Mesele önyargı değil, öngörüdür

UBP-DP(UG) hükümet programı bugün mecliste okunacak.
Önümüzdeki hafta güven oylaması yapılacak, sonuca göre hükümet, hükümet olacak.
Süreç sancılı başladı, sancılı devam ediyor.
UBP Başkanı Hüseyin Özgürgün ve DP-UG Başkanı Serdar Denktaş koalisyon ortaklığında anlaştıklarını açıklarken “Ön yargılı olmayın” demişlerdi.
Aslında olay önyargı değildi, mesele sadece “öngörüydü”.
Nedir bu öngörü? Açıklayayım.
Zorlama, güven ve istikrar adına beklenti olmayan bir model daha deneniyor.
Yine daireler, yine Bakanlıklar, müdür, müsteşarlar, hepsi birbirine girecek, nitekim girdi de.
Değişen kurumlarda, bir tabela değişikliği bile bu devletin kasasına külfettir ve tüm bedel vatandaşın cebinden çıkacak.
Tartışmalı bir süreç olacak, çünkü kabine açıklandıktan sonra özellikle UBP kanadından sesler yükseldi.
DP-UG de hesap belli, çok fazla bir alternatif yoktu, Bakan sayısı da, Bakan adayları da netti.
Söylediğim gibi UBP biraz karışık, durgun, kırgın.
Nitekim Mağusa milletvekili Erdal Özcenk şunları söyledi;
“Özellikle kurultay döneminde, Genel Sekreter Dursun Oğuz, İzlem Gürçağ ve ben Özgürgün’e açık destek belirttik. Ancak bu iyi değerlendirilmedi. En azından bu 3 kişiden, kadın olarak İzlem Gürçağ’ın kabinede yer alması gerekirdi. Sağlık Bakanlığı’na getirilseydim çok iyi hizmet verebileceğime inanıyordum ama Başkan uygun görmedi”.
Farklı isimlerin, farklı beklentileri vardı, hala daha var.
Adı geçen UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz’ a istifa baskısı yapıldığı günlerce yazıldı, çizildi.
Din Görevlileri Sendikası (Din-Gör) Başkanı Süleyman Çakır, “Sayın vekilimiz Dursun Oğuz bey'in, Bakan olacağına dair beklentimiz maalesef boşa çıkmıştır” diyerek, bu tartışmaya, hassas bir görevde olarak, hassas bir noktadan girdi.
Yeni hükümete Cumhurbaşkanı önünde sözlü olarak destek vereceklerini söyleyen bağımsız vekiller ise sessiz ve renksizdi.
2013 Temmuz seçiminde DP-UG den vekil seçilen ve daha sonra partiden ayrılan Hakan Dinçyürek sosyal medyadan şu açıklamayı yaptı;
“DP-UG komitelerden vazgeçti mi? Yani toplum ve ülke yararına yapılacak yasalar toplumun önünü açacak icraatlar onun için önemli değil mi? Bunu ben halk adına soruyorum”.
Şimdi Hakan Dinçyürek hem şikâyet ediyor, eleştiriyor hem de şartsız bu hükümeti “ülke hükümetsiz kalmasın” diye destekliyor.
Yine DP-UG kökenli şimdilerde bağımsız vekil Menteş Gündüz “arzum teknokrat bir hükümetti, ama biz bağımsızlar olarak da Meclis'te komitelere destek vereceğiz. Erken seçim bizi kaosa sürükler” sözleriyle, “dışlandığımı hissetmiştim” dediği DP-UG’ye hükümet olma adına destek verecek.
Bunlar doğru yaklaşımlar değil, tamam değil, öncelik ülkeyse, şartsız destek başka bir şey, ülke için yapılacak her adıma şartlar sıralayacaksınız.
İstikrarsızlık devam edecek ve değişen sadece isimler, kaynakları kullananlar olacak.
İşte bu düşüncedir ortaya çıkan ve “önyargı” değil, “öngörüdür”.
Adı geçen vekiller içinde Dursun Oğuz’u daha farklı bir yere koyuyorum.
Fakat diğer isimler seçildikten sonra ne gibi bir performans sergilediler bu tartışılır.
Gerçi Bakan olanların sergilediği performans da tartışılır ama makam almak, kurultayda taraf olmak veya kadınlıkla ilgili olmamalı.
Bu, tercihler ve tartışmalardır ki bu ülkeyi bu hallere getirdi.
Bu önyargılar, inançsızlıklar, güvensizlik, akşamdan, sabaha olmadı.
Kırk yılın birikimi, tecrübesi vatandaşı memleketten soğuttu, gerçeğimiz budur.
Bu dengeler ve manevralardır ki öngörü oluşturarak, önyargıları ortaya çıkardı.
Bu haber 710 defa okunmuştur

:

:

:

: