Festivaller mevsimi

Festivallerin, yapıldığı yerleşim birimleri açısından önemi tartışılamayacak kadar fazladır.
Festivallerin, yapıldığı yerleşim birimleri açısından önemi tartışılamayacak kadar fazladır. Bunlar, yapıldığı yerleşim biriminde yaşayan insanlar için bir yenilenme, bir eğlence, yeni bir döneme farklı bir moralle başlama olanağını sunarken, daha da önemlisi belli bir zaman dilimi içinde o yerleşim birimine çok miktarda ziyaretçinin akın etmesini sağlayarak turizmin, ticaretin hızlanmasına, o yörenin değişik çevrelerce daha iyi tanınmasına da vesile olurlar.

Ama, festivallerin kendilerinden beklenen özellikle ticari faydayı sağlayabilmesi için
bir taraftan profesyonel bir anlayışla organize edilmesi ve planlanması, diğer taraftan da tanıtımının etkin bir biçimde yapılması gerekir. Aksi takdirde lay lay lom bir etkinlik olmaktan öte bir fayda sağlaması söz konusu dahi olamaz.

Yapılan festivaller sırasında olağandan biraz daha fazla hareketliliği görüp, “ aman bu festival bize çok fayda sağladı” diyenlere aslında iyi düzenlenmiş bir festivalin neler kazandırabileceğini anlatabilmek için dünyadan bazı örnekler vermek istiyorum.

Örneğin, İzmir Alaçatıda Nisan ay’ı sonunda, hafta sonunda düzenlenen ot festivali sırasında iki gün boyunca Alaçatı, Çeşme, Urla civarına günde yaklaşık 30 bin kişinin gittiğini söylersem belki ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilir. Bu otuzbin kişi, alışveriş ediyor, yiyor, içiyor, otelleri, restoranları dolduruyor, iki günde tüccarın, esnafın kazancını bir düşünün.

Dünyanın en ünlü festivallerinden birisi olan domates festivali, her Ağustos ayının son çarşambasında İspanya2nın Valencia kenti yakınlarındaki Bunol kasabasında düzenleniyor. Hafta boyunca dünyanın dörtbir yanından onbinlerce ziyaretçi çeken bu festival, kasaba için en önemli turizm ve gelir kaynaklarından birisi.

Fransa’da limon şehri olarak anılan Menton kasabasında düzenlenen limon festivali de dünyanın ünlü festivalleri arasında yer alıyor. Festival süresince 100 binden fazla ziyaretçi bu kasabaya gidiyor. Kasabanın gelirine önemli katkı sağlıyor.

Evet, örnekler KKTC gibi küçük nüfuslu ülkelerden değil, Çok nüfusu olan büyük ülkelerden. Ama festivallerin düzenlendiği kasabalar da aman aman büyük, çok tanınmış yerleşim birimleri değil. Küçük eğlenceler şeklinde başlatılıp daha sonra tanınan festivallerle kendilerini dünyaya tanıtmış yerler. İşte tam bu noktada akla şu geliyor. Neden bizim festivallerimizden en azından biri böyle bir düzeye erişmesin.
Şayet festivalleri, düzenlerken, bu festivali dünyaya mal edebilecek farklı bir çekim unsuru yaratabilirsek ve bunu dünyaya duyuracak küçük bütçeli ama etkisi büyük yöntemler bulabilirsek festivallerimizin en azından birini dünya ölçeğine taşıyabiliriz.
Bunu yapabilmek için önce festival anlayışımızı değiştirmemiz gerektiğini unutmamak gerek. Festival denilen şey, sağda solda on onbeş stant kurmak, pilavuna, zeytinli yapıp satmak ve bir-iki müzik grubunu, bir şarkıcıyı çağırıp şarkı söyletmekten ibaret bir aktivite değildir. Festival anlayışının ruhunu yakalayıp, o çerçevede aktivitelere imza atmak ve bunları da etkin bir biçimde tanıtmak şarttır.
Hiçbirşey yapamıyorsanız, otellere festivali tanıtacak broşürler koyun, Lefkoşa, Girne gibi merkez yerleşimlerde belli noktalardan festivale servisler kaldırın. Tabii hepsinden önemlisi profesyonellerle çalışarak yaratıcı faaliyetler bulun ki gelenlere güzel şeyler sunma imkanınız olsun ve bir gelen bir sonraki yıla bir daha gelmek ihtiyacını hissetsin, gittiği yerde festivalinizin ne denli güzel olduğundan söz etsin, başkalarının da gelmesine vesile olsun.
Bu haber 440 defa okunmuştur

:

:

:

: