Uyan ey Kıbrıs Türkü !

Son 50 yılı aşkın mağduriyetinin, uluslararası alanda Devletsiz ve himayesizliğinin bedelini, insanlık ayıbı haksız ve hukuksuz ambargo ve izolasyonların bedelini, üç nesil insanımızın kuşatma altında ziyan olmuş hayatlarının, kaybolan yıllarının, yitirilen bireysel ve kollektif refah ve mutluluğunun bedelini ve faturasını gündeme getirme zamanıdır !
Sayın Cumhurbaşkanı,
Müzakere gündemi, çözüm şekli ve parametrelerinin sürekli Rum dayatmaları ile şekillenmekte olduğunu üzüntü ile izlemekteyiz. Bu gidişatı tasvip etmemiz mümkün değildir.
Müzakerelerin ana gündemi 'Kıbrıs Cumhuriyeti’nin' hukuksuz uluslararası statüsü olmalıdır. Bu temel konuyu BM ve AB'nin gündeme getirmemesi söz konusu hukuksuzluğa taraf olmasından kaynaklanmaktadır . Bu hukuksuzluğa, ve özellikle TC - AB süreci açısından da Kıbrıs Türk Halkının iradesini TAŞIMAYAN Rum vetosuna karşı adeta sezsiz kalmanız, maalesef AB’ye yanlış mesajlar vermektedir.
Rumların neden olduğu yarım asırlık Kıbrıs sorununda Rum - Yunan kanadının sorumluluğunu dünya gündemine taşımakta, ciddi bir gayret göstermemeniz üzücü ve düşündürücüdür. Sözde karşılıklı Barış dili adına Rum- Yunan Kanadının dün ve bugün olduğu gibi ve yarın da dünya platformlarında Türkiye ve KKTC’ye en ağır ve en haksız suçlamaların yöneltilmesine engel olmadığı ve olmayacağını en fazla bilmesi gereken zatıaliniz ve Müzakere Heyetinizdir.
Asla unutulmaması gereken ve Müzakerelerde çoktan çözümlenmiş olması gereken en temel haksızlık Kıbrıs Türküne 1963 yılından beri uygulanan insanlık dışı, insanlık ayıbı ambargo ve izolasyonlardır. Rum- Yunan Kanadı Kıbrıs'ın Anayasal düzenini silahlı saldırılarla yıkmış olmanın bedelini, yarım asrı aşkın bir süredir günahsız Kıbrıs Türkü ve Anavatan Türkiye ödemektedir!
En ağır suçlunun bile işlediği suçun bir af dönemi vardır. Kıbrıs Türkü işlemediği bir suçun bedelini, ekonomik ve siyasal kuşatma altında ve adeta açık hava hapishanelerinde daha ne kadar süre ile ödemeye devam etmelidir ? Bu insanlık suçunun TAZMINAT BİLANÇOSU ÖZELLIKLE 2004 ANNAN PLANINDAN SONRA AB NEZNİNDE DE FEVKALADE AĞIR BOYUTLAR KAZANMIŞTIR. GÖRÜŞME MASASININ ÖNCELİKLİ MESELESİ BU OLMALIDIR!
Kıbrıs Türkünün, Rumlara eşit ve egemen bir Halk olduğu 1955’li yıllardan beri İngiltere Sömürgeler Bakanlığı tarağından İngiliz Parlamentosunda tescil edilen temel bir husustur.
1960 antlaşmaları, Kıbrıs'ın bağımsızlığında, toprağında , egemenliğinde, Devlet yapısında ve top yekün geleceğinde Türk ve Rum Halklarına eşit ağırlıkta siyasal ve anayasal haklar tanımış ve çift uluslu Kıbrıs Cumhuriyetinde bu temel haklar Kuruluş, İttifak ve Garanti Antlaşmaları ile uluslararası hukuk altında tarihe tescil edilmiştir. Anavatan Türkiye ve Türk Ordusunun Kıbrıs’taki varlığı Kıbrıs Cumhuriyetinin asli unsurdur ve Kıbrıs Adası'nda bu antlaşmalar çerçevesinde oluşan Türk- Yunan Dengesi Kıbrıs’ta varılacak her hangi bir çözümün entegre ve temel bir unsuru olmaya devam etmelidir. Bu husus asla pazarlık konusu olmamıştır ve olmamalıdır! Müzakere Heyetimizin en temel hareket noktası bu olmalıdır.
Üzülerek ifade etmeliyim ki Görüşme Masası ' siyasal eşitlik ve federal çözüm' kamuflajı altında çoğunluğa dayalı ve mutlak bir Helen egemenliğini öngören üniter bir Devlet formülüne yönelmiştir. Rum kanadının siyasal karar organlarda çapraz oy yönteminde ısrarı siyasal eşitliği etkisiz kılmaya yöneliktir.. 1960 Antlaşmaları hukuken geçerlidir ve bu Kıbrıs Türkünün tüm Devlet Karar ORGANLARINDA Rumlara eşit söz ve veto hakkı asla tartışma konusu değildir ve olmamalıdır! Keza siyasal eşitliğin temel bir unsuru olan Dönüşümlü Başkanlık konusunda eşit dönem ve eşit yetki esasının muhafaza edilmesi esas olmalıdır. Kıbrıs’ta, Türk Halkı ve Rum Halkı arasındaki demografik dengeyi etnisiteye dayalı, bire dört( 1:4 )oranına sabitleme önerisi ise ancak Hitler Almanyasına özgü bir nevi etnik temizlik aracıdır ve görüşmelerde asla yeri yoktur. Bu hususun gündeme gelmesi büyük bir talihsizliktir!!
Bireysel mülkiyet başvuru hakkını kabul etmeniz BM çözüm parametrelerinde yıllarca benimsenen toplu tazminat ve toplu takas kriterini ortadan kaldırmış ve iki kesimli, iki kurucu devlet esası gibi temel güvencelerimizi yerle bir etmiştir. Bu yetmezmiş gibi Rum kanadının AB kriterlerine ve normlarına dayalı bir çözüm derken serbest yerleşim, serbest mülkiyet ve serbest iş yapma gibi temel özgürlüklerin sınırlandırılmasına birincil hukuk altında olanak tanımama yaklaşımı iki kesimli coğrafi güvencelerimiz yanında ulusal varlığımız ve güvenliğimizi de ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Müzakere Masasının Kıbrıs Türkü açısından bir esaret ve teslimiyet masasına dönüşmekte olduğunu Ulusal davamıza ömür vermiş tüm aydın ve tecrübeli kadrolarımız idrak ederken zatıalinizin ciddi ve radikal bir durum değerlendirmesi yerine, 22 Mayıs,2016 dan sonra, sürekli görüşme formatında tam hız devam etme kararlılığınız kaygı vericidir. Kıbrıs sorunu biz yaratmadık, Rum- Yunan kanadı yarattı. Savaşı başlatan, uluslararası hukuku ayaklar altına alan taraf savaşı kaybettikten sonra şimdi Barış Masasında savaşı kazanan Türk Kanadının teslimiyet koşullarını uluslararası camiaya dikte etme cüretine soyunmuştur ve ne yazık ki bunu uluslararası gündeme taşımakta da başarılı olmuştur. Söz konusu gündeme lütfen alet olmayın!
Sayın Cumhurbaşkanı,
Anastasiadis görüşme masasını 'Ata toprağına ve Ata evlerine dönmek, işgale son vermek ve işgalin tüm sonuçlarını ortadan kaldırmak' olarak görmekte olduğunu daha dün halkına dünya ve tarih önünde yeniden açıklamıştır. Bu görüşmelerden daha ne beklediğinizi ve görüşme sürecine ilişkin neden bu kadar iyimser olduğunuzu anlamakta çok güçlük çektiğimi ifade etmek isterim.
Tarihi bir süreçte Türk Ulusunun Kıbrıs'taki seçilmiş lideri olduğunuzu asla unutmayın!
Bu haber 266 defa okunmuştur
  •    - 18.05.2016 Böyle deye deye ada da Kıbrıs Türkü bırakmadınız. Kovulduk ülkemizden kalanlar da azınlık oldu. Uyanacak kıbrıs türkü kalmadı. Sakın çakıl taşı vermeyin vermeyin ki bu toprakları üzerine acılardan kale yapanlar mutlu olmaya zengin olmaya rahat yaşamay devam etsin onlar yaşasın ki gerçek kıbrıslılar acılara devam etsin açın gözünüzü artık vaz geçin artık bu düşüncelerden bittik tükendik yeter

:

:

:

: