CMC için ÇED raporu olumsuz çıkarsa ne olacak?

Kıbrıs adası önemli bir bölgede, önemli bir stratejik konuma sahip.
Bu tarih boyunca kendini hissettirmiş.
Bizler bunu farkında olmasak da, üzerinde yaşadığımız toprak parçası çok çok önemli.
Bu ülkenin zenginlikleri var, ya da vardı.
Bu zenginlikler, her ülkede olduğu gibi, bu ülkeye özel, bu ülkeye has değerler.
Doğal, yer altı, yer üstü, coğrafi, kültürel, ada koşullarına göre oluşmuş önemli avantajlarımız mevcut.
Bunlar iyi yönetim ve yönlendirme ile bütünleştirilmezse hiçbir anlamı yok.
Gün gelir kendi kendini tüketir.
Nitekim o noktadayız, her ne kadar kimse görmek, duymak, konuşmak istemese de, tüketiyor ve tükeniyoruz.
İsterse milyonlarca turist gelsin veya öğrenci sayısı yüz binleri aşsın.
Bir ülke ne kadar iyi yönetilirse o kadar kazançlı, o kadar mutlu, o kadar yaşam kalitesi yüksek olur.
Toprak, doğa, deniz mutlaka önemlidir, fakat bunların değerini bilecek, kalitesini artıracak, koruyacak ve faydaya çevirecek yine yönetim becerisidir.
Bunlar söylemle, lafla olmaz, ama bizde kırk yıldır lafla gebeliği ile olduğu zannediliyor.
Elbette yönetim ve yöneticiler yine halkın kendisidirler.
KKTC iyi yönetilmedi, üstelik hiçbir zaman, sadece kutsandı, sadece insanlara siz bu devlete sahip çıkacaksınız dendi.
Devletin insana ve insana ait her şeye sahip çıkacağı, çıkması gerektiği göz ardı edildi.
Bu kurumsal yapı iyi yönetilmediği gibi, birçok olumsuzluğa da kalkan yapıldı.
Devleti yöneten siyasi erkler, kendi iktidar ve ikballerinden daha öteye geçemediler.
Bir ülkeye değer katan, doğayla beraber gelen, iyi yönetilmesi durumunda ülkenin geneline refah verecek, bu refahı artıracak, her ne varsa tarumar edildi.
Bu köşeden çok yazdığım, dağlar, denizler, topraklar ve çevre bunun en bariz örnekleri.
Memlekete, devlet kurumuna, insana kazandırmaktan çok, ayrıcalıklı kesimlere kazandırmak, kişisel zenginlikler yaratmak en büyük icraatımız oldu.
CMC şirketi, Kıbrıs adasını 42 yıl önce terk etti.
CMC atık alanının temizlenmesi için son 20 yılda, 2 şirket bölgeyi kiraladı.
Bölgede gözler görülür, elle tutulur bir gelişme yok.
Son olarak bölgeyi temizleme amaçlı olarak 28/10/2007 tarihinde kiralayan şirket, 4 yılda bu temizliği bitireceğini, alan üzerinde serbest bölge ve sahilde konteynır limanı yapılacağını vaat etmesine rağmen henüz bir adım yok.
İlgili şirket CMC alanını 9 yıl önce devraldı.
Temizlik işleri için herhangi bir girişim yapılmamakla birlikte, madencilik alanına kaymış gibi görülüyor.
Belki de en baştan amaç buydu.
Bir de “ÇED” raporu konusu var.
Bu raporda bazı ifadeler, yapılacak işlemin madencilik olduğunu ima ediyor.
23 Mart 2016 tarihinde, Bakanlar Kurulu şirketle imzalanan sözleşmeyi fesih etti.
Bu durum karşısında şirket, Yüksek İdare Mahkemesine gitti.
Mahkeme, 13 Mayıs 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu kararını iptal etti.
Bu karar alınırken, ilgili şirketin avukatları hazır bulunurken, devleti temsilen bir avukatın olmaması da ayrıca manidardır.
Bu sözleşme neden iptal edilip, yenisi açılmıyor?
Bu şirket 9 yıldır, bu bölgede ne yaptı, her hangi bir ödenek aldı mı?
Tesis için ÇED raporu olmadan, Belediyeden inşaat izni almadan, 3 Temmuz 2016 günü, 8 Tır dolusu malzeme neden getirildi?
Buna kim izin verdi? Hükümet mi, Çevre Bakanlığı mı? Maliye Bakanlığı mı? Sanayiyi ve Ticaret Bakanlığı mı?
Bu işin 9 günlük bayram tatiline denk getirilmesinin ve tatil günü bu malzemelerin gümrükten geçirilmesinin sebebi nedir?
ÇED Raporu olumsuz çıkarsa ne olacak?
Tüm bunlar en baştan dikkate alınırsa;
Ortada amacına uygun olarak yapılmayan işler var.
Devletin ve devleti yönetenlerin her zaman ki gibi ihmali var.
Hala daha, ülkenin en güzel bölgelerinden birinde, 42 yıldır zehir saçan ve tüm ülkenin sorunu olan, tek bir çivi çakılmayan bir CMC gerçeği var.

Bu haber 555 defa okunmuştur

:

:

:

: