“Arc House” neden kapalı?

Daha önce yazacaktım ama araya başka konular girince bugüne kaldı. Ülkede ki gelir ve gelirden pay alma anlamında, pastayı büyütmek lazım, bu her anlamda sağlıklı bir ekonomi için şart.
Daha fazla gelir, daha adil paylaşım, daha mutlu insan ve daha sağlam bir ülke demek.
Hele ki federal bir devlette, eşit ortak olmak için çaba gösterirken.
Çözüm olsun, olmasın, tüm olumsuzluklara rağmen yapılacak işler vardır.
Bizim için “devlet kurduk” bitti lüksü yok, her gün yeni bir başlangıç, yeni bir mücadeledir.
Olay sadece bunları iyi organize edebilmekte, yani iyi yönetim ve planlamada.
Elbette bizim dışımızda gelişen olaylar planlama ve uygulama alanımızı kısıtlıyor.
Böyle durumlarda daha farklı alternatifler yaratmayı başarmalıyız.
Turizm konusu hem gelir, hem de kendimizi anlatma açısından önemli.
Belki de kendimizi gösterme, var olduğumuzu kanıtlama, ürettiğimizi, kültürümüzü, derdimizi anlatmanın en iyi yolu.
Bu ülkenin ve biz de varız düşüncesinin yayılması, siyasetten çok sosyal ilişkilerle anlatılabilir.
Bunun için en iyi yol, yöntem ve imkânlardan biri mutlaka ki turizmdir.
Turizm başlığı altında birçok dalda, birçok iş yapılabilir, çeşitlendirilebilir.
Ve tekrardan altını çizmek isterim, bu konu sırf maddi kazançtan ötedir.
Türkiye ve bulunduğumuz coğrafya da yaşanan her olay olumlu veya olumsuz etkilenmemizi sağlıyor.
Sektör olarak en çok etkilenen kesim de turizmdir şüphesiz.
Türkiye iç dinamikleri, diğer ülkelerle ilişkileri, bunlara bağlı olarak dövizle ilgili gelişmeler hepsi bize yansıyor.
Bunların yanında bizim çok da iyi olmayan imaj sorunumuzda cabası.
Çevre kirliliğini söylemeye gerek yok.
Konuyla ilgili vatandaş duyarsız, bürokrasi karışık.
Anayollar, refüjler, her taraf çirkin görüntüler, boy boy otlar, dallar, ağaçlarla, bakımsız, sahipsiz kamusal alanlar.
Temizliği ilgili Belediyeler mi yapacak, devlet mi yapacak?
Işıklandırılan bölgeler de, sorumlu kim?
Sorumluluklar iç içe girmiş, karmaşık bir bürokratik problem.
Her sorunu tetikleyen öğrenilmiş çaresizliğimiz “siyasi istikrarsızlık”.
Hepsi bir araya gelince bugünkü karmaşayı yaşamak kaçınılmaz.
Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile bir söyleşimiz oldu.
Özellikle Türkiye’ye turizm konusunda açılmak için burada bulunan askeri personel ve öğrencilerle ilgili bir projeden bahsetti.
Askeri personelin, kuzey Kıbrıs'ın her bölgesin de dolaştırılarak, bilgi sahibi olması ve bunları ülkelerinde anlatmaları ile bunun ileriye dönük ülke turizmine sağlamasını beklediği olumlu etkiyi anlattı.
Aynı olay burada eğitim alan Türkiye kökenli üniversite öğrencileri için de düşünülüyor.
Sadece bunlar yeterli mi? Elbette değil.
Öncelikle iç pazar da ne yapılabilir?
Geçtiğimiz ramazan bayramında, özellikle kamuda uzun bir tatil dönemi oldu.
Kamuda dokuz günlük tatilin bir amacı da turizmde iç pazardı.
İçinde bulunduğumuz yaz mevsiminde, Türkiye ve üçüncü ülkelerde yaşananları düşünürsek, yine iç pazar da bir hareketlilik beklentisi vardı.
Bu hedeflere ulaşıldı mı?
Görünen o ki hedef tutmadı.
Bayram tatilinde vatandaş daha çok Avrupa turlarını tercih etmiş.
Uzun tatil amacına ulaşmamış.
Bunların da tabi ki bir sebebi var, bunları bulmak da önemli, çünkü planlama ve ileriye dönük alternatifler yaratmak beklentileri bilmekten geçer.
Turizm de öncelik insan memnuniyetidir.
İnsanları memnun etmenin önünde bir öncelik olamaz.
Daha sakin zamanlarda tüm hazırlıklar tamamlanıp, hedeflenen zaman için her şey hazır hale getirilmeli.
Parasıyla dinlenmeyi, eğlenmeyi, rahatlamayı, satın alacak insanlar sizin keyfinizi beklemez.
İşte bu da siyasi istikrar ister.

Dipkarpaz da, Turizm Bakanlığı ile Belediyesi arasında “Arch House” konusu bu olumsuzluklara bir örnektir.
Bu tesisin her türlü yatırımı ve işletilmesi Belediye tarafından yapılmaktaydı.
Bakanlık kilit vurdu, olay yargıya taşındı.
Turizm sezonunda eko- turizmin ilk tesisi, “Arc House” kapalı.
Bunu kime anlatabilirsiniz?
Belediye birilerine peşkeş çekilecek diyor, Bakanlık ihaleye çıkacağız çalışmalar sürüyor diyor.
Olanlar ise turizm için önemli bir tesise ve bölgeye oluyor.
Plansızlık, öncelik sorunu, başka hesaplar ve kendi ayağımızı bağlama, bunun başka izahı yok.
Bu haber 479 defa okunmuştur

:

:

:

: