Yazık, ayıp, vefasızlık

Öyle zamanlar olur ki, konuşmak, ses vermek istediğiniz konular olur.
Bir konuyu düşünürken, kendi değer yargılarınız için de değerlendirirken, cümleler kendiliğinden sıralanır.
Bir an önce anlatmak, paylaşmak istersiniz, bugünde öyle oldu.
Bugün, vefa, ciddiyet ve insan odaklı bir hayattan ne kadar uzak olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı.
Engelli insanlar ve özellikle çocuklar bu ülkede yaşamanın kötü kaderiyle karşı karşıya.
Hala daha empati, sevgi, saygı, sahiplenme, paylaşma, ortak sevinçleri yaşama noktasından uzak, bencil ve sorumsuz durumdayız.
Oysa bir kişinin burnu kanasa, toplum bunu kendine mal etmeli, kendi sorunu olarak sırtlanmalıydı.
Fakat yürekler kanıyor, kimsenin derdi değil, herkes kendi çıkarının peşinde.
Vefa dedik, ciddiyet dedik, sahip çıkma, koruma, kollama dedik.
Devlet olabilmek için üç temel unsur sayılıyor;
Bunlar, “Nüfus, tanımlanmış bölge ve hükümet” olarak uluslararası alanda şekillendirilmiş.
Üç temel unsurdan nüfus, yani vatandaş, insan, belki de en önemlisi.
Çünkü devlete, toprağa sahip çıkacak, benimseyecek, kendini eşit ve güvende hissedecek, korunduğunu, vatandaşlık haklarını adilce kullandığını farkında olan insan topluluğudur devleti yaşatacak.
Devlet sadece kurum olarak yaşayamaz, insanından uzak ve insanıyla rekabet içinde bir devlet yapısı sahipsizdir.
KKTC için her sorun ve sıkıntının başında insan odaklı olmaması geliyor.
Hele hakkını aramayan, kaderine terk edilmiş engelli insanlarımız en mağdurlarımız.
Eğitimden, sağlığa, ulaşımdan, bütün yaşamsal ihtiyaçlara, hiçbir konuda devletin yüzü onlara gülmüyor.
Devlet kimin için var?
Sadece makamlarını tutanlar ve onların bu makamları tutmak için yanlarına aldıkları için mi?
Verilen değer ve ciddiyet son olarak yine ortaya çıktı;
Engelli yaşam evi, bu çağda hala tartışma konusu, inşaat başlamış, ara emri alınmış, inşaat durdurulmuş, 18 dönümlük arazi bir vatandaşın üzerinde çıkmış.
Ayıp, skandal, sorumlu kim?
Bu işi yapanlar, bunun sorumluluğunu da, engelli insanlara yüklerse şaşırmam.
Tam bize göre bir yaşanmışlık, yazık, ayıp, vefasızlık.
İşim en iyi tarafı, inşaatın devam edecek olması, gerisini de çözsünler artık.
Bir başka ayıp;
KKTC devleti, onca eksiklik, sorun, sıkıntı, geri kalmışlığa rağmen, hayatımızı düzenleyen bir organizasyon.
Yönetenlerinin bir sözle inandığı, gerçek anlamda sahiplenmediği, kötü yönetilen bir devlet.
Bu devlet bir inanış, bir dava, bir amaç uğruna kuruldu, bugünlere geldi.
En başta bu ülkede yaşayan bizlerin daha iyi bir yaşam sürmesi ve Kıbrıs sorununun çözülmesi durumunda da bu devlet altyapı olacak.
Güvenli bir geleceğin temeli ve dayanağı olarak, üzerine hayatımızı inşa edeceğiz.
Bu temelde en önemli katkı kuşkusuz KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın.
Amacı, bu amaca ulaşma yönleri tartışılabilir, benimsenebilir veya benimsenmez.
Elbette eleştirilecek çok yönü de vardır.
Ama kurulan bu devletin makamlarını kullananlar bir vefasızlığa uzun zamandır devam ediyor.
Bir anıt mezar konusu, bu kadar suiistimal edilebilir, bu kadar aciz durumlara getirilebilirdi.
Bu devletin on milyon TL’si yok mu?
Bir anıt mezar beş yılda yapılmaz mı? Bu konuyu olsun bu ülke çözemez mi?
İllaki deniz aşırı bir çözümleme ile bu konunun halledilmesini mi bekleniyor?
KKTC’yi bu yapısıyla sonsuza kadar savunanlar, Denktaş’ın yolundayız diyenler, onun adını kullananlar, hiç rahatsız olmuyorsunuz?
Yazık, ayıp, acizlik, vurdumduymazlık, vefasızlık.
Bu haber 594 defa okunmuştur

:

:

:

: