Taka tuka

Ülkemizde, en iyi ulaşım kara yolu.
Yalçın CEMAL
yalcincmal@hotmail.com

Başka bir alternatif olmadığı için ulaşımda, insanlarımızın mahkum edildiği bir yol.
Tek ulaşım, maalesef bu.
Karayolu denildiğinde, asfaltlanmış yol akla gelmektedir.
Petrol ürününün en son atık maddesi olan ve halk dilinde, katran olarak bilinen bir madde.
Bunun da çeşitli kalitelisi var.
Amerikan asfaltı, sıradan asfalt diye isimlendirilir.
Motorlu araçların ve motorsuzların seyrettikleri yollar bunlar.
Yollarımızı da birçok çeşitle anabiliriz.
Asfalt yol, toprak yol, patika veya monobadi.
Her üçü de, kullanılan yol çeşitleri.
Bizde adanın her tarafı deniz olmasına rağmen, deniz ulaşımı hemen hemen hiç yok.
Hava ulaşımı ise, içte yüz ölçümü küçük olduğu için pek kullanılmıyor.
Demiryolu ise, İngiliz Emperyalizmi adayı terk ederken demir yollarını söküp, ada insanını imal ettiği motorlu araçlara mahkum etmişti.
20 Temmuz Barış Harekatından sonra oluşturulan devlette, ilk beş yıllık kalkınma planına Lefke’den Mağusa Limanına bir şimendifer hattının yapılacağı konusunda hedef konulmuş, plana yazılmıştı.
Bu, sadece yazımda kaldı.
Taksici ve otobüsçüden çekinildi veya korkuldu.
Ondan sonraki planlara girmedi.
Zaten zaman içinde planlı ekonomiden de vaz geçildi.
Ekonomimiz suyun akıntısına terk edildi, zamanımızda AB ‘nin uyguladığı ekonomik sistem uygulanarak.
Günü gün etmeye çalışıyoruz.
Ulaşımda kala kala tek bir yol olan, asfalt yollara kaldık.
Pekala, bu yollar tam manası ile istediğimiz emniyeti ve rahatlığı sağlıyor mu?
Bu yolların denetimi ve bakımı iki siyasi erke bağlı.
İlçeler arası yollar devlete, yerleşim birimlerindeki yollar ise Belediyelere.
Şehir ve kasabalardaki yollar, AB projeleri ve TC Büyükelçiliği tarafından finanse edilerek yapılmaktadır.
Birçok Belediyemiz, Kanalizasyon yapımının ardından asfalt da yapmaktadır.
Kanalizasyon ve sel sularının rögar kapakları daha evvel yapıldıkları için, daha sonra dökülen asfalt yolun en az 5-6 Cm aşağısında kalıyor.
O yollardan geçen araçların tekerlekleri, Takkk…kadak o çukurların içine düşüyor.
O yolun rögar kapaklarının asfalttan daha derinde olduğunu bilmeyen sürücüler için, sabotajın en büyüğü.
Ya, bisikletliler için elini ayağını kıracak biçilmiş kaftan.
Yayalar, araç sürücülerinden daha şanslı değillerdir.
Gece vakti birçok yaya, o derin rögar kapaklarına basıp geçmişte çoğunun, ayakları da kırılmıştı.
Kentler arası, yollara gelince: Ben, Güzelyurt’tan Lefkoşa’ya giderken çift şerit yolun Mevlevi
Çemberine geldiğimde, tam çemberin üzerinde, belli ki asfaltı başka bir firma yaptı veya aynısı yapmışsa bile düzgün yapamadı.
Yıllarca o çemberde sürücüler, aşağı yukarı 5-10 santimlik bir boşluğun içine tak… kadak düşerler.
Yine Yılmaz Köyü geçtikten sonra askeri birliğin yanında, asfalt yol hemen 5 -10- santim alçalıyor.
Arabanın tekerlekleri yine Takk… kadak bir ses çıkarıyor.
Buralarda manevra yaparak sürücüler, bu takk… kadak sabotajlardan maalesef kurtulamazlar.
Gelelim, Alayköy çemberine.
Oradaki asfaltta oluşan çukurlardan sıyrılabilmek için iyi bir sihirbaz olmak gerek.
Ya Girne yolu.
Bu olumsuzlukları diğer yollarda da, görmek mümkün.
Ölümlü kazalara, davetiye çıkarıldığının resmi.
Ulaştırmadan sorumlu Bakan, her gün Güzelyurt’tan Lefkoşa’ya gidip gelmektedir.
Bunları her gün yaşayıp, görmüyor mu?
Yoksa ulaşımını, helikopterle mi yapıyor?
Bu haber 208 defa okunmuştur

:

:

:

: