Özersay ve Erhürman’la siyasette yeni dönem

Kıbrıs Türk siyaseti günden güne değer kaybediyor
“Değer” kelimesini bilinçli olarak kullandım.
Çünkü, saygı, itibar, prestij, inanç, güven hepsi “değer” kelimesi içinde buluşan ve zamanla oluşan inanışlar.
Siyaset ve toplum, siyasetçi ile siyasi parti sempatizanları arasındaki ilişki tamamen çıkarlara dayalı.
Kimin seçildiği, görev aldığı, aldığı görevi nasıl yaptığı, önemli değil.
Önemli olan, kime ne verdiği, kamusal kaynaklardan kimi, hangi zümreyi, hangi çıkar guruplarını beslediği.
Toplumsal bir farklılık yaratılması lazım, daha iyi yönetilen, daha adil, daha eşit, kamusal olanakların tüm vatandaşa aynı oranda ulaştığı bir düzen yaratılması gerek.
Gelinen noktada, yeniliğe, yenilenmeye, değişime, değişmeye, toplumun genelini kucaklayacak politikalara bir “açlık” var.
Bu küçücük ülkeyi, bir avuç insanı, kendi çıkar şemsiyeleri altında böldüler, parça, parça yapıp, kendi zümrelerini yarattılar ve sonuç olarak da hep kazandılar.
Bu durumu değiştirecek, kucaklayacak, bütünleştirecek, ortaya bir vizyon, geleceğe dair bir hedef koyarak motive edecek, sürükleyecek, 1974 öncesi inancı yeniden canlandıracak, bu amaçla öncülük edecek siyasete ve siyasetçilere hiç olmadığı kadar ihtiyaç var.
Hiçbir şey üretmeden, okumadan, çalışmadan, dinlemeden, konuşmadan, halktan uzak, sadece makamında, sadece sırça köşkünde yaşayan ve siyaseti kendi ile çevresi için kazanç kapısı görenlerin miadının dolması, doldurulması gerek.
40 yıldır vatanı, bayrağı, milli duyguları kalkan yaparak, memleketin talan edilmesini seyreden, hiçbir icraat başarısı olmayanla, bu anlayışın tam tersini yaparak, bu düşünceye karşı sadece alternatif olanlarla yürünemeyeceği görülmeli.
Bu sebeple siyasi partiler önemlidir.
Çağa ayak uydurmalı, günün koşullarına göre güncellenmeli, siyasi yaklaşımları isimlere göre değil, ihtiyaçlara göre şekillendirmeli.
Bugünün yaklaşımlarında bunlardan çok uzakta olduğu görülüyor.
Günün iktidarı, UBP ve DP bu gerçeği henüz anlayamadı.
Kırk yıllık hamaset siyasetiyle, yeni dönemin uzağında kalmakta ısrar ediyorlar.
Başbakan Hüseyin Özgürgün, daha önceki UBP Başkanlarından bir fark ortaya koymuyor, bunun için çabalamıyor.
İrsen Küçük’ün yaptığı hataya düşüyor, bu memlekette başarıyı sadece Türkiye ile ilişkiler belirlemiyor.
Kısa bir süre sonra, sağ denen siyaset anlayışında, alternatif siyaset ve siyasi lider profili aranacak.
Hüseyin Özgürgün bu profil için aldığı “UBP Genel Başkanlığı” görevini ve Başbakanlık makamını icraata dönüştürmeli.
Burada bir boşluk var, bu boşluğu DP Genel Başkanı, Maliye Bakanı Serdar Denktaş her konuda sert açıklamalar yaparak, Kıbrıs sorununda uzlaşmaz bir görüntü çizerek, sağ tabana kendini göstermeye çalışıyor.
Sağ lider, sağ siyaseti şekillendiren bir isim olarak ön planda kalma gayreti sergiliyor.
En büyük hata;
Bunu kırk yılın alışıla gelmiş, üretmeden, değişime kapalı, söylem, hamaset, milli duygularla oynayarak, sadece Rum tarafını eleştirerek, sadece Türkiye ile ilişkileri ön plana çıkararak yapması.
Bu görüntü yeni bir alternatif yaratmaya adaydır.
Ve sırf bu yaklaşımım sığlığı bile yeni alternatifi günden güne yükseltiyor.
Bu alternatif Kudret Özersay ve Halkın Partisi etrafında gelişiyor.
Bu köşeyi takip eden, bilen herkes farkındadır, kimseyi yüceltmek veya yermek gibi bir derdim yok, hiç de olmadı.
Özersay, siyasetimiz için önemli bir hamledir.
Bu hamleyi şuana kadar gören bir tek CTP oldu.
CTP, Kudret hoca kadar insanları etkileyebilecek, güven veren, taraflı tarafsız birçok insanın saygı duyduğu, Tufan hocayı parti Başkanlığı için cesaretlendirerek kendi hamlesini yaptı.
Siyasette yeni bir dönem başlıyor.
Bu dönem Kudret Özersay ve Tufan Erhürman’ın dönemi olacak.
Kudret hocanın, “Halkın Partisi” yeni olmanın avantajlarını iyi kullanabilecek mi?
Yeniliğin dezavantajı, “gerçek tabanlı” bir parti yaratabilecek mi?
Tufan hoca yılların partisi CTP’nin yıpranmışlığını toparlayabilecek, partinin tüm kesimlerini aynı noktada birleştirebilecek mi?
Tufan hocanın avantajı partisinin hazır tabanı ve organize yapısı.
Kudret hocanın avantajı ise yenilik ve değişim için ortaya bir alternatif koyması.
Bu sürecin esas kazananı ise siyasi güven olacak, bunu kısa sürede tecrübe edeceğiz.
Bu haber 784 defa okunmuştur

:

:

:

: