Tarihe gömülmek istendiğimiz gün

Kırk iki yıl önce on bir yıl gettolarda, adanın % 3 ‘ünde yaşamaya zorlandığımızın yıl dönümünde.
Gettolarda yaşamamızı bile çok gören ve bizimle sarmaş dolaş bir idarede, yaşayacağını iddia edenlerle. Yunanistan’ın o dönemdeki idarecileri el ele vererek adayı, Yunanistan’a bağlamak. Bağlar bağlamaz da, bizi halletmenin yoluna gidileceği, hesaplarının yapıldığı günün, yıl dönümü.
Bu gün, 15 Temmuz.
ABD yönetiminin desteklediği Albaylar Cuntasının, adayı Yunanistan’a ilhak ettikleri günün yıl dönümü.
İlhak, diyorum. Çünkü 20 Temmuz Barış Harekatının yapıldığı güne kadar, tüm Devlet daireleri ve otorite, Yunan cuntasının, adadaki askeri yetkililerinin, elinde idi.
Makarios yönetiminin, SSCB ‘ ne yönelmesi ve Bağlantısızlar hareketi içerisinde yer alması gerekçe gösterilerek. Zamanın ABD yönetimi, adadaki darbeye göz kırpmış, darbeyi açıkça desteklemişti.
Türkiye’de iktidarda olan Koalisyon hükümetinin, büyük ortağının Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit’in Türkiye’nin Milli menfaatlerini ABD ‘ ne rağmen, korumaya kalkışması ABD’ nin işine gelmiyordu.
1973 Genel seçimlerinde Ecevit, ABD ‘nin isteği üzerine yasaklanan afyon ekimini. İktidara geldiğinde denetimli olarak serbest bırakacağını açıklaması. ABD’nin, Koalisyon hükümetine karşı iyi gözle bakmamasına, neden oldu.
Kıbrıs konusunda, Kıbrıs Türk Halkının içinde bulunduğu can güvenliğinden yoksun, sıkıntılardan kurtulacağının, sözünü de seçim kampanyalarında, sık sık tekrarlıyordu.
İktidara geldikten sonra, Ege’de kıta sahanlığı ile ilgili olarak girişim başlatması, ABD ‘de ciddi rahatsızlık doğuran konular olmaya başladı.
İktidara geldikten sonra bunları gerçekleştirmeye başlayınca. ABD yönetimi “ bir taşla iki kuş vurma “ yöntemini kullanarak. Yunan Cuntasının adada yapacağı darbe ve işgal olayında, papaza karşı Cuntanın yanında yer aldı.
Atacağı taşla hem Adada Makarios’u etkisiz hale getirecekti.
Hem de, Türkiye’de halkın umudu olmuş olan Ecevit’i siyaset sahnesinden silecekti.
Senaryo hazırlandı.
Adanın Yunanistan’a ilhakı karşısında, Ecevit’in iki olasılığı vardı.
Ya, Cuntanın işgaline razı olacak, ya da buna karşı askeri bir müdahale yapacaktı.
İki olasılıkta da Ecevit’in siyasi hayatının, silineceği hesapları yapılarak, müdahale kararı alsa bile.
TSK ‘ nin, böyle anfibik bir harekattan başarılı çıkması mümkün değildir savı ile hareket eden ABD ve Batı, bir taşla iki kuş formülünü yaşama koyarak Cuntaya yeşil ışık yaktılar.
15 Temmuz darbe ve Adanın işgal gününde, Ecevit Afyonda, haşhaş ekimini başlatmak ve törenlerde bulunmak için, Ankara Esenboğa’dan dakota tipi uçakla hareket etmeden evvel, hava alanında darbeyi ve Yunanistan’ın işgal hareketini öğrendi.
Ada, 15 Temmuzla birlikte Yunan askerlerinin resmen işgali altına girdi.
Ecevit, Afyonda Atatürk heykelinin altında Kıbrıs’ın işgal hareketi karşısında yaptığı konuşmada, özetle şunları söyledi:
Dünya kamuoyuna sesleniyorum. Garantör Türkiye olarak, Kıbrıs’taki Türk kardeşlerimizin haklarına, hiçbir halelin gelmesine asla rıza göstermeyiz. Bu hareket, Adanın Yunanistan’a bağlanması hareketidir bunu asla kabul edemeyiz.
Kıbrıs sorununu, salt 20 Temmuza bağlamak isteyen bazı çevrelere de, bir hatırlatma yapmak isterim.
19 Temmuz gecesi, Makarios’un BMGK ‘ de yaptığı konuşmayı okusunlar.
15 Temmuz, Kıbrıs Türk Halkının, kaderinin değiştiği bir dönemin, mihenk taşlarından biridir.
15 Temmuzu unutturmak, güneşi balçıkla sıvamayla eş anlamlıdır.
Bu, mümkün müdür?







Bu haber 212 defa okunmuştur

:

:

:

: