78 bin dolarlık yangın helikopteri KKTC’ye 940 bin dolara kiralandı

Hiç gündemden düşmemesi gerek, ancak zaman zaman gündeme geliyor.
Memleketin dağları, denizleri, ovaları, tarlaları talan edildi, edilmeye de devam ediyor.
Öyle bir sistem kurduk ki her şey ranta dönüştürüldü.
Bu düzen her şeyi ranta çevirmeye devam ediyor.
“KKTC’de Taş Ocakları 2 milyon 651 bin metrekarelik alana sahip. Faaliyette olan 36 adet taş ocağı işletmesi bulunuyor. 36 işletmenin 16’sını kırma kum çakıl, 11’i mozaik taşı, 6’sı yapı taşı, 2’si alçı taşı, 1’i de dere, kum ve çakıl işletmesi olarak çalıştırılıyor.”
Elbette olacak, sorun olması, çalışması, çalıştırılması değil.
Sorun, denetim, kontrol, rehabilitasyon olması gerektiği gibi yapılıyor mu?
Değirmenlik bölgesinde zaman sınırı olmaksızın patlatılıyor dağlar.
Beşparmak dağlarımızın parmakları günden güne koparılıyor.
Ormanlar yanıyor, memleket çöle dönüyor.
Çevre deseniz daha beter, devlet, vatandaş işbirliği ile pislik içinde yaşıyoruz.
Dere yatakları keyfi kapatılıyor, inşatlar yapılıyor, isteyen, istediği yere, istediği atığı dökebiliyor.
Nereden başlamak gerek? Çok geç kalınmış mıdır?
Bağımsız denetleme, irade, otorite, bilinçlendirme olmadıktan sonra yapılacak her ne olursa olsun hep eksik kalacak.
Sanırım bu memleketin en çok rantını sevdik.
Belki biraz acımasız ve abartılı olacak ama rant dışında üzerinde daha çok durulan ve güçlenen bir unsur daha göremiyorum.
Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’nun ziyareti sırsında Türkiye Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu;
“Mersin'in Silifke ilçesine bağlı Taşucu Mahallesi'nde, KKTC'de çıkabilecek yangınlarına müdahale etmek için helikopterin hazır bulunduğunu, ayrıca KKTC'de ağustos ayında çıkabilecek yangınlara müdahale için de helikopter ve acil müdahale araçlarının yollanacağını söyledi.”
Her yaz döneminin tartışma gündemi, yangın ve yangın helikopteri.
KKTC kendi malı olacak bir yangın helikopteri alamaz mı?
Alabilir, üstelik sadece yangına müdahale amaçlı değil, sağlıktan, üst düzey protokol taşımacılığına, keşif ve ilaçlama işlerinin yapılmasına kadar birçok amaç için bu araçlar düşünülebilir.
Elbette, teknik personel, bakım faaliyetleri, sigorta sıkıntısı var.
Her konuda beraber çalışan, anlaşmalar imzalayan, KKTC ile Türkiye bunları yardımlaşarak aşabilir.
Yeter ki niyet olsun.
Geçen yıl yine bu zamanlar, yine aynı konu ve tartışma yaşanmıştı.
Sonuçta, Bakanlar Kurulu kararıyla yangın helikopteri kiralanması için ihaleye çıkıldı.
İhaleye Türkiye’den 3 teklif sunuldu, Merkezi İhale Komisyonu en düşük teklifi veren “Bordo Mimarlık İnşaat Taahhüt Dış Ticaret Ltd. ve Erah Havacılık Ticaret Şirketi Ltd” teklifini uygun buldu.
Helikopter, 29 Haziran-15 Ekim tarihleri arasında görev yapacaktı, bu görev karşılığında saat başı 5 bin 160, toplamda ise 937 bin 400 Dolar ödenecekti.
Söz konusu helikopter Moldova’dan kiralandı, 1969 model, kiralayan şirket, Türkiye’de, Antalya da.
Bir rivayete göre 25 bin dolara kiralanan bu helikopter, bizim devlete 940 bin dolara kiralandı.
İlgili şirket aracılık yaptı, görünen o ki kazançlı çıktı.
Gürdal Mehmetçik, özellikle havacılık konusunda, deneyimli ve profesyonel bir insan.
Konuyla ilgili tespitleri, araştırmaları var, “elimde belgeler de var” diyor.
“Bu model bir helikopterin satın alma maliyeti 78 bin dolar. İki defa göreve çıkıldı, plajlardan insanlar görsün diye birkaç defa su alındı. İnsanların denize girdiği yerden, sırf gösteri olsun diye. Moldova sivil havacılığını aradım ve bu numaralı helikopterin nerede olduğunu sordum. Bana Türkiye de, Antalya’da olduğunu söylediler. Ama helikopter bizde, ERCAN havaalanında, görev yapıyordu.
Üstelik KKTC tanınmadığından dolayı, sigorta kapsamına da girmiyor, yani bu helikopter burada sigortasız görev yaptı. Çok büyük bir şans ki her hangi bir olumsuzluk yaşanmadı.”
Gürdal Mehmetçik bunları söylüyor, dönemin ilgili Bakanına da anlattım diyor.
Ödenen parayla on tane yangın helikopteri alınabilir ve bu devletin kendi malı olabilirdi.
Ödenen para bizim paramız.
Peki, bitti mi, kim verecek bunların hesabını?
Bu haber 623 defa okunmuştur

:

:

:

: