Aklın yeni sınırları

Geçen yıl İstanbulda Medya Cat yayınları tarafından düzenlenen ve Daniel H. Pink tarafından verilen etkileyici bir konferansa katıldım.
Adı ve konusu “ Aklın Yeni Sınırları “ olmakla birlikte, sanılanın aksine son zamanlarda sıkça rastladığımız uçuk kaçık konferanslardan biri değildi. Tam tersine, oturmuş bir felsefesi, sağlam bir düşünsel altyapısı ve uygulanabilirliği olan bir çalışmaydı. Daniel H. Pink’in çalışmasının özü şu temele dayanıyor. Biliyorsunuz, beynimizin sol tarafı daha ziyade mantıksal, rasyonel işlerle, sayısal konularla ilgilenir ve analitik bir biçimde işlerken, beynimizin sağ lobu ise, daha ziyade duygusal konularla ilgilenip, sözel olmayan ifadeleri algılar ve yorumlar. Bir başka deyişle, sol beynimiz resmi parçalara ayırarak okurken sağ beynimiz resmi bir bütün olarak görür ve yorumlar. Biraz daha açıklayıcı olmak adına, hani cesur bir kişi için “adamın mangal kadar yüreği var “ deriz ya, şayet sağ beynimiz olmasaydı sol beynimiz bunu tam olarak mangal büyüklüğünde bir yüreğe sahip adam olarak algılardı. Sağ beynimiz sayesinde sol beyin tarafından kelime kelime analiz edilen bu bilgi bütünselliğe kavuşturularak anlam kazanır.
Daniel H. Pink’e göre, geçmişte sol beyinin yönettiği düşünce biçiminde uzmanlaşmayı sağlayan avukatlık, mühendislik, finans uzmanlığı, üst düzey yöneticilik gibi kuramsal ve analitik bilgileri edinme ve kullanma yeteneğine ihtiyaç gösteren meslekler öndeydi. Ancak günümüzde bu trend yerini sağ beynin yönettiği tasarım, iletişim, empati kurma gibi konuları ön planda tutan mesleklere bıraktı ve/veya sol beynin yönettiği iş kollarında bu konular ön plana çıktı.
Daniel H. Pink bunun gerekçesi olarak üç kelime üzerinde duruyor. Bolluk, Fason ve Otomasyon.
Bugün, giysiden otomobile hemen her tür ürününün birçok farklı marka altında, alışveriş merkezlerinden supermarketlere pek çok farklı satış noktasında tüketicinin beğenisine sunulduğu bir ortamda yaşıyoruz. Bundan 20 yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz bu bolluk ironik bir sonuç yaratarak tercihlerimizi sadece fonksiyonel ve uygun fiyatlı olandan yana değil aynı zamanda güzel, benzersiz ve anlamlı olandan yana kullanmamıza neden oldu. Yani tasarım ve yaratım ön plana çıktı sağ beyin ürünleri önem kazandı.
Beyaz yakalılarca sürdürülen ve sol beynin yaptığı birçok iş ise Asya ülkelerinde ve son derece ucuza fason olarak yaptırılmaya başlandı. Birçok batı ülkesi ve fortune, General electric gibi birçok batı şirketi yazılım işlerini Hindistan’da yaptırmaya başladı. Böylece rutin sol beyin işleri fasona verilince, gelişmiş ülke insanları diğer ülkelerde eşdeğer kalitede yaptıramadıkları sağ beyin işlerine yöneleceklerdir.
Ve son olarak otomasyon insanoğlunun sol beyinle yaptığı işleri bir bir devralmaktadır. Bilgisayar programcılığında rutin işler makinelere devredilmiştir, hatta yazılım üreten yazılımlar dahi vardır, otomasyon tıptan, mühendisliğe her alanda rutin sol beyin işlerini devralmaktadır.
Sonuç olarak bolluk güzellik ve duygunun önemini arttırdı, bireylerin anlam arayışını hızlandırdı, Asya beyaz yakalıların rutin işlerini devraldı ve otomasyon geçmişte mavi yakalıları nasıl etkilediyse bugün beyaz yakalıları da aynı şekilde etkilemeye başladı.

Sonuçta sağ beynin yönettiği yaratıcılık gerektiren, tasarım işleri, diğer işlerde de iletişim ve empati yeteneği ön plana çıktı. Yani artık matematik ve fen bilgisi temelli işler ikinci planda kalmaya başladı. Çağımız yaratıcıların, sözel yetenek sahiplerinin ve sanatçıların çağı olarak şekilleniyor.
Bu haber 520 defa okunmuştur

:

:

:

: