok şey beklemiyoruz kanısındayım.
Bu haber 260 defa okunmuştur

:

:

:

: