Alkışlar Türk medyasına...

Demokratik yönetim bir medeniyet meselesidir. Demokrasi kültürü olmadan demokrasinin yaşanması zordur. En azından, Türkiye'nin demokrasiye ulaşma sürecinde yaşadıkları bu işin öyle ders kitaplarında söylendiği gibi de olmadığını, olamayacağını sergilemektedir.
Yusuf KANLI

200 yılı aştı Türkiye'de 'mutlak iktidardan' göreceli olarak 'paylaşılan iktidara' geçme çabasına girişileli. Cumhuriyet öncesinde de, tek partili dönemde de, çok partili hayata geçişten sonra da bu alanda hep sorunlar oldu.
İster bunun adına 'bürokrasinin direnmesi' deyin, ister 'askeri tahakküm' deyin, isterseniz 'komitacılık geleneği' diye adlandırın. Türkiye'de demokrasi hep problemli oldu.
Bir faktör de belki 'güce tapan' veya 'kaderci' toplumlarda görülen, dini kültürün 'yönetene uyacaksın' öğretisiyle de güçlenen 'itaatkâr' toplumsal yapımızdan kaynaklanmaktadır.
Hep deriz, en kötü sivil yönetim olağanüstü yönetimlerden iyidir diye. Yaşayarak öğrendik bunu. Türkiye'nin yakın tarihi darbelerin ne kadar derin izler bıraktığını, toplumsal ve siyasal gelişmeye ne büyük sekte vurduğunu açıkça ortaya sermiyor mu? Darbelere izahat aramak, açık seçik söylüyorum, alçaklıktan başka bir şey olamaz. Eğer az biraz uğraşılır ise her olağanüstü gelişmeye mantıklı bir izahat bulmak mümkündür. Ancak, 'eğer', 'ama', 'fakat' ve benzeri kelimeleri kullanmadan konuşabilmek gerekir.
Darbe olduğu zannını kardeşten öte dostlarımla bir yemekte alçaktan uçan uçaklar ve İstanbul köprülerinin askerlerce kapatıldığı haberleriyle aldığımda ağzımdan dökülen 'Olamaz, yine mi... Türkiye yine mahvolacak, yine onlarca yıl geriye gideceğiz' sözleri döküldü. 15 Temmuz Kıbrıs Rum darbesini ve 20 Temmuz Barış Harekâtının yıldönümünü anlatmak üzere benim de konuşmamın istendiği o yemekte Demokrat Parti yönetimine karşı 27 Mayıs 1960 darbesini yakından bilen, sonuçlarını yaşayan, yaşayanların acısına tanıklık edenler de vardı. Tabii ki birinci nesil değildi bu dostlar, ya evlat, ya siyasi arkadaş olarak birinci nesilden aktarımlarla o günleri dolaylı yaşamışlardı. Gözlerde bir kez daha 1960'ın acısını gördüm.
Doğrudur, 1960 darbesi olmasaydı Türkiye demokrasisi karşılaştığı sorunları demokrasi içerisinde çözebilmiş, iktidarlar seçimle geldiği gibi seçimle de gidebilseydi bugün çok daha farklı bir yerde olurdu Türkiye demokrasisi. Öyle bir Türkiye'de üçüncü dünya ülkesi gibi darbelerden, askeri-sivil bürokrasi ve saire tahakkümünden bahsetmez, sorunlara demokrasi içerisinde çözüm bulma geleneği yerleşmiş olurdu.
Bu açıdan Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Okkar'ın ölümle tehdit altında dahi darbe bildirgesini imzalamayı reddetmesi takdire şayan bir gelişme olmuştur. Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar'ın 'Seçilmiş meşru cumhurbaşkanı ve hükümetin emrindeyim' duruşu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güvenliğini sağlama adına adım atması takdir edilmelidir.
Ama, darbe nasıl önlendi diye sorulacak olursa, özgür medya diyeceğim.
Eğer 1960'da daha birkaç gün önce on binlerce coşkulu insana hitap eden Başbakan Adnan Menderes 27 Mayıs'ta gözaltına alındığında halk sokağa dökülebilip, seçtiği başbakanı, seçilmiş demokratik meşru hükümeti korumak için inisiyatif kullanabilseydi, 1960 başarılı olabilir miydi? Bu soru 15 Temmuz akşamına kadar hipotetik bir soru, cevabı bilinmeyen bir konu idi. Bugün artık cevabı biliyoruz. Alkışlar Türk medyasına.
Her şeyi göze alıp, darbe yönetiminin baskılarını ve emirlerini hiçe sayıp yayına devam eden, halka doğru haberleri vermenin yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakanın 'Meydanlara inin' mesajını halka ileten özgür medya demokratik yönetimin kurtarıcısı, bekçisi olmuştur.
Darbecilerin TÜRKSAT yönetimini ele geçirememeleri, özel televizyonların sesini kesememeleri, CNN-Türk'e yapılan baskının çok geç gerçekleşmesi ve Türk medyasının o gece boyunca şehit de vererek demokrasiden, meşru hükümetten, demokrasiden yana tavır alması sadece Erdoğan ve AKP hükümetini değil, Türkiye'yi ve Türk demokrasisini korumuş, kollamış, darbenin def edilmesine imkân vermiştir.
Türk basınının çok ciddi sorunları olduğunu hep dillendiriyoruz. Umarım bu gün bu şikâyetlerimizin haklılığı ve özgür medya için uğraşılarımızın doğruluğu her yerde, makamda, daha net görülmüş, anlaşılmış ve Türkiye için gerçekten yeni bir sayfa açılmıştır. Umarız bu musibetten en azından bu hayır doğsun.
Bu haber 275 defa okunmuştur

:

:

:

: