KKTC yeniden dizayn edilecek

Belediye sayılarının azaltılması ile ilgili bir çalışma var. Çalışma var da, azalacak Belediyelerin haberi yok.
Bu çalışma yeni değil, zaman zaman gündeme gelen bir düşünce.
Soru şu;
Bu sınırlama, azaltma, bazı Belediyelerin birleştirilmesi, neye göre yapılacak?
Coğrafi koşullar mı, nüfus mu, bölgesel mi?
Kriter nedir, yoksa yine siyasi nedenler mi öncelikli olacak?
Öncelikle, 28 belediye sayısı fazla mı? Evet fazla.
Hizmetler birleştirilerek, daha hızlı, daha ekonomik ve daha çağdaş verilebilir mi?
Buna da evet, bu noktada mesele, önceliklerin ve kriterlerin nasıl belirleneceğidir?
Bir oldu bittiye getirilirse kayıpları çok ve ağır olur.
Belediyelerin idari sorunlarına çare bulunmalı, KDV oranları düşürülmeli, hatta sıfırlanmalı.
Belediyelerin mali yapılarını düzeltmek sadece sayıyı azaltmakla olmaz.
Sayı azaltılmalı, doğrudur, ama yetmez, altyapısı hazırlanmadan yapılırsa, aceleye getirilirse hüsran olacak.
Hizmet kalitesi artırılacaksa, bunu yerele, bölgelere, en ücra yerlere yaymak gerek.
Ancak bu şekilde hizmet hızı ve kalitesi artar.
Daha önce yapılan, tüm yerleşim yerlerinin Belediyelere bağlanması adımı başarıya ulaştı mı?
Merkezden uzaklaşıldıkça hizmetin kalitesi, denetimi, maliyeti artar.
Çalışanlar denetimden, merkezden, idareden uzaklaştıkça iş verimliliği azalır.
Yapılmak istenilenle, kuzey Kıbrıs sil baştan dizayn edilecek.
Her bölgeye temsilcilik kurulması mümkün değil, Belediyelerin borçları artacak, ödenme zorluğu olan Belediyelere artı bir yük gelecek.
Belediyeleri sürece katmadan, siyasi düşüncelerle, iktidarlara göre bir şekillendirme yapılacaksa, yanlış.
Sırf ekonomik protokol de var diye değil, daha etkin, daha verimli, daha ekonomik bir hizmet ağı kurmak için bu girişim hazırlanmalı.
Özellikle yakın coğrafyalarda bulunan Belediyeler bir araya gelerek bu etkin hizmet ağını kurabilir.
Eğer amaç buysa, organizasyon bölgelere, birbirine yakın yerlere, aynı hat üzerinden gerçekleşecek hizmetlere göre yapılmalı.
Bunun dönüşü yok, KKTC yeniden dizayn edilecek, bunun altını çizmek gerek, iyi hazırlanmalı, ilgili tüm kesimlerle, hele hele Belediyelerle görüş birliği içinde adımlar atılmalı.
“Ben yaparımla” kararlar alıp hayata geçirmek, sonu olmayan bir maceraya girmektir.
Su konusunda da bazı çekinceler var.
Çekince maliyetle ilgili, kırsal bölgelerdeki Belediyelerin su parası tahsil etmede sıkıntıları var.
Bu bölgelerde yaşayan insanların da ödeme güçlüğü söz konusu.
Dipkarpaz bölgesinde su ton başına 1 TL, Belediye bu fiyatla bile zorlanıyor.
Şimdi 2.30 TL’den suyu alıp kaça satacak? Su fiyatları ile yine Belediyeler arasında sıkıntı ve vatandaşla karşı karşıya gelme durumu yaşanacak.
Hükümetin sorumluluğu yok, sorumluluk Belediyelere atıldı.
Plansız, programsız, baştan savma icraat yıllar sonra meyvesini verecek.
Aynen bugün geçmiş yanlışların bedelini ödediğimiz gibi.
Bunları yapanlar, daha önceleri olduğu gibi gün gelir gider, unutulur biter, ama acısını vatandaş yıllarca çeker.
Bu haber 650 defa okunmuştur

:

:

:

: