Küçük İsviçre

Lefkoşa’dan, Girne’ye doğru giderken, yolda iki trafik kazası. Ambulanslar, polis araçları, vızır, vızır geçti, gitti.
Ses uzaklaştıkça, bende olay yerinden uzaklaştım.
Artık ne ses, ne de görüntü vardı.
Peki, bitti mi? Biter mi hiç.
Benim gibi onlarcası geçti oradan, senden uzaklaşırsa sorun yok mudur?
Senin, benim, bizim yanımızda değilse, tehlike olmuyor mu?
Ambulansa yer vermekle bitiyor mu sorun, sorumluluk kalmıyor mu, içimiz, vicdanımız rahatlıyor mu?
Genç ölümler, göç eden insanlar, ah, vah çekiyoruz, üzülüyoruz, kaç gün?
Sahipleniyoruz bunu ve normalleştiriyor, geçsin, gitsin, unutuyoruz.
Yol ver, yer ver, yardımcı ol, vicdanın rahat, görevini yapmış ol.
İşine hangi taraftan gelirse, oradan bak, oradan sahiplen, her şey güzel, iyi ve de senin olsun.
Senin için olan her şeye sahip çık, başkası için, herkes için olana, yol ver, yer ver bitsin, senden çıksın.
İnsanlar, bölgeler, sektörler, hepsi ayrı, hepsi kendi çıkar penceresinden sahip çıkıyor elinde olana.
Değiştirmiyor, değiştirmek istemiyor, paylaşmıyor, elletmiyor.
Birileri bir yerde mücadele veriyor, başkalarının çıkarlarına, günlük kazançlarına, küçük hesaplarına uymuyor bu mücadele.
Birileri kendince kazanırken, toplumsal kayıplar yaşanıyor, illaki bir yerlere şirin gözükecek, kendi gibi düşünmeyeni ötekileştirecek, her konuyu siyasallaştıracak, siyasi karşıtını, günlük siyasetle alt edecek.
Yer ver, yol ver, günü kurtar.
Kültür, bilinç, anlayış, bu noktalarda oldukça, geleceğe yönelik kaybetmek kaçınılmaz.
Kendinden, düşünmekten, kaygılanmaktan kaçarak geldiğin nokta bu, artık dönüşün de yok.
Bedel ödemeyi göze almadıkça, yer vereceksin, yol vereceksin, senin yerine başkaları konuşurken, sen sadece dinleyeceksin.
“İsviçre'de herkese maaş bağlanması önerisi referandumda reddedildi.
Referanduma katılanların yüzde 78'i, çalışan çalışmayan herkese genel maaş bağlanmasına referandumunda hayır oyu kullandı.

Öneride her ay yetişkinlere ortalama 2500 İsviçre frangı, yani yaklaşık 7500 liraya yakın maaş verilmesi talep ediliyordu.
İsviçre dünyada, tüm vatandaşlarına maaş bağlanması için referanduma giden ilk ülke oldu.
100 bin imza toplandı;
Referandumdan her ne kadar öneriye az destek çıksa da, durumun referanduma götürülmesine yetecek kadar imza toplanmıştı ülkede.”
İsviçreliler kaybetti, hükümet edenler, bu paraları nereden bulursa bulsun ödemeli miydi, ya bulacak ya da gidecek miydi?
Toplum bu öneriyi üretimden uzaklaştıracak, adaletsizliği yaratacak, vergileri artıracak diye reddetti.
Geleceği, devleti, üretmeyi düşündü.
İsviçre de toplumu ilgilendiren konularda referandumlar yapılıyor.
Daha önce de, yabancıların ağır suçlar işlemesi durumunda sınır dışı edilmesinden, ülkede yeni cami minarelerinin inşa edilmesine kadar bazı konularda halkın görüş ve onayına başvurulmuştu.
Herkes kendi görüşüne saygı duyulmasını isterken, başka görüşlere de saygı gösteriyor.
Oysa bizde her şey bizden uzaklaşana kadar, bizden uzak her ne varsa, bizim için önemli değil.
Yer ver, yol ver, senden başka kim kaybederse kaybetsin.
Ülkeyi yönetenler, haktan onay alsa da, almasa da “ben yaparım olur” diyor.
Uzlaşı, hoşgörü, ortak nokta, halka sorma, saygı duyma, kendi çıkarlarından sonra geliyor.
Karaoğlan rahmetli Bülent Ecevit, Kıbrıs için “Küçük İsviçre” olacak demişti.
İsviçre olamadık belki, ama herkesin kendine göre yaşadığı ve kendine göre şekillendirmeye çalıştığı bir ülke olduk.
Bu haber 580 defa okunmuştur

:

:

:

: