KKTC ve onu yönetenler kendi sınırları içinde egemen mi?

Yıllardır, çözümsüzlük ve bunun getirisi belirsizlik, her türlü yanlışa kılıf yapıldı.
Ne de olsa “Kıbrıs sorunu” çözümsüz, tüm sorunların ana sebebi bu.
Peki, kuzey Kıbrıs’ın, KKTC’nin sorunları kimin eseri?
KKTC ve onu yönetenler kendi sınırları içinde egemen mi?
Egemenlik, kavram, anlayış ve savunma anlamında sadece Rumlara karşı mı?
Yani içerde ki devlet yapısı, yönetici sınıfı, kendi sorumluluk alanında etkin yönetime sahip mi?
Tüm vatandaşa, eşit, adil, çağdaş, hizmet, kamusal fayda, fırsat eşitliği sağlıyor mu?
Bu sorulara yürekten, içten “EVET” diyebilecek kimse yoktur.
Özelleştirme yeni hükümetin, icraatları içinde.
Daha önce de çok yazdım, söyledim;
Özelleştirme, bu yönetici kadrosunun güvenle yapabileceği bir icraat değil.
Bu ülkeyi yönetenlerin, özel sermaye ile özel şirketlerle, işadamları ile ne tür ilişkiler içinde olduğunu bilmeyen yok.
Devletin kendi alacağını nasıl istediği, kendi vereceğini nasıl verdiği de ortada.
“Denetleme özürlüyüz” diyen Başbakanlar gördü bu memleket.
%60 kayıt dışı ekonominin varlığı, raporlara, her yıl çeşitli çalışmalara konu oluyor.
Çözüm yok, iş kazaları, iş cinayetleri, kaçak işçi çalıştırma, vergiden kaçma her türlü yasa dışılığa karşı zayıf bir devlet mekanizması var.
Denetleme yapılıyor, cezalar kesiliyor, tahsil edilemiyor.
O zaman, bu denetlemelere, bu giderlere, bu israfa ne gerek var?
Yıl 2012, bir rapor;
“ülke genelinde yapılan teftişlerde çoğu çalışma izinsiz işçi çalıştırdığı gerekçesi ile kesilen toplam 981 bin 637 cezanın yalnız 483 bin 749 TL’si tahsil edildi”.
Kanayan bir yara daha.
Ve yıl 2016 sadece rakamların değiştiği aynı içerikli bir başka haber;

“Çalışma Dairesi’nin geçen yıl yaptığı 3 bin 639 işyeri teftişinde 309 kaçak işçi tespit ettiği, hem bu işçiler, hem iş kazaları, hem de işyerlerinde çalışma kurallarına aykırı uygulamalar nedeniyle, 3 milyon 389 bin 261 TL ceza kestiği bildirildi. Ancak, daire müfettişlerinin yazdığı bu cezaların sadece 880 bin 478 TL’lik (yüzde 25,9) kısmı tahsil edilebildi.”
Bunlar tesadüf değil, siyasi irade, devlet otoritesi yok.
“Vatandaş nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesiyle vergi vermiyor, verenler de hizmet almadığı için kaçıyor.
Adil ve hakkaniyetli vergi uygulaması olmadığından tam bir başıboşluk yaşanıyor.
Devletin gelirini artıracak, giderini azaltacak tedbirler sadece kamusal alandan karşılanamaz.
Gücü ve kazancı oranında, özel iş hayatının da eşit ve adil bir vergi düzenlemesinden faydalanması gerek.
Ülke baştan aşağıya popülizm, siyasi denge, ahbap çavuş ilişkisi ile bugünlere getirildi.
Esas reform;
Gerçekten adil bir ülke için, en başta adaletli vergi politikalarıyla yapılır.
Bunlar yapılmazsa, sadece yapanların yanına kalır, zararı da hepimize farklı yönlerden yansır.
Bu haber 561 defa okunmuştur

:

:

:

: