Bizim meclisimizde Türkiye’yi eleştirmek !

Güneydeki yangının izleri, bir müddet daha devam edecek. Bundan, Türkiye karşıtlığı için, malzeme çıkaran ve çıkaracak olan kişi ve çevrelere de, önümüzdeki günlerde rastlamak mümkün.
Yalçın CEMAL

yalcincemal@hotmail.com

Çünkü, bu kişiler ve çevrelerin, misyonu bu.
Efendim, niye Türkiye, Güney’in şartlarını kabul edip de, hava araçlarını, Baf’a indirmedi?
İndirmezse, indirmez.
Size ne ?
Zaten, bu sütundan, iddia etmiştim.
Hava araçları, şartlar kabul edilerek, Baf’a inse idi, o araçların havalanmalarına, bin bir neden bulunarak, engellenecekti.
Anastasiadis yönetiminin, bu yardımı şartlı kabul etmesinin tek nedeni, tüm adanın egemenliğine sahip olduğunu Türkiye’ye de aklınca, kabul ettirmek olacaktı.
Türkiye, bu oyuna gelmedi.
Aslında, Türkiye, adanın garantörü.
Garantör Türkiye, yangın söndürmek için Güney’e danışmasına veya izin istemesine de, gerek var mıydı ?
Direk, Anadolu’dan uçaklarını, helikopterlerini yangın alanına sokabilirdi.
Ne Güney, ne de, her hangi bir devletin, bunu engelleyici hakkı veya hukuku, olabilir miydi ?
Türkiye, bir centilmenlik yapmış.
Şartlı, onay gelmiş.
Türkiye de, yardımdan vaz geçmiş.
Güney, bunu tamamen, adanın egemeni olduğunu ve Cumhuriyetinin seviyesini, KKTC‘ye karşın yükseltmek amacı ile yapmıştır.
Güneyin şartlarını, kabul etmeyen Türkiye’ye karşın, bildik çevrelerden, salvo atışları başladı.
Bunun KKTC‘deki en yüksek kurum olan, Meclisimizde de, yaşanması düşündürücü olsa gerek.
Bu zihniyet, utanmasa Kıbrıs görüşmelerinde, Güney’in Kıbrıs Türk halkının kabul edemeyeceği tekliflerine karşı b teklifleri kabul etmediği için Akıncı’yı da eleştirecek.
Kıbrıs Türk halkı, ülkede ve Meclisimizde olanları çok yakından izlemekte, muhakemesini yapmakta.
Zamanı gelince de, gerekeni yapmak için, sabırla beklemektedir.
Sn. Akıncı. her türlü, teklifi yaptı.
Hava araçlarının, Pınarbaşı veya Güzelyurt’a inebileceğini, suyun Güzelyurt körfezinden, yani Gemi Konağından, alınabileceğini söyledi.
Bu teklif üzerine, güney ihtiyaç duyulması halinde, diğer Devletlere yapılan müracaat gibi, davranacaklarını bildirerek, telefonu kapadı.
Bu konuşmadan sonra, Sn. Akıncı’nın açıklamasından, şunu da öğreniyoruz:
“ Bu konuşmadan sonra, beni kimse aramadı. Rum Yönetimi’nin kararını, basın yolu ile öğrendim.”
Sn. Akıncı’yı, görüşme masasının dışında, memleket yanıyor, çare üretmek , yardımlaşmak için bile, muhatap alıp da, konuşmak istemiyor.
Görüşme masasının dışında, Sn. Akıncı, Cumhurbaşkanıdır.
O’nunla konuşmak, “Sahte Devletin, seviyesini yükseltmek “ anlamına gelmez mi ?
İşte, Kıbrıs Türk’ü, bu mentalite ile karşı karşıyadır.
Bu şartlar, kabul edilse idi emin olun ki, başka şartlar da, arkasından gelecekti.
Çünkü, bunların istekleri, 1974 öncesine bizleri götürmek için, bitmeyecek.
Bu istek, güneydeki tüm siyasi partilerinin, sivil toplum örgütlerinin ve başta, kilisenindir.
Bunu görmek ve doğru okumak gerek.

Bu haber 281 defa okunmuştur

:

:

:

: