Eyyy Anadolu yüreğim parça parça

Üzgünüm, gerçekten çok üzgünüm. Türkiye için uzun zamandır, üzgünüm, üzülüyorum, kaygılanıyorum. Yanı başımız da, insanıyla, toprağıyla, tarihiyle, sevdiğim ve sevmeye devam edeceğim Anadolu.
Bu şekilde yönetilmeyi hak etmiyor, bu şekilde anılmayı, bu şekilde ağlamayı, acı çekmeyi hak etmiyor.
Gözyaşı dinmeyen Anadolu, içim parçalanıyor.
Demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden, kuvvetler ayrılığından, hukuktan, yitip giden canlardan, kutuplaşmadan, bölünmeden, terörden, uzun zamandır gündemden düşmeyen bu yaşananlardan dolayı üzgünüm, içim acıyor.
Gazete okuyamıyorum, televizyon izleyemiyorum, sosyal medyaya bakamıyorum, içim parçalanıyor, resim ve görüntüleri midem kaldırmıyor.
Neyin kavgasıdır bu, nedir paylaşılmayan?
Kurumlar birbirini tamamlar, herkes, her kurum işin yapar, üzerine düşeni yerine getirir.
Herkes işini yaptı mı sistem çalışır, raylar oturur, çarklar sorunsuz işler.
Geçtiğimiz cuma akşamı tarihe tanıklık ettik.
Türkiye bir askeri “Darbe” girişimine sahne oldu.
Aslında bir darbe girişiminden çok, bir eylemi andırıyordu yaşananlar.
Türkiye askeri darbeleri yakın tarihinde birkaç kez yaşadı.
“Türkiye'deki ilk darbe, 27 Mayıs 1960'ta, Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti iktidarına karşı yapıldı.
Türkiye'de ikinci darbe, 12 Mart 1971'de yaşandı. Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel Başbakanlığındaki hükümet istifaya zorlandı. Demirel, muhtıraya direnmeyerek istifa etti.
Türkiye, tarihinin en karanlık dönemlerinden birini, 12 Eylül 1980'de, dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğinde emir-komuta zinciri içinde yapılan darbe ve izleyen süreçte yaşadı.
1980 darbesinden 17 yıl sonra, tarihe 'post-modern darbe' olarak geçen 28 Şubat sürecinde, 12 Mart darbecilerine benzer bir yöntemle Necmettin Erbakan liderliğindeki REFAHYOL koalisyon hükümeti istifaya zorlandı. Başbakanlık koltuğuna oturalı henüz bir yıl olan Necmettin Erbakan istifa etti.”
Ve 15 Temmuz 2016 cuma gecesi yaşananlar.
Sadece Türkiye değil, tüm dünyada yıllarca unutulmayacak görüntüleri yaşattı.
Asker içinde hangi kademelere kadar indiği henüz belli olmayan bir girişim yapıldı.
İlk defa siyasi kesim ve darbenin yapıldığı siyasi iktidar adına kimseye müdahale edilmeden, direk sivil vatandaşın, polisin, askerle karşı karşıya geldiği, Meclisin bombalandığı, linçlerin yaşandığı olaylar ortaya çıktı.
Siviller askerle çatıştı, vatanı korumaya emirle giden askerler, bu sefer emirle yolları kapattı.
Askeri darbeler de, sivil darbeler de, demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, farklı düşüncelere darbedir.
Birbirinden farkı yoktur, as olan hukukun, demokrasinin galip gelmesidir.
Askeri darbe girişimine karşı dururken sivil darbeye de karşı durulmalı, yoksa ne farkı kalır ki?
Emirle bir işe girişen askerlerin linç edilmesi, kafalarının IŞİD yöntemi gibi kesilmesi, darbe kadar yanlıştır.
Bunları yapanlar, darbeciler kadar suçludur.
Yasa dışı bir suça girişenler kim olursa olsun, yargı huzurunda cezalandırılmalıdır.
Bu asker de olsa böyledir, sivil de olsa böyledir.
Darbe kinle, öfkeyle, kanla bastırılmaz.
En başta darbenin sebepleri, hukuk, ekonomi, adalet, kalkınma hamleleriyle önlenmeli, sebepleri ortadan kaldırılmalı.
Demokrasi herkese lazım, demokrasiden bahsedenlerin, demokrasiyi özümsemesi şart.
Türkiye uzun zamandır kendi kendiyle, kendi insanıyla, kardeş kardeşe savaşıyor.
Dönüşüyor, değişiyor, normalleşmesi, demokratik değerlere gelmesi çok uzun yıllar alacak.
Bu düşüncem elbette iyimser şartlarda olabilecek düşüncelerdir.
Mevcut iktidar yıllardır sürdürdüğü çizgiden çıkmaz, bölmeye, kutuplaştırmaya devam ederse, Türkiye girdiği çıkmazdan çok zarar görecek.
Haziran seçimlerinden sonra değişen, kana, acıya, gözyaşına, feryatlara, sahne olan Anadolu’nun bu acılarının hafiflemesi kolay olmayacak.
Son yaşananlardan sonra mevcut iktidar daha da güçlenecek, gündemde olan birçok konu, unutulacak, istikrar vurgusu yapılacak, güçlü bir sistem çağrısı yinelenecek.
Peki, kim kazandı, ya da kimler kazanıyor?
Yaşananların hepsi senaryo mu, Türkiye de bir erken seçim olur mu? Başkanlık sisteminin önü bu olayla açılır mı?
Sonuç ne olursa olsun, siyasi iktidarın adımları tüm yaşananların cevabını verecek.
Tarih bunları unutmayacak, daha öncekiler gibi gün gelecek tarih kendini yazanları deşifre edecek.
Geçmişle hesaplaşan, hesap soran, özeleştiri yapan, özgür Türkiye ve kurumları tarihle beraber sorgulayacak.
Bu haber 667 defa okunmuştur

:

:

:

: