Referandum

“Referandum; Anayasa değişikliği, yasaların kabulü gibi bazı önemli meselelerde, halkın iradesini belirlemek amacıyla yapılan oylamadır.
Referandumda halkın iradesi, idareye doğrudan doğruya yansımakta olup, doğrudan demokrasi'nin güzel bir örneğidir.
Temsili demokraside, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır.
Ancak bu tür oylamalar, muhalefetin onayını almadan, popüler uygulamaları hayata geçirmekte kullanılabildiğinden, totaliter rejimlerde yönetimin isteklerini hukuka uydurmaya alet edilebilirler.
Plebisit, genelde yasama organlarının biri tarafından halkın oylamasına sunulan bir sorudur. Plebisitlerde genellikle seçmene farklı seçenekler sunulmaz, sadece bir teklifin kabulü veya reddi oylanır.
Bu nedenle plebisit bir şekilde 'güven oylaması' manasını ihtiva ettiği için, günümüzde referanduma nazaran daha az kullanılır.”
Birçok ülkede, önemli konularda referandum uygulaması yapılıyor.
Siyasal iktidarlar, halkın onayını almaya ihtiyaç duyduğu zaman, sorumluluğu halkla paylaşıp, demokrasinin katılımcılık yönünü uygulamaya koyuyor.
İngiltere de AB üyeliğinin devamı için, İsviçre de herkese maaş bağlanması için yapılan referandumlar halkın kararına verilen değeri gösteriyor.
Elbette bunlar yanında, azınlık kararlarının değeri de önemli.
Fakat çoğunluk kazanan oluyor.
Bu iki görüş ve kararın dengesini sağlamak da siyasi yönetimlerin görevi.
Yakın tarihimizde, Kıbrıs sorunu ve Anayasa değişikliği için yapılan referandumlarda sandık başına gittik.
Sonuçlar ortada, her ikisi de yeni şekillendirilmeleri getirmedi.
Kıbrıs sorununda nereye gidiliyor belli değil.
Ama günün sonunda bir referandum olasılığı var.
Aslında olması gereken de bu, bir çözüm modeli ya da çözümsüzlüğün süresi bir referandum konusudur.
KKTC’nin kendi içinde yaşadığı çıkmazların çözümü de referandum konusu olabilecek gelişmelerdendir.

Çokça tartışılan, toplumsal huzuru, bölünmeyi, zıtlaşmayı tetikleyen konular siyasilerin iki dudağının arasına bırakılamaz.
Mecliste çoğunluğu sağlamakla, ülkeyi yönetmek, toplumun geneline hizmet vermek, genel olarak beklentileri karşılamak farklı şeyler.
Son dönemlerde tartışılan; İlahiyat koleji, su konusu, koordinasyon ofisi kurulması, seçim yasasının değiştirilmesi, rafa kaldırılan Anayasa değişiklikleri, ekonomik protokol, özelleştirmeler, seçim vaatlerinde halka sunulmamış icraatların yapılması, mutlaka halka sorulmalı.
Demokrasi sadece sandığa kadar değil, iktidarda olup, o güçle kendince uygulamaları hayata geçirme kavgası da değil.
Bir hükümetin saygınlığı, verdiği kararlarda, yanlış olsa da “dik durma” inadını göstermek de değil.
Saygınlık; halkın kararına, üstelik hem çoğunluğun, hem de azınlığın savunduklarına saygı duymak ve dengeli bir şekilde ortak kazanımı bulmaktır.
Yanlış veya doğru, herkesin bir görüşü var.
Katılıp, katılmamak, herkesin hür irade ve vicdanına bağlı.
Kimse, kimseyi kendi peşinden götürmek hakkına sahip değil.
Ayrılıkları körükleyerek, bölerek ve kutuplaştırarak, kazanmak sadece o günü kurtarmaktır.
Bu küçük coğrafyada, herkesin, herkese ihtiyacı var.
Bu ülke bizim ve gidecek başka yerimiz yok.
Bu haber 684 defa okunmuştur

:

:

:

: