Kooperatiflerin işlevleri

Kooperatifçilik, kapitalist sistemi uygulayan devletlerde üreticinin ve halkın, can simidi durumundadır.
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

Ülkemizde, Kooperatifçilik, çok eski tarihlere dayanmaktadır.
Hele hele Birinci Dünya Savaşından sonra, fakir halk tabakalarının
tutunacağı ip haline gelmişti.
Gerek Birinci, gerekse İkinci Dünya Savaşından sonra, adada, köklü bir Kooperatifçilik sayesinde, Kıbrıs Türk Halkı, kendisini ayakta
tutmayı başarmış, hem üreticisini, hem de tüketicisini, vahşi kapitalizmin pençesinden, kurtarmayı becermişti.
Güçlü, üretici ve Tüketici Kooperatifleri sayesinde, ekonomik olarak da, ayakta durmasını becermiş bir halktır.
Tüketim Kooperatifleri, üyelerine, piyasadan daha düşük, tüketim malları sunarak hizmet vermekte idi.
Üretim Kooperatifleri ise, ki bunlar, tarıma yönelikti. Üreticinin üretim yapacağı tüm malzemeleri, donanımı, gübreyi, zirai ilaçları ve tohumluk malzemeyi, üreticilerine, ucuz olarak temin etmek ve üretimi teşvik etmekti.
Halk dilinde Kooperatiflere, Şirket de, denilmekte idi.
Hatta Tüketim Kooperatiflerinde çalışanlara o zamanın biz çocukları, alış verişe gittiğimizde, Şirket Dayı olarak, hitap ederdik.
Kooperatifçilik, 1974‘ten itibaren de, devam ettirildi.
Halkın, ihtiyacı olan, her türlü şeyi sağlayan, Kooperatif anlayışı KKTC’nin kurulmasından sonra, siyasilerin, birer rant kapısı haline getirildi.
Normalin üzerindeki istihdamlarla, Kooperatifçilik, amacından saptırılıp, yozlaştırılmıştır.
Kooperatifçiliğe özgü, işlevlerinden saptırılmıştır.
Siyasi erkin elinde, eski işlevini yerine getirememekte, dolayısı ile halka da, istenilen hizmeti verememektedir.
Bir de, iktidara gelen siyasi partilerin, Parti Devlet bütünleşmesi sayesinde daha da, hantallaştırılmıştır.
Kooperatifçiliği teşvik eden siyasiler ve siyasi erk elindeki Kooperatifi, çalıştırmaktan aciz.
Bunu da, nereden çıkarıyorsun demeyin.
Dün Güzelyurt levazım ambarlarına gittim bir tarım ilacı almaya.
Bir çok, üretici gördüm.
Hal hatır, sordum.
Hepsinin, morali bozuk.
“ Yüzlerinden düşen, bin parça.”
Ben de, bu durumun, Kıbrıs görüşmelerinde ortaya atılan, 1/4 ve toprağın, Türk Federe Devletindeki azlığından, olduğunu zannederek. O konunun, daha açıklığa kavuşmadığını söyleyerek, moral vermeye çalıştım.
Üreticinin biri; “Yalçın Bey . Biz üreticiler, sandviç ekmeğinin arasında kalan, hellime döndük. Üst tarafta, Güneydekiler. Alt tarafta da, bizimkiler.”
Hayret ederek; “Hayırdır, dedim”
Adam, içini döktü.“Gübre almaya geldik. Gübrenin olmadığını öğrendik. Sadece 15-8-23 varmış.”
Sebebini, öğrenmeye çalıştım.
Merkezin siparişi yeni verdiğini, ancak bir ay sonra, ambarlara vasıl olacağının, yanıtını aldım.
Sık sık, Hükümet değişikliğinden ve hantallaştırılan Kooperatifte, üreticilere, Bayram sonrasında verilen, Bayramlık oldu.
Narenciye , sistematik olarak , gübresini almak zorunda .
Pekala, bir aylık zamanda gereken gübre verilmezse, kaliteli üründen bahsedile bilinir mi ?
Bunun, mümkünatı olur mu ?
İş başına gelen, iki aylık Hükümet, daha önce de yazıp TV de söylemiştim.
Mübareki savmayı, bırakın artık .
İcraat yapmaya, bakın.
Üreticinin, ihtiyacı olan gübreyi, en erken bir zamanda, Güzelyurt ambarlarına, getirtin.
Sn. Tarım Bakanı.
Bu konu sizi, daha çok ilgilendiriyor.
Birliğimize geldiğinizde, kaliteden bahsetmiştiniz.
Üreticiye olanak sağlamadan, kaliteden bahsetmek mümkün mü ?



Bu haber 188 defa okunmuştur

:

:

:

: