Atları da vururlar

Yazının başlığı, Amerikalı yazar Horace McCoy’un bir zamanların efsanevi eserinin başlığı..
Yazının başlığı, Amerikalı yazar Horace McCoy’un bir zamanların efsanevi eserinin başlığı..

“They Shoot The Horses, Don’t They” adlı bu yapıt, Amerika’nın 1930’lardaki ekonomik buhranlı günlerini oldukça kıvrak, gerçekçi dille yansıtıyordu..
Aynı isimle 1969 yılında beyaz perdeye film olarak gelince de ortalık birbirine girmişti.. Yemeden-içmeden ,ortaya konan 1500 dolarlık ikramiyeyi kazanmak için dans eden gençlerin dramı ve onları seyredenlerin öyküsü, izleyenlerin soluklarını kesiyordu filmde.
Geçtiğimiz yıl hayata veda eden ünlü yönetmen Sydney Pollack’ın yönettiği bu unutulmaz filmde başrolleri Jane Fonda, Suzannah York, Michael Sarrazin paylaşmıştı..
Bir yanda, dans pistinde çılgınca, ölümüne dans edenler.. Kazanılacak 1500 dolarlık ikramiye..
Bir yanda ise onları , adeta arenada aslanlarla , vahşi hayvanlarla mücade edercesine sadistik bir zevkle seyreden izleyiciler..
İki ayrı dünya.. İkisi de birbirinden besleniyor.. Ama ikisi de birbirinden çok uzakta..
Evet .. Kitaba isim olan “ Atları da Vururlar” cümlesi, günümüz İngiltere’sinde ne yazık ki gerçekleşiyor..
Ortak konu ekonomik kriz..
Yıl 1930.. Ve yıl 2009... Aradan geçen 80 yıllık sürede , köprülerin altından çok sular akıp geçse de dönüp, dolaşıp benzeri günlere geri geliniverdi..
Küresel kriz, ne yazık ki Britanya’da , atları da vurdu...
Oldukça pahalı , maliyeti yüksek olan at yetiştiricileri , ekonomik krizin son kurbanları arasında ..
Ve ne yazık ki çok sevdikleri, onlara inanılmaz heyecan, sevgi veren atlarını, bile bile ölüme göndermekten başka çare göremiyorlar..
At yetiştiricilerinin kaçamadığı krizin son kurbanları, atların kendileri .. Aynen kitabın adında olduğu gibi..
Britanya’da at bakım evlerine bırakılan atların sayısında beş misli artış olduğu belirtiliyor..Bir atın maliyeti yılda 5 bin sterlin.. Özellikle artık işe yaramayan yaşlı atları bırakacak bakım evlerinin olmayışı, yetkili ve hayvan sahiplerini, onları ölüme götürme dışında başka bir çareyle başbaşa bırakmıyor.. Ne yazık ki birçok at sahibi, yıllarca besleyip, baktıkları, ellerine doğan bu güzel , asil hayvanları öldürtmekten başka bir alternative sahip değil..
Ülkedeki “At Vakfı” yetkilileri, günlük maliyeti 20 sterlini bulan atları koyacak yerleri olmadığı için, yaşını başını alan atları uyutmaktan başka bir çare olmadığı görüşünde.. “Uyutmak”, at, kedi, köpek gibi evcil hayvanları “iğne” veya başka yöntemlerle öldürmenin kibarca söylenişi..
Atlar için uyutma işlemi, ya enjekte ile oluyor.. Veya başına sıkılan kurşunla. Böylece bu asil hayvanların sonu geliyor..
Tam kitabın başlığı gibi.. “Atları da Vururlar”
Ve başına sıkılan tek kurşunla , o bakmaya kıyamadığınız , tımarlı dev cüsseler, sessizce, kimseye yük olmadan hayata veda ediyorlar..
Ekonomik kriz, sadece insanları değil, ev hayvanlarımızı da etkiliyor ne yazık ki ..Yiyip-içmeleri, doktoru, ilacı, bakımları yılda binlerce lirayı buluyor. Kendine, çocuklarına bakmakta zorlananlar, onlara yıllarca arkadaşlık, dostluk eden, sevgi veren hayvanlarından, istemeden de olsa ayrılmak zorunda kalıyorlar..
1930’lar, 80 yıl sonra bütün dünyayı kıskacına almış durumda.. Kaçan pek az..Hergün bir yerden iflaslar, intiharlar, felaket haberleri yağıyor..
İnsanların kaçamadığı bu afet, hayvanları da etkiliyor ..Ve “Atları da Vururlar”, ne yazık ki kitapda, filmde kalmayıp, 21. yüzyılda yaygınlaşan bir uygulama haline geliveriyor..

Bu haber 163 defa okunmuştur

:

:

:

: