Gençliğe sahip çıkın efendiler!

Rahmetli babam anlatırdı; “15 yaşında bir çocuktum, gençliğe yeni adım atmış, hatta bıyıklarım terlemeye bile başlamamıştı. Hem okuyordum, hem de benden büyük bir silahla sınıra nöbete gidiyordum.”
Böyle anlatımları duymayanımız yoktur.
Anlatan babamız, amcamız, dayımız veya dedemizdi ama anlatılanlar bire bir aynıydı.
Çünkü onlar böyle bir çocukluk, böyle bir gençlik yaşamıştı.
Şimdilerde çocuklarına sınırsız verme güdüsü, her istediğini sahiplendirme çabası, belki de bu yaşanmışların getirisidir.
Bu ülke çok başarılı nesiller yetiştirdi.
Ne acıdır ki nesiller değiştikçe, hem eğitim, hem de sosyal yozlaşma en çok gençleri ve umut bağlanan nesilleri etkiledi.
En önemli sorunları anlaşılmamak, sahipsiz bırakılmak, siyasallaştırılarak bölünmek.
Gençlere kıymayın efendiler!
Gençler sizin değil, bu ülkenindir, bu ülkeyi ileriye siyasal iktidarlar taşımayacak, gençler taşıyacak.
Kendi kendini yetiştiren, yaşamaktan korkmayan, yarışan, kendine güvenen nesiller kurtaracak bu memleketi.
“Namaz kılan, oruç tutan gençlik istiyoruz” demek veya “gençlerin sadece diskoyla anılması doğru değil” düşüncesini seslendirmek, dinin istismar edilmesi ve siyasallaştırılmasıdır.
Burada akla gelen ilk sorular;
Sana ne? Sen kendi çocuğunu böyle mi yetiştiriyorsun?
Bu ülke de siyaset yapan hiç kimse bir insanın yetiştirilme ve yaşama tercihlerine karışamaz.
Gençler menfaat için kılıktan kılığa girmez, gençler güler, dans eder, şarkı söyler, hayatı istediği gibi yaşar.
Gençler hayatın renkleridir, enerjidir, üretimdir, hayatın gülen yüzüdür, büyüklerin yapamadığını yapanlardır.
Sizler genç olmadınız mı efendiler, sizler hata yapmadınız mı?
Sizler değil misiniz, bu ülkenin eğitimini batıran, kültürünü yozlaştıran, gençleri siyasallaştıran, bölen, birbirine düşüren?
Gençler istemiyor efendiler, kabul etmiyor ey hacılar.
Bu yazıyı yazmama sebep olan bir düşünceye tanık oldum;
“Solcu gençler sokakta, sağcı gençler evde” bu ayırımı yapmayın efendiler!
Bu “Koordinasyon Ofisi” meselesi UBP, CTP, DP, TDP veya bilmem ne meselesi değil.
Bu karşı duruş, Türkiye karşıtlığı değil, Türkiye Cumhuriyeti sadece bugünkü iktidar demek değil.
İnsanları çocukları, gençleri, tek tip, istenilen yaşam tarzı ile bir kalıptan çıkmış şekilde yetiştiremezsiniz.
Birbirine güvenmeyen, kendinden olmayanı linç eden, nefret ve kinle büyüyen, hayatın tüm güzelliklerini kaderciliğe bağlayan, fişlenen, serbestçe gezmekten korkan, düşüncelerini anlatamayan, tahammül edilmeyen bir nesil geleceğe ne taşıyacak?
Bu bir stratejidir, su konusu gibi, enerji kaynaklarının, üretim imkânlarının, eğitim sisteminin, istenilen tekdüze sisteme entegreyi sağlamak için adım adım uygulanan bir strateji.
Bu ülke, bu ülkede yaşayan insanlarca güzelleştirilecek, ilimle, bilimle, bilgiyle, sporla, sanatla, her türlü yaşam tercihine saygıyla gelişecek.
Siz sadece aldığınız oyları hak edin.
Şimdi bir kez daha düşünün ve sadece üzerinize düşeni yapın.
İnsanlar gülmesini sağlayın, ,insanları mutlu edin, hayatlarını kolaylaştırın, kimse sizin istediğiniz gibi yaşamak zorunda değil.
Bu haber 681 defa okunmuştur

:

:

:

: