Trodos yangını ve Rum tutumu

Trodos, bu yazı yazılırken, yanmaya devam ediyordu.
Güneyden gelen, bilgilere göre, 24 saat içerisinde, 31 ayrı yerde yangın çıkmış. İtfaiyeye yapılan, çağrılar karşısında, itfaiye teşkilatı, yetersiz kalmış.
KKTC ‘ ye bakan, Trodos eteklerine kadar yangın, sirayet etmiş.
Dün, sabahleyin, Güzelyurt’ta oturanlar. Trodos’ta yanan, çam ağaçlarının, kokusunu teneffüs etmiştir.
Yangın felaketi çok büyük.
Yunanistan ve İsrail’den gelen yangın söndürme araçları da, yetersiz kaldı.
Kuzeyde yangın dikkatlice izlenmekte, söndürülmesi için de Sn. Cumhurbaşkanı’mız Rum lider Anastasiadis’i arayarak yardım teklifinde bulundu.
Teklife, olumsuz yanıt geldi.
Yanıtta: Yangının seyrine göre, değerlendireceğiz dendi.
Sn. Akıncı ile bir masada yemek yemeyi nerede ise uluslararası bir sorun haline getiren Anastasiadis’ten başka bir yanıt beklenebilir miydi?
Çok sayıda itfaiye aracının gönderilmesi teklifine olumsuz yanıt veren, Sn. Anastasiadis’e göre, nasıl olacaktı da, KKTC’nin arması veya işaretini taşıyan araçlar, o tarafa geçip yangın söndürme ameliyesine katılacaklardı?
Bunu, hem kendi hem de kendisinin arkasından gidenler nasıl kabulleneceklerdi?
Savaş durumunda bile, savaşan tarafların her hangi biriminde tabii afet, yangın, su baskını gibi durumlarda.
Savaşa ara verilerek, afetin meydana geldiği tarafın yardımına gidilir.
Bu, uluslararası bir kural.
Bunu 1963 – 1974 döneminde yaşamıştık.
Fakat Sn. Anastasiadis, bizleri ( Kıbrıs Türklerini ) kendi seviyelerinde görmek istemediklerinden olsa gerek.
Trodos’un tümünün, yanıp kül olması uğruna, KKTC’nin hiçbir yardımını, istememektedir.
Bunu kabul ederse, KKTC’ nin seviyesi yükseltilmiş olmayacak mı?
Bütün dertleri, bu değil mi?
Biz kimiz ki, onların yangınının söndürülmesine, katkı yapalım?
İşte değerli okurlar, Sn. Akıncı, bu mentaliteyi taşıyanlarla bir siyasi ortaklık kurmaya çalışıyor.
İşi, pek kolay olmasa gerek.
Allah, o’nun da bizim de yardımcımız olsun.
Koordinasyon Ofisi ile ilgilenenlerin, bunu nasıl gözlerinden kaçırdıklarını da, hayretler içerisinde izlemekteyiz.
Güney’de, Trodos’taki yangın, Türkiye’den gelen suyun önemini bir kat daha artırmıştır.
İçme ve kullanımla birlikte olası yangınlarda kullanılabilmesi için de, projelerin geliştirilmesi veya yapılmasına ne zaman geçilecek?
Devamlı akar haldeki su, olası yangınlara karşı bir can simidi durumunda olmayacak mı?
Siyasi erk ve suyun başındakiler, bunu, düşündüler mi?
Düşünmediler ise, düşünmeye başlamanın zamanıdır.
Her isale hattının geçtiği yerleşim birimlerinde her an çıkabilecek yangınlara karşı, her an, yangını söndürecek teşkilatların oluşturulması gerekir.
Salt bu iş, itfaiye araçlarına bırakılamaz.
Zaten yetersiz bir durumdalar.
Onun için gelen sudan olası yangınlarda kullanmak için de faydalanabiliriz.
Her zaman için suyu tetikte tutmanın, herkese umulmadık faydasının olacağını da, belirtmekte fayda vardır.
Bu haber 1021 defa okunmuştur

:

:

:

: