Kıbrıs değil, AB vatandaşlığı

Coğrafyalar, bölgeler, dengeler, politikalar, o kadar çabuk değişiyor ki, her an her şey olabilir.
“Türkiye, AB ile ortak noktaya gelemez, bu hayal ötesi” denebiliyorken, bugün çok farklı gelişmeler yaşanıyor.
Ortadoğu’da yaşananlar, mülteci denen kaçışlar, Türkiye ile AB ülkelerini ortak yerde birleştirdi.
Bir anlaşma yapıldı.
Yasa dışı yollarla Türkiye’den, AB ülkelerine giden sığınmacı insanlar, tekrardan Türkiye’ye iade edilecek.
Elbette bunun bir karşılığı olacak, maddi yardım ve Türkiye-AB ilişkilerinde vizesiz seyahat döneminin başlaması, özet bu.
Öngörülen süreç çalıştı, hazırlıkların önemli bir kısmı tamamlandı.
Türkiye, AB ülkesi vatandaşlarının vizesiz seyahatini gerçekleştirecek kararı açıkladı.
Ardından, Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye vatandaşlarının “Schengen” bölgesine vizesiz seyahat edebilmesi için tavsiyede bulundu.
“Şimdi, tavsiye kararı Avrupa Parlamentosu'na gidecek, Parlamentoda bununla ilgili komisyon önce görüşecek, komisyon görüşünü oluşturduktan sonra genel kurula sunacak. Ve genel kurulda bir oylama olacak, oylamada nitelikle çoğunluk uygulaması geçerli olacak. Parlamento onayından sonra karar Avrupa Birliği Konseyi'ne gelecek ve konseyde de nitelikli çoğunlukla karar verilecek. ”
Yani oy birliği aranmayacak, nitelikli çoğunlukla karar alınabilecek, bu Türkiye için önemli ve olumlu bir durum.
Ayrıca vize serbestisi kararının askıya alınabilmesi de geçerli olacak, iltica talepleri artarsa, aşırı bir göç veya “Geri Kabul Anlaşması” ile ilgili bir sıkıntı yaşanırsa dönüş mümkün olabilecek.
Bu durum, AB ülkelerinden İngiltere ve İrlanda için geçerli olmayacak.
Vize olayı ve yaşanan gelişmeler belli bir sürecin ürettiği getiriler.
Her ne kadar bu gelişmeler Türkiye ve AB arasında görülse de bizim için başka anlamları da var.
Türkiye’nin anlaşma yaptığı AB için de “Kıbrıs Cumhuriyeti” yani güney Kıbrıs da var.
Tüm AB ülkelerine uygulanacak adımlar, güney Kıbrıs için de geçerli, tüm AB ülkelerinin Türkiye’ye uyarlayacağı ilerlemeler, güney Kıbrıs için de geçerli.
Bizi ilgilendiren esas nokta da bu.
Bu gelişmeler normal, değişen dünyanın, değişen çıkarların, çözülmeyen sorunların sonuçlarının getirdiği gelişmeler.
Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyetini tanımış mı oldu?
Müzakere süreci nasıl etkilenecek, Rum tarafı muhatap olarak Türkiye’yi görme eğilimini daha ileriye mi taşıdı?
Kıbrıslı Türklerin istek ve öncelikleri Türkiye’nin önceliklerinden sonra mı?
En çok sorulan sorular bunlar.
İsteyerek veya istemeyerek;
Resmen tanınma yok belki, ama varlığı kabul etme ve var olan işbirliğini ilerletme anlamında yeni bir adım atılmış oldu.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Elbette bu ilişkiler sürüyordu, elbette vize alınarak seyahat edilebiliyordu, elbet ilişkiler yaşanıyor, gelişiyor, sürdürülüyor.
Fakat bunu bu kadar basitleştirmek, popülist yaklaşımlarla hiçbir şey olmamış gibi yapmak yanlış.
Bu sadece başımızı kuma gömmeye devam etmek ve aslında kendi kendimizi kandırmak demektir.
Bu ilişkiler bu düzlemde, bu ortak çıkarlarda daha da gelişecek, Kıbrıslı Türkler bu gelişmeleri izlemeye ve verimsizce tartışmaya devam edecek.
Bu gelinen sonuç sürpriz değil, yaşanan değişimlerden tabi ki Kıbrıs’ta etkilenecek.
Elbette politikalar, ülke çıkarlarına göre şekillenecek.
Bizim gibi, kırk yıllık söylemlere, hamasete, popülizme, Türkiye ile ilişkileri istismar etmeye bağlı kalmayacak.
Önemli olan duygusallıktan uzak gerçekçi ve akılcı politikalarla zamana ayak uydurmak, gelişmelerin bir ucundan tutmak ve bunları kazanca döndürmek.
Yoksa gidenler gidecek, biz bakmaya devam edeceğiz.
Bu haber 672 defa okunmuştur

:

:

:

: