KKTC ne kadar güvenli?

Türkiye de karmaşa durumu devam ediyor. Hayat kolay kolay normalleşmeyecek.
Yaşananlar sıcak tutuluyor, darbe girişimi sonrası gözaltılar, tutuklamalar devam ediyor.
Kim suçlu, kim suçsuz, kim uzakta, kim yakında, kim güvenilir, kim güvenilmez belli değil.
Her an, her şey değişebilir.
Türkiye hükümeti, darbe girişiminden sonra 3 ay geçerli olacak OHAL (olağanüstü hâl rejimi) kararı aldı.
Bu karar temel haklar konusunda önemli kısıtlamalar getirecek.
Elbette istencim;
Hayatın normal seyrine girmesi, devlet çarkının işlemesi, hukuk ve yargı sınırları içinde, yasa dışı işler yapan her kim varsa cezasının verilmesi.
Bizler neler olduğunu anlamaya çalışıyoruz, şaşkın şaşkın sağa sola bakıp değerlendirmeler yapıyoruz.
Aslında çok önemli bir soruya cevap aramamız gerek;
KKTC ne kadar güvenli?
Güven kelimesinden anlatmak istediğim, sadece emniyet güçlerinin görev yapması ile ilgili değil.
Bu ülkede, hayatın içinde olan veya olmayan her kurum, her okul, her dernek, her tarikat, her birlik ne kadar denetleniyor?
Kimin ne yaptığı biliniyor mu? Dernek kurmak, birlik oluşturmak, yapacakları ve yaptıkları faaliyetler nelerdir?
Var mı bir bilgi ağı, kontrol veya denetleme mekanizması.
Bazı bölgelerde kim olduğu, nereden geldiği belli olmayan insanlar, insan gurupları var.
Bizzat Başbakan söyledi;
“Olayları yakından takip ediyoruz. Burada da ciddi şekilde izlememiz gerekiyor. Burada da bağlantılar var. Bunları da biliyoruz. Bu anlamda da bazı sıkıntılar olabileceğini değerlendiriyoruz. Bunlar GKK( Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı) Polis olsun, her anlamda burada duruma hakimdir. Herhangi bir güvenlik sıkıntısı olmaması için güvenlik birimleri tüm tedbirleri almış durumdadır. Gerektiği takdirde, gereken adımlar atılacak durumdadır.”
Bu ülkede, yönetici konumunda olanların bile bildiği yapılanma mı var?
Neden izin verildi, yoksa birilerinin istemiyle mi bu görevlere atandılar?
Neden bunca zaman bir girişim yapılmadı?
Bu açıklama ile polis ve asker zan altında değil mi?
Burası her türlü denetimden uzak, ne arayan var, ne soran var, ne de sorgulayan, giren belli değil, çıkan belli değil.
Böyle bir ortam suç işlemek için tabi ki müsait.
İşlenen suçlar sadece adli olaylar değil, yasa dışı her türlü hareket, yapılanma, dini veya ideolojik kadrolaşma, söylediğim gibi yasa dışı, devlet kontrolü dışında bulunan her şey suçtur.
Özellikle eğitim kurumlarında yapılması gereken dini eğitim, yetkisiz, eğitimsiz, kontrolsüz ellerde olursa, sonu felaket olur.
Bu konuyla ilgili çok uzun zamandır süregelen tartışmalar var.
Ne kadarı devlet kurumlarınca ciddiye alınıp, üzerinde duruldu, denetimler yapıldı, kontrol altına alındı.
Çok bilindik bir yaklaşım ve hastalığımızdır “bakarız” durumu.
Toplumsal ortama sızmış yasa dışılık, devlet dışında devletler yaratır.
Özel okullar, üniversiteler, öğrenci olayları, zaman zaman yapılan eylem ve gösteriler, toplantılar ne kadar güvenli, devlet ne kadarına hakim?
KKTC'yi yönetenler, siyaset kurumu, emniyet güçleri bazı noktaları daha ciddiye almak zorundalar.
Türkiye de birçok yapılanmanın KKTC uzantılarının olduğu da her daim konuşulan, tartışılan meselelerden.
Türkiye de yaşanan olayları düşündüğümüz zaman, bizim dışımızda olayların geliştiğini görüyoruz.
Bunların kontrol ve denetimini, sınırlandırılmasını, disiplin altına alınmasını devlet yapacak.
Özellikle eğitimle ilgili;
Her okula denetleme amaçlı olarak girilebiliniyor mu?
Denetim yapılıyorsa, etkin mi, yasa dışılık var mı?
Varsa ne gibi yaptırımlar uygulanıyor?
Devlet olmak ve devlet yönetmek sadece makamlarla, nutuklarla olmaz.
En başta vatandaşın can ve mal güvenliği gelir.
Ülkede otorite kuramayan, yasa dışı olaylardan bir haber, iktidar dışında gaylesi olmayan bir yapı elbette güven vermez.
Bu haber 736 defa okunmuştur

:

:

:

: