Engel olmayın yeter

Aslında hiç zor değil, insanca yaşamak, insana yakışır bir hayatı paylaşmak.
KKTC’de engelli olmak zor değil belki, ama engellenmek zor, duyarsızlık, bilinçsizlik zor.
İnsanı anlamak, duygudaş olmak, anlamaya çalışmak, bunu yaşam tarzı haline getirmek.
Bunları bir araya getirmek, bu sorunları en aza indirmek, devlet mekanizmasının hükümetler eliyle görevidir.
Ömer Suay ve Ahmet Akdeniz, kuzey Kıbrıs’ta engelli olan, bunun yanında bulundukları bu camia içinde gönüllü ses veren iki değerli insan.
Ömer Suay görme engelli ve KKTC Engelliler Dayanışma Derneği Başkanı.
Bu ülkenin eğitim anlamındaki en önemli eksikliklerine dikkat çekerek şunları anlatıyor;
“Ben eğitim için yurt dışına gitmek zorunda kaldım. Ülkemi terk ettim, ilkokula başlayamadım, Antalya’ya gittim.
Ortaokulu bitirdim, liseye kayıt olamadım. Bir görme engelli için eğitim altyapısı yetersizdi. Birçok sorunu kendi elimizle yaratıyoruz. Eğitim çalışmaları görme engelliler için yok denecek kadar az.
Önemli olan temel, ilkokul üçüncü sınıfa kadar özel eğitim aldım. Daha sonra kaynaştırılmış eğitime geçtik. Bunun faydaları ömür boyu sürer çünkü toplumla kaynaşıyorsunuz.”
Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Derneği Asbaşkanı Ahmet Akdeniz ise engelli insanların sorunlarına değinirken;
“Bugün takım sporunu oluşturduk. Takımsal düzeyde Türkiye ile teması olan tek takımdık. Türkiye’nin en önemli takımlarını bu ülkeye getirdik, eşit şartlarda maçlar oynadık.
Avrupa’da mücadele ediyoruz, bu ülkeyi temsil ediyoruz. Biz dünya sıralamasında 33. Sıradayız. Önemli olan önemsemek, insana önem vermek. Sosyal devlet sayıya bakmaz.
Bir düzenlemeden bir kişi bile faydalansa o devlet için yetmelidir ve devletin görevidir. Bir ada ülkesiyiz ama engelli insanların denize girecek bir yeri yoktu. Bu imkanı sağlayan Barış Kuvvetleri Komutanlığımıza teşekkür ediyoruz.
Orkun Bozkurt arkadaşımızın yaşadığı bir olayı anlatayım;
Birkaç yıl önce İskoçya’ya tatile gitti. İhtiyaç molası için ıssız, bucaksız bir yerde, bir petrol istasyonunda duruyorlar. Etrafta sadece üç ev var. Bu petrol istasyonunda engelliler için hazırlanmış lavaboyu görünce şaşırıyor. Ve soruyor “kaç kişi kullanıyor bu lavaboyu?” aldığı cevap, “siz geldiniz ya bu yeter” şeklinde oluyor.”
Yani bir kişi, bir insan bile önemlidir, anlayış budur, işte biz bu kadar uzağız.

Hiçbir şey lütuf değildir, haktır ve bu hak, insan olmanın gereğidir.
Yapılacak bir uygulama da bir kişinin faydalanması bile önemlidir.
Kamusal her alanda, devlet veya özel her ortak kullanım noktasında, her insan düşünülmelidir.
Bugün engelli insanların yaşadığı sıkıntılar, yıllardır konuşulan, tartışılan, konular.
Yıllar geçiyor, değişen birşey olmuyor.
Devlet, insana, insanına sahip çıktığı sürece sahiplenilir, ancak böyle yaşar ve yaşatılır.
Bu yasalarla, zorlamalarla olabilecek bir durum değil, bu bilinçle, kültürle, eğitimle, politikalarla şekillenecek bir olgudur, olgunluktur.
Bu haber 534 defa okunmuştur

:

:

:

: