Lefke’nin düşündürdükleri

Geçtiğimiz hafta sonu Lefke’deydim.
Hava güzel, birçok insan bölgeye adeta akmış.
Yollar Lefkoşa trafiğini aratmıyor, yol üstünde restoranlar, dinlenme ve duraklama yerleri insanlarla şenlenmiş.
Cengiz Topel anıtı, yol üstünde deniz kenarı, piknik yapan, oyun oynayan, hatta denize girenler bile var.
“Balık avlamayın” yazan tabelaya inat, insanlar denize giriyor, çocuklarını denizle buluşturuyor.
Balık avlanıyor, burası değil mi, zaman zaman kırmızılaşan, kirliliğin aktığı denizin bölgesi.
Yol üstünde durdum, sordum;
“Burası kirli değil mi, sakıncalı değil mi?” cevap oldukça anlamlıydı;
“Bizi yönetenlerin söylediği her şey yalan”.
Oysa yönetenlerden ziyade, burası kirli ve sakıncalı, yöneticilerin söylemesine, uyarmasına bile gerek yok.
Ama vatandaş, işte bu noktada, bu kadara yitirilmişlik var sokakta.
Bu ülkenin her yeri ayrı ve değerlidir mutlaka, Lefke bir başka güzel, bir başka özel, Lefke ender yerlerden biri, yıllarca unutulmanın, kötü yönetilmenin, kurbanı olmuş.
Oysa çok farklı olabilirdi, her zaman söylediğim, anlatmaya çalıştığım düşünceleri Lefke ile bağdaştırdım dün.
Ve bugün için bu cümleleri yazıya döktüm, içimden geldiği gibi yazdım aslında.
Hiç duraksamadan, bir anda, geldiği gibi çıktı kelimeler.
Bu ülke gerçekten kalkındırılmak, gerçekten kendi kendine yeter noktaya getirilmek ve kendisi olması istenseydi, hazır lokmaya değil, üretmeye imkân sağlanırdı.
Lefke bölgesi başka bölgelerle beraber kalkınma planları ile büyütülürdü.
Ekonomik protokoller, yıllık hazırlanacak planlamalar, bölgesel ve istihdamı, üretimi, kazanmayı amaçlayan hamlelerle güçlendirilirdi.
Farklı ideoloji veya düşünceleri yaymak, kökleştirmek, bu amaçla önemli miktarda kaynağı harcamak, fakat yaşama dokunmamak, bu iyi niyetli bir yaklaşım değil.
Bu ülkeye bölge bölge, insanına, gençliğine, toprağına yatırım yapılsaydı birçok sorunu kendiliğinden çözülürdü.
Ama amaç kalkındırmak, güçlendirmek, ekonomik bağımsızlığa yol vermek olmadı hiç.
Lefke en başta turizm için harika bir yer, bölgede yetişen her türlü ürün günün koşullarına ve ihtiyaca göre geliştirilebilir.
Kim yaparsa yapsın fark etmez, ister özel, ister kamu, yap-işlet-devret, özel-kamu ortaklığı hiç önemli değil.
Yeter ki niyet olsun, sadece kendine faydası olan oteller, mevcut kaynakları, kazanca dönüştürmeye çalışan zihniyetler bu ülkeye fayda sağlamaz.
Okul, yol, cami, köprü, kamuya kaynak aktarma, her şeye katkı yapıldı.
Yapılmayan bir tek şey var, o da fabrika.
Türkiye’nin önemli markaları, mesela tekstil, neden kuzey Kıbrıs’ta sadece bir çeşit ürünlerinin, bir çeşit modelini üretecek bir fabrika kurmadılar, kurmuyorlar.
Oteller gün ve gün çoğalıyor, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü, istikrarsızlık, belirsizlik oteller için de tehlike değil mi?
Lefke gibi başka bölgelere de yatırım yapılsa, bölgenin kaynakları üretim için desteklense, bugün protokol tartışmaları yaşanmazdı, bir protokol için “KKTC batar” denmezdi.
Uzun zamandır sürdürülen bir politika başarıya ulaştı, bundan sonrasını da tahmin etmek zor değil.
Bu haber 516 defa okunmuştur

:

:

:

: